Zeki Erkut|Ana Sayfa


Fikrimin İnce Gülü, 1 Mayis 2001
Zeki Erkut

MAYIS COŞKUSU

Emeğin bayramı bugün yine kutlanıyor. Her ne kadar da binlerce emekçi bugün sıradan bir çalışma günü içinde olsa dahi bugünün tarihsel önemi azalmaz. Emeğinden başka sermayesi olmayan insanlar yine fabrikalarda, yine tezgah başında bugünün anlam ve önemi ile bugünleri borçlu olduğumuz cesur insanları hatırlar.

Artık 1 Mayıs’lar, emekle sermaye arasındaki o uzlaşmaz çelişkiye damgasını vurmuştur. Kim ne kadar engellese, kim ne kadar küçümsese de, dünyada sermayenin egemenliği var olduğu ve emeğin acımasızca sömürüldüğü bir dünyada l Mayıs’lar emeğin bayramı ve emekçilerin “birlik-mücadele-dayanışma günü olarak ağırlığını koruyacaktır.

Gerçekte dünya emekçileri 1 Mayıs’lara çok bedel ödemişler, çok sıkıntı yaşamışlar ve çok sayıda kurban vermişlerdir. O nedenle bu günün değerini iyi bilirler.

Bugün Kıbrıs Türk toplumu olarak DEV-İŞ’in başlattığı ve hala yüreğini koyduğu bu geleneği 41 demokratik örgüt ya da diğer bir ismiyle “Bu Memleket Bizim Platformu” sürdürüyor. Bugün toplumda gözle görülür bir coşku, gözle görülür bir hareketlilik var. Yığınsal olarak kutlanacak bu emeğin bayramında emekçiler sadece ekonomik taleplerini dile getirmeyecekler fakat ayni zamanda entegrasyona, Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğüne ve ekonomik yıkım paketlerine karşı ideolojik-politik mücadele programındaki kararlılığı da haykıracaklar. Sanırız, yaşanılan bu ağır ekonomik-politik koşullarda bu kararlılığın daha ağır basması kaçınılmaz olacaktır.

Nasıl olmasın ki?

Bir taraftan sayın Denktaş, eline her mikrofonu aldığında demokratik güçlere saldırıyor, kültür inkarcılığı yapıyor ve AB karşıtı ideolojik bombardumana geçiyor, öbür taraftan da UBP-TKP Hükümeti Ankara bürokratlarının ekonomik yıkım paketine karşı tam bir teslimiyetçilik örneği sergiliyor.

Demokratik güçlere ve “Bu Memleket Bizim” diyen herkese asıl bu noktada görev düşmektedir. Adına ister tarihi bir görev deyiniz isterseniz başka birşey, ama, demokratik güçler malum çevrelerin çok yanlı saldırı ve Kıbrıs Türkünü yok etme saldırılarına karşı utangaç tercihlerden ya da ikircikli politikalardan bir an önce sıyrılmaları gerekmektedir.

Kıbrıs Türkünün beklentisi budur. Özellikle, işsizlik girdabında yok oluşa sürüklenen, ya da ekonomik yıkım içinde bunalım geçiren emekçi kesimlerin beklentisi bu yöndedir.

1 Mayıs, bu beklentilerin doruğa ulaşacağı bir gündür ve herkesin beklentisi de ekonomik yıkıma ve Kıbrıs sorunundaki çözümsüzlüğe savunmacı bir psikolojiyle yaklaşılmasını değil, ilkeli bir çıkışla kurtuluşa gidecek bir yolun aydınlatılması ve bir programın açıklanmasıdır.

Yoksa, “Denktaş görüşme masasına dönmediği için çözüm yolu tıkanmıştır, Kıbrıs Türk toplumu Türk lirası kullandığı için ekonomik bunalıma girmiştir” gibi yaklaşımlar artık karın doyurmuyor. Yaşanılan sıkıntılar bu iki konu içine sıkıştırılmamalıdır. Daha doğrusu ekonomik ve politik krizin analizleri yeterince yapılmıştır. Bunun ötesinde ne söylenecek? İşçiyi, işsizi, emekliyi, memuru, tüketiciyi, ev kadınını ,gençliği, esnafı, bankazedeyi, çiftçiyi, hayvancıyı, sanayiciyi, turizmciyi kucaklayacak toplumsal bir dinamik nasıl örgütlenecek, hangi hedeflere yöneltilecek ve bu hedeflere nasıl varılacak?

Ekonomik yıkım içindeyiz. Kültürel saldırı altındayız. Entegrasyoncu dayatmalarla karşı karşıyayız. Bunları yeterince dile getirdik. 1 Mayıs belgilerinde zaten bunlar yer almaktadır. Asıl sorun bu saptamadan sonra başlıyor. Kafa bulanıklığına yol açmayacak şekilde somut olarak ne öneriliyor?

Gerçekte, Kıbrıs Türklerinin önünde fazla seçenek de kalmamıştır. Daha doğrusu birden fazla seçenek yoktur.

Toplumumuz için tek alternatif “Avrupa Birliği” ise -ki öyle görülüyor- , halkımızın bu konuda somut, kararlı ve ilkeli bir politik programa ihtiyacı vardır. “Bu Memleket Bizim Platformu”na işte bu noktada iş düşüyor. Tarihsel misyonu bu noktada ortaya çıkıyor. Bugün ya da yarın bilinenin ötesinde yeni olarak ne söylenecek? Tüm toplum bunu istiyor ve bunu bekliyor. Özellikle de bugün. Yani “yoksulluğa, entegrasyona hayır, barışa evet” belgisinin yükseltildiği bu 1 Mayıs, işçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma gününde.

Hedefi bilen, bu hedefe varmak zorundadır. Şu ya da bu şekilde!


Zeki Erkut|Ana Sayfa