Fikrimin İnce Gülü, 11 Mayis 2001
Zeki Erkut
TRAFİK HAFTASI
Trafik haftası geleneksel şekliyle yine gündemdeydi. Yani hafta nedeniyle sorunlar dile getirildi,, bez afişler asıldı, ziyaretler yapıldı v.s.
Dedik ya artık bu tür etkinlikler oldukça gelenekselleşti, gelenekselleştiği oranda da bir avuç gönüllü insanın ortaya koyduğu çabalar artık kanıksanır oldu. Daha yaratıcı, daha ses getirici, toplumu daha derinden sarsıcı ve daha önemlisi bürokrasinin sağır kulaklarına, kör gözlerine hitap edecek etkinliklere ihtiyaç var aslında. Nihayet trafik sorunu, toplumsal bir yaramız, toplumsal bir ayıbımız. Onca çabaya, onca uyarıya rağmen ölümle sonuçlanan kazaların ardı arkası kesilmiyorsa ortada bir eksiklik ya da bir terslik var demektir. Deveyi görüp de “bunun neresi doğru, neresini doğrultayım” diyorsanız o başka tabii.
Bize göre işin peşini bırakmamak gerekir. Sadece ölümcül kazaların ardından yükselttiğimiz sesimizi, sorun tamamen çözümleninceye dek yükseltmeliyiz. Bu konuya neşter vurmak için yıllardır özveriyle çalışan insanlara destek olmak da ayrıca toplumsal bir görevdir. Bunu da belirtmek gerekir.
Uzunca bir süredir bazı iş arabalarının arkasında “sürücü hatalarını şikayet” edebileceğimiz bir telefon numarası görüyoruz. Yanlış bilmiyorsak bu işin öncülüğünü askeri araçlar yaptı. İyi de yaptılar aslında. Hatta örnek oldular ki çeşitli kuruluşlar iş araçlarının arkasına sürücüyü şikayet edebileceğiniz telefon numaraları yazdırdılar. Böylelikle aracında şikayet edilebilecek bir telefon numarası yazılı olan sürücü daha dikkatli olacak ve herhangi bir kazaya sebebiyet vermeyecektir. Nitekim çok sayıda aracın her halde şikayet edilebilir korkusuyla dikkatli olduklarını görmekteyiz. Sürücüyü bir tür baskı altında tutmak aslında fena fikir değil. Yine de bu sistem sanıldığı kadar işlememektedir.
Bunu denemek için yolda-belde rastladığım araçlardan rastgele birkaç telefon aldım. Sözümona sade bir vatandaş olarak aracında şikayet edilebilecek bir telefon yazılı olan sürücüyü şikayet edecek, arkasından da bunun sadece bir deneme nitelikli olduğunu, o telefon numaralarına iletilen şikayetlerin ne denli dikkate alındığını merak ettiğimi söyleyecektim. İlk çevirdiğim telefon numarası uzun uzun çaldı ancak yanıt veren olmadı.
Çevirdiğim ikinci telefon numarası “büyük” bir işverenimize aitti. Meramımı telefona çıkan sekretere anlatım. Sekreter dinledikten sonra beni bir başkasına aktardı, Ayni şikayeti ona da anlattım. O da beni bir üçüncü şahsa aktardı. Aldığım yanıt aynen şöyleydi: “ Beyefendi, biz söförlerimizi dikkatle seçiyoruz. Ama maalesef bazı kişiler müessesemizi küçük düşürmek için asılsız ihbarlar yapıyor. Sizin niyetinizin ne olduğunu ben nereden bileyim? Sonra her şikayette şöförü kapının önüne koyacak değiliz ya?”
Nasıl yanıt ama? Bozdur bozdur harca!
Şansımı bir kez daha denemek istedim. Bir numara daha çevirdim. Telefon numarası tamammış da arabayı bir süre önce satmışlarmış.Ona da eyvallah dedik!
Üçüncü kez denediğim numara biraz daha anlayışlı çıktı. Uzun uzun trafik sorunlarına ilişkin sohbet ettik. Meğerse aracın sürücüsü oğluymuş ama bir türlü söz dinletemiyormuş. “Her gün her gün şikayet. Bir gün belasını bulacak ama dur bakalım” dedi. Ama yine de oğlunu bir kez daha uyarma sözü verdi. Teşekkür edip asıl niyetimi anlattım. Anlayışla karşıladı.
Son kez çevirdiğim telefonda konuştuğum şahıs sıkı bir trafikle mücadeleci çıktı. Üstelik ilk kez bu türde bir şikayet aldığını da söyledi ve vatandaşların bu konularda daha duyarlı olmaları , şikayet etmekten kaçınmaları gerektiğini belirtti. “Vatandaş sorunun bilincindeyse başedemeyeceğimiz sorun kalmaz” dedi.
Demek ki bu güzel bir girişime vatandaşın daha fazla iltifat etmesi gerekiyor.
Trafik kazalarını önlemek istiyorsak gerek yasayla gerekse gönüllü olarak alınan önlemlere uymak gerekir. Bir merak ve küçük bir deneme sonucunun ortaya çıkardığı gerçek bu. Demek ki biraz yol aldık. Ama yeterli değil. Hala bazı şeyleri iş ola yapanlar da var.
Örneğin trafik kontrolleri. Adam 50 yaşına gelmiş, belki de 30 yıldır araba kullanıyor, torunu yaşındaki genç polis “ehliyetiniz var mı amca” diyor. Varsa trafik canavarına gol atılacak, yoksa amca hapı yutacak!
Ama amcanın kullandığı araba hurda mı, frenleri tutmuyor mu, lastiği kabak gibi mi olmuş amca meyhanede bir-iki tek mi atmış, bunları ölçüp tartan yok. Emniyet kemerini takmışsan, ehliyetin de varsa trafik sorunu kapanmış, trafik canavarı inine tıkılmış oluyor! Düşünelim bakalım, bunlar sorunu çözüyor mu?