Fikrimin İnce Gülü, 16 Mayis 2001
Zeki Erkut
YENİ AÇILIMLAR GEREK
Hükümetin sallantıda olduğu artık bir sır olmaktan çıktı. “Uyumluyuz” ya da “alternatifimiz mi var ki istifa edelim” mesajlarının verildiği günlerde de sorunlar yaşanıyordu. Şu günlerde iki parti arasında ipler iyice koptu. Zaten bir süredir UBP, küçük ortağı TKP’nin gözleri önünde ayni kan grubunda olan DP ile flört edip duruyordu. DP bu tür ilişkilerin yabancısı değil aslında. CTP ile hükümeti paylaştığı günlerde UBP ile gizliden gizliye pazarlık yaptığı unutulmamalıdır.
Politikanın dini imanı yok derler ya, bu deyişin haklılığı bir kez daha gözler önünde. TKP istediği kadar ağlayıp sızlasın, pusula UBP-DP hükümetini işaret ediyor.
Kolay olmayacak tabii. Bir kez UBP, DP ile koalisyon hükümeti kurmaya pek hevesli değil.Çeşitli dış baskılar olmasa TKP ile 40 yıl daha hükümetçilik oynamaya razı. Öte yandan düne kadar UBP için söylemediğini bırakmayan DP de UBP ile ortak bir hükümet kurmağa gönüllü değil. Ona yönelik dış baskılar olmasa sözünü bile etmeyecek.
Ama politika bu! Kaderde, nazlı gelin gibi hem ağlayıp hem gitmek de var.
Hayırlısı demeye dilimiz varmaz tabii. Çünkü bu hükümetten de hayır gelmeyeceği gün gibi ortada. Daha doğrusu bugünkü meclis aritmetiği içinden hayırlı bir hükümetin doğması da mümkün değildir.
Oysa 3 yıl önce ne umutlar ve ne beklentilerle seçimler yapılmıştı?
Milenyum çağında güya “yeni yüzler”, “genç milletvekilleri” ve “aydın insanlar”la çağdaş politikalar güdülecekti. Meclise yeni yüzler de girdi, genç milletvekilleri de aydın insanlar da. Sonuç tam bir hayal kırıklığı?
Şimdiki meclisin niteliği ile 5 hatta 15 yıl önceki meclisin niteliği arasında ne fark var?
Milletvekili var, kendine ve yakınlarına ekonomik ve siyasal çıkar sağlamaktan başka elinden bir iş gelmiyor.
Milletvekili var, mesleğini aksatmaksızın sürdürüyor ve arasıra mecliste boy gösteriyor.
Milletvekili var şablonlara boğulmuş 20.nci, hatta 19.ncu yüzyıl milletvekillerini çağrıştırıyor.
Oysa bu halk nice umutlarla nice yeni yüzleri, nice gençleri omuzlarında taşıyıp meclise sokmuştur.
Sonuç? Halk bin pişman!
Şöyle halk içine karışıp ağız yoklayın. Göreceksiniz ki halkın büyük bir çoğunluğu politikadan soğumuş, meclise ve milletvekillerine güvenini yitirmiştir. Haksız da değiller hani. 21.nci yüzyılda yeni anlayışların egemen olmasını, Kıbrıs Türk toplumunun değişime yöneltilmesini bekliyorsunuz, oysa seçtiklerinizin büyük bir çoğunluğu değişimi algılamaktan aciz vatandaşlar. Üzülüyorsunuz tabii. Toplumun önüne yeni hiçbirşey konmamasına, ekonomik sorunları aşamamasına, Rum toplumu Avrupa Birliğine tek başına girmeye hazırlanırken Kıbrıs Türk toplumunun bu süreçten uzak tutulmasına, eğitimde, sağlıkta, trafikte hala ortaçağ zihniyetinin yaşatılmasına, kısacası dünya 21.nci yüzyılı yaşarken size bunun yaşatılmamasına üzülüyorsunuz.
Hükümet değişikliği çare değil. Hem de hiç çare değil. Ali’nin külahını Veli’nin başına, Veli’nin külahını Ali’nin başına giydirmekle 21.nci yüzyıla yaraşır politikalar üretmek ve toplumun önünü açmak mümkün değildir.
İyisi mi herkes, yani siyasal partiler de, halk da, şapkayı önünde koyup düşünsün. Neredeyiz? Nereye ve hangi anlayışları temsil eden insanlarla gitmek istiyoruz?
Bu sorunun yanıtını bulduğumuz gün erken bir seçimde diretmekte yarar vardır.
Yoksa hükümette revizyonmuş, UBP-TKP koalisyonu gitsin de yerine UBP-DP koalisyonu gelsinmiş, bunlar abesle işgalden başka birşey değildir. Zaman kaybıdır ya da bile bile halkla dalga geçmektir. Buna da kimsenin hakkı yoktur.
Yeniden yapılanma gerek. Her alanda, hemen ve azami kararlılıkla. 50 bin aile ya da 200 bin kişilik toplum için bunu yapacak projesi, kadrosu, vizyonu, misyonu ve niyeti olmayan partiler ve parti üyeleri varsa, aradan çekilsin, halka bir fırsat verilsin.
Kıbrıs Türk halkı ekonomik refaha kavuşup, alnı açık, dünya halklarıyla kucaklaşmak ihtiyacındadır.