Zeki Erkut|Ana Sayfa


Fikrimin İnce Gülü, 21 Mayis 2001
Zeki Erkut

ULUSAL HALK HAREKETİ

Örgütler kervanına UHH de katıldı. Hayırlı olsun diyemeyeceğiz çünkü hayırla hareket edilmediği çok açık. Zehir zemberek bildiriler, tehditler, gizli-kapaklı kadrolar, ortalığa saçılan teşkilatvari korku..

Tekmili birden gangster filmi gibi.

Oysa biraz şeffaflık gerekmez miydi? Vatanı kurtarmak için bunca çaba ortaya koy, köy köy dolaş duvarlara afiş ve bildiri yapıştır, köşeye sıkıştırdığın köylü vatandaşa ajitasyon çek, vatan ve millet hainlerini susturacağına yemin et, ama seni kimse tanımasın, kime bilmesin.

Meçhul asker anıtı için biçilmiş kaftan!

Ne gerek var? Hangi kurban kendisini yok etmek ya da susturmak isteyen katilini tanımak istemez ki? Tetiği çekecek olan kadar emri verecek olan da bilinse ne olur sanki?

Bakınız ortada bu kadar faili meçhul cinayet var. Sözümona onca vatan-millet-sakarya düşmanı hain öldürüldü de tetiği çekenle tetiği çektiren göğsünü gere gere ortaya çıkıp “ben yaptım” diyemedi. Göğüse takılacak madalyalar ortada kaldı!

Bu milletin meçhul kahramanlara ihtiyacı mı var?

Gerçekte UHH’nin vatanı kurtarmasına diyeceğimiz yok. Hatta saygı ile de karşılarız. Her toplumun bir mesihe ihtiyacı olduğu kesin. Ne var ki işe başlar başlamaz bir dizi hatalar, bir dizi saçmalıklar peşpeşe geldi. Yani teşkilat, işin başında güven vermedi.

Önce bez pankartlara Türkiye yerine “Tükriye” yazıldı. Vatan ve millet hainlerini gözünden tanıyan, soluğunu dinleyen, adım adım takip eden bir teşkilat nasıl olur da bu kadarcık hatayı gözünden kaçırdı, anlaşılır gibi değil.

Başka bir saçmalık daha var. Zehir zemberek bildirilerden anlayabildiğimiz kadarıyla kurtarılacak vatan KKTC! Ya da Dışişleri Bakanı özbe öz Kıbrıslı Tahsin’in deyişiyle “bayrağı sonsuza dek yaşayacak KKTC”!

Ama bakıyoruz ki UHH’nin afişlerinde ne KKTC ibaresi var ne de KKTC bayrağı. Tarihe gömülmüş sanki. Yerine seçilen figürler ise daha yürekler acısı. Neymiş? Kıbrıs’tan (ama nedense bölünmüş Kıbrıs’tan değil, o da hayret ki ne hayret) Türkiye’ye uzanmış yumruğu sıkılı bir kol ve Atatürk.

Evet, yanlış anlamadınız. Her ne hikmetse ve hangi akla hızmetse, yumruğun ortasına Atatürk figürü yerleştirilmiş.

Şimdi bu amblemi gelin de dünyaya tanıtın. Dünya, Türkleri öteden beri “barbar”olarak tanımlıyor. Avrupa’nın göbeğinde, örneğin Prag’ta, Budapeşte’de elleri yalın kılıçlı Osmanlı heykelleri var. Hergün binlerce kişi bunlara bakıp “İşte Türkler” diyor. Ne yazık ki Avrupa’da Türkün imajı budur.

İtalyanlar çocuklarını korkutmak için “Türkler geliyor” diyor. Avrupa ülkeleri parlamentolarında Türkiye’yi kınayan “soykırım” iddiaları karara bağlanıyor.Onlar için Türkler, “barbardır, zalimdir, işkencecidir”!

Evet, UHH’nin o afişine bakan ve o zehir zemberek bildirilerini okuyan herkes, eminiz ki Avrupa’lıları daha iyi anlayacaktır. Oysa, vatanı-milleti sevmek ve kurtarmak öyle yanlış mesajlar vermekle ve saçma görüşleri haklı çıkaracak tavırlar sergilemekle olmadığı açık. Nihayet uygar insanlarız. Tehdit etmekden, yumruk göstermeden vatan kurtarılamaz mı?

Sonra niye Atatürk? Atatürk nasıl olur da bu kadar uluorta kullanılabiliyor? Denktaş, Eroğlu, Akıncı, Ecevit, İsmail Cem, Şükrü Sina, DGM savcıları, kaymakamlar, mülki idare amirleri bu işe niye ses çıkarmıyor?

Bunlar Atatürkçü. Atatürk’e toz kondurmamaya özen gösteren insanlar . Bilmezler mi ki Atatürk, “yurtta sulh, cihanda sulh” özdeyişiyle hem Türkiye’nin yolunu aydınlatmış hem de komşu ülkeler başta olmak üzere tüm dünyaya Türkün dış politikasının barış olduğunu öğretmiştir? Atatürk’ün “yurtta sulh,dünyada sulh” ilkesinin simgesi yumruğu sıkılmış bir kol olabilir mi? Bu nasıl barış politikası diye millet merak edip sormaz mı?

Şimdi gelin de yumruğu sıkılmış kolla Atatürk’ün bağlantısını dünyaya anlatın. Ne diyeceksiniz, doğrusu merak ediyoruz.


Zeki Erkut|Ana Sayfa