Fikrimin İnce Gülü, 10 Mayıs 2003 Zeki Erkut | ||
GÜRÜLTÜYE GİTSİN İSTEMEDİK Tam 29 yıldır iki toplumu ayıran kapıların aralanmasının üzerinden 8 gün geçti. 8 günde 100 bini aşkın Kıbrıslı taraf değiştirdi. Aralanan 2 sınır kapısı yoğun ilgi ve yığılma üzerine bugün 5'e yükseldi. Adanın batı ucunda yer alan Yeşilırmak köyünün Güney tarafında yaşayan Kıbrıslırumlar 1000 araçlık konvoyla oradan da geçit hakkı elde etmek için gösteri yaptı.Yeşiırmak köylüleri de Rumların bu eylemine destek verdi. Öyle anlaşılıyor ki sayın Denktaş'ın 2-3 gün önce dile getirdiği korkusu gerçekleşecek ve "kutsal sınır" delik deşik olacaktır.Doğrusu da budur zaten. Şimdiye dek yapılanlar küçümsenecek adımlar değil. Hatta bugün Türk otoritelerinin "Rumlara Kuzey'de otelde konaklamak koşuluyla 3 gün izin" hakkı tanıması da önemli ve ileri bir adımdır. Ama yetmez. Bunlar Kıbrıslıtürk toplumunun dünyayla kucaklaşması için hiç de yeterli adımlar değil. Örneğin Kıbrıslıtürk toplumunu nüfusunun fazlası İngiltere'de yaşıyor ama Güney'den Londra'ya uçuşlar KTHY ile uçuşların neredeyse yarısı fiyatında. Kıbrıslıtürk toplumunun diğer ülkelere uçuşları da güneyle karşılaştırıldığında iki-üç katı kadar pahalı olduğunu görüyoruz. Ekonomik zorluklar içinde yaşayan Kıbrıslıtürklere her seferinde fazladan okkayla para ödettirilmesini insafla bağdaştırmak mümkün müdür? KTHY'nın hurda uçaklarla pahalı seferler yapıp her yıl "kar ettim" diye böbürlenemesine son verilmesi de gündeme gelmelidir. Neden Kıbrıslıtürklere daha ekonomik fiyatlarla Güney'den sefer yapan uçaklardan yararlanıp dünyayla kucaklaşmasına olanak sağlanmasın? Güney Kıbrıs'la Türkiye arasında direkt uçuşların sağlanması için daha ne bekleniyor? Rezervasyonunu yapıp biletini alan Kıbrıslıtürklerin Güneydeki uçak seferlerinden yararlanması öncelikle ve en erken bir zamanda hayata geçirilmelidir. Sorunlar birer birer ortaya çıkıyor ama yöneticilerin tek yaptığı şey, bunları gündeme getirip çözüm üretmek yerine "kapıları ben açtım" yarışı yapmak. Onlar "açtım" diyor, biz ise "sadece araladınız"diyoruz. Bunu da kimin yaptığı ve niçin yaptığı da gün gibi ortada. Ama kapıyı aralamak kolay. Karar alırsın ve gerisine karışmazsın. Bu işin ne hazırlığı yapılmış ne de duyurusu. Beklenmedik bir anda ve 16 Nisan'ın hayal kırıklığının yaşandığı bir sırada karar verilmiş. Kapılara yığılmış binlerce insan, sıcak-soğuk demeden saatlerce karşı tarafa geçmek için sıra bekliyor, itişip kakışıyor. Düşüp bayılanlar da cabası. Sorunların asıl bu noktadan sonra başladığını görüyoruz ve bu sorunlarla boğuşmak en başta Belediyelere düşmüş. Doğruya doğru Lefkoşa, Mağusa ve Girne Belediyeleri bu konuda başarılı bir grafik izlediler. Su ve tuvalet gibi ihttiyaçlara hizmet verecek yapılanmanın sağlanmasından güneşten-yağmurdan korunmak için tentelerin kurulmasına kadar bir dizi önlem alındı. Yeni yol levhaları ve tanıtıcı broşürlerle Güneyden gelecek Kıbrıslırumlara daha ilk günden hizmet verilmesi suretiyle sınırlardaki işkencenin biraz olsun azaltılmasına çalışıldı. Etkin fiyat ve sağlık denetimleriyle de boğuşmak en başta bu üç belediyemizin omuzlarına yıkıldı. Üç belediye dedik. Lefkoşa Belediyesi, Mağusa Belediyesi ve Girne Belediyesi. Üçünün de ortak yanları var. Üçü de "Barış, çözüm ve AB" için yola çıkıp halkın oylarıyla yerel yönetimlere getirilen üç CTP'li . Bu üç Belediye Başkanları bugün halkın sevgi ve güveniyle işbaşında ve üç kenti hem birer Avrupa kenti yapabilmek için var güçleriyle çaba gösteriyorlar hem de sınır kapılarının aralanmasıyla ortaya çıkan sorunları gidermeye çalışıyorlar. Sınır kapılarını aralamak fazla birşey değil dedik. Asıl sorun ortaya çıkan bunca karmaşaya ve başıboşluğa bir denetim getirmek. Bunu da Belediyelerimiz gerçekleştirdi. "Barış, çözüm ve AB" bilinci sorunları çözmede inanılmaz bir ivme oldu. "Kapıları açtım" diye böbürlenenler biraz olsun bu Belediyelere destek olsalar, inanıyoruz ki yaşanılan sorunlar çok asgari düzeyde kalacaktır. Ama onlar popülist politikalarla ortalarda dolaşmayı ve oy avcılığı yapmayı tercih ettiklerinden ya da ellerinden bir iş gelmediğinden işin ağır yükü Belediyelere kalıyor. Kıbrıslırumların yoğun ilgisi altında olan Lefkoşa, Mağusa ve Girne Belediyeleri bugün örnek çalışmalarıyla Kıbrıslıtürk toplumunun yüzakı haline gelmiştir. Konuşma fırsatı bulduğumuz Rum konuklarımızın da bunu takdir ediyor olması asıl öğünülecek konunun bu olduğunu gösteriyor. "Barış, çözüm ve AB"! Normalizasyonu izleyecek ve Kıbrıs halkını barışa götürecek sihirli formül budur. Halk, politikacıların önünde gittmektedir. Bir-iki münferit olay yaşanmıştır ama çoğunluk kendi aralarında barışı sağladığını kanıtlamıştır. Bundan sonra yapılması gereken şey yine B.M şemsiyesi altında ve Annan Planı'na daha alıcı gözüyle bakıp adil ve kalıcı bir çözüme imzayı atmaktır. Bunca kargaşa arasında bu noktanın gürültüye gitmesini istemiyoruz. copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org
| ||