Fikrimin İnce Gülü, 4 Nisan 2001
Zeki Erkut

ZAVALLI ÇOCUKLAR

Zavallı diye nitelendirilen çocuklar, küçük yaşlarda sokağa salıverilen, işe koşulan çocuklar değil. Aile anlaşmazlıkları nedeniyle terkedilen çocuklar hiç değil. Afrika’da açlıktan kırılan, Uzak Doğu’da emeği sömürülen çocuklar da değil.

Zavallı diye nitelendirilen çocuklar, bizim çocuklarımız. Geleceğimiz, gözbebeklerimiz, 16’sında, 17’sinde, 20’sinde, 25’indeki çocuklarımız.

Zavallı diye nitelendirilen, acıyarak, surat buruşturularak telaffuz edilen çocuklarımız.

Niye mi zavallı?

Zavallı, çünkü kimse onlara Rum’un ne mal olduğunu anlatmamış!

Zavallı, çünkü milliyetçi-mukavemetçi-mukkadderatçı aile terbiyesi alamamış!

Zavallı, çünkü geleceğini Avrupa Birliği’de görme gibi bir gaflet uykusuna yatmış!

Evet, sağ-siyasi otoritelerimizin iki toplumlu temaslara önem veren, iki toplumlu etkinliklere katılan, dahası, bu tür temasların Kıbrıs’ta barışa hızmet ettiğine inanan gençlerimize yakıştırdığı sıfattır bu.

Zavallı çocuklar!

Sabah-akşam “huuu” çeken dergah mezbutları gibi şükran çeken, sağ-siyasi otoritelerin ağzından her çıkanı Tanrı emri kabul eden gençler de cici çocuklar!

Toplumda bölmedikleri bir gençlik kalmıştı, onu da parça parça ettiler.

Oysa zavallı diye nitlendirdikleri çocuklar, bizim çocuklarımız yani gençlerimiz, babalarından daha ileri görüşlerle eskiyi ve çağdışılığı değiştirip toplumumuzun geleceğini kurmaya soyunan gençlerimizden başkası değildir.

Eskiyi değiştirmenin, savaş ve gerginlik yerine barışı istemenin, ayni ada ve ayni gökyüzü altında yaşamağa mahkum olduğu Rum gençlerine elde silah mazgal deliklerinden bakmak yerine ortak etkinliklerde bulunmanın neresi zavallılıktır?

Gençlerimiz ne yaptıklarının ve niçin yaptıklarının bilincindedirler. Siz istediğiniz kadar radyolarınızdan, televizyonlarınızdan, kutlama günlerinizden kendi görüşlerinizin en doğru görüş olduğunu söyleyedurun, güneşi balçıkla sıvamanız mümkün değildir. Gençlerimiz barış istiyorsa, yaşamın gerçeği barışa olan ihtiyacı dayattığı içindir.

Gençlerimiz iki toplumlu temaslara önem veriyorsa, değişen dünya koşullarında savaşlara ve gerginliklere yer olmadığını bilince çıkarmalarındadır.

Gençlerimiz sağ-siyasal otoritelerin görüşlerine iltifat etmiyorsa, bu görüşlerin miadını doldurduğuna olan inaçlarındandır.

Gençler zavallı, kadınlar zavallı, dünya zavallı!

Böyle politika olmaz. Oraya buraya sataşmakla, ona buna efelik yapmakla, yaşamın dayattığı gerçekleri tersyüz etmekle bir yere varılamaz.

Varılsaydı bugün dünyanın şekli çoktan değişirdi.

Ama olmuyor işte. Politikanın da bir ahlakı, bir uslupu ve bir raconu vardır. Herkes kafasına göre bir politikaya takılamaz. Hayatın gerçekleri vardır, ulusal çıkarlar vardır, uluslararası dengeler vardır, uluslararası konjöktür vardır. Bunlar gözetilmeden politika yapmak mümkün müdür?

Ülkemize baktığımızda, sağ-siyasal otoritelerin yürüttükleri politikalarda tek bir kuralın dahi gözetilmediğini görüyoruz. Hani adına “politika” bile denmez, ya o başka mesele.

Sonra birileri çıkıyor ve “zavallı gençler” deyiveriyor.

Daha yetkili bir ağız, “dünya kırk yıldır Kıbrıs sorununu anlayamadı” diyor.

Öyle mi?

Kırk yıldır, davet edip yedirmediğiniz mi kaldı? Gazetecisinden politikacısına, dansözünden tüccarına, mafya babasından şambabasına kadar kimler geldi, kimler geçti?

Bunca insan, kırk yıldır savunduğunuz Kıbrıs davasını anlayamamışsa, biraz geri çekilin de başkası şansını denesin, olmaz mı?

Evet, zavallı olan gençlerimiz değil.

Zavallı olan, bir davayı kırk yıldır kırk kişiye anlatamayanlardır.


Zeki Erkut|Ana Sayfa