Zeki Erkut|Ana Sayfa


Fikrimin İnce Gülü, 24 Mayis 2001
Zeki Erkut

DİZİ FİLM GİBİ

Öyle günler yaşıyoruz ki kimin eli kimin cebinde hiç belli değil. Konusu gerilim, korku, şiddet ve tehdit dolu bir film seyrediyoruz sanki.

İki buçuk yıldır her fırsatta “uyumlu” olduklarını söyleyen UBP-TKP Hükümeti ortada çok ciddi bir neden olmaksızın bir anda bozuluyor.

Hükümetin büyük ortağı, “Yeni bir parti meclisi oluştu, bu parti meclisi koalisyonun bu ortakla sürdürülmesini istemedi, o nedenle hükümeti bozuyoruz” diyor.

Hükümetin küçük ortağı ise “Bu koalisyon hükümeti bozulmadı, bozduruldu. Türkiye’de Avrupa Birliğine giriş, Kıbrıs’ta demokratikleşme ve çözüm istemeyen çevrelerin Denktaş’la işbirliği sonucu bozuldu” diyor.

Dahası var.

Başbakan Eroğlu, ikametgahının 24 saat gözetim altında olduğunu ve eve giriş çıkışların gözetildiğini söylüyor.

Böyle bir ortamda, saray endeksli ve saray destekli Ulusal Halk Hareketi adı altında bir oluşum ortaya çıkıyor ve etrafa korku salıyor, tehditler yağdırıyor.

Arkasından Avrupa Gazetesi’nin basımevi bombalanarak havaya uçuruluyor.

Tam bir gerilim, korku, şiddet ve tehdit filmi!

Ve olayların gelişimi onu gösteriyor ki bu film henüz bitmedi. İsterseniz adına “dizi film” diyelim. Ya da “arkası yarın”!

Başka bir deyişle film devam edecek gibi.

Kuşkusuz böyle bir ortamda demokrasinin altı üstüne getirilir. Ne demokratik ilkeler kalır ne kurallar ve ne de kurumlar. Hepsinin içi boşaltılır ve “kimin eli kimin cebinde” diye ahlak dışı bir oyun oynanır. Bu aşamadan sonra siyasal yozlaşma daha da artar, toplumsal sorunlar daha da derinleşir ve köşeye sıkıştırılmış ya da tehdit altında olan halk doğal olarak tepkisini sokağa döker. Olayların gelişimi bu tepkiye yaldızlı davetiye çıkarmaya yöneliktir. Halkın sabrı tükensin, paniğe kapılsın , sokağa dökülsün ve “kana kan-intikam” gibi son derece ilkel ve tehlikeli bir eylem yolunu tutsun.

Evet, ne yazıktır ki oynanmak istenen oyun budur.

Senaryosu her nerede yazılmışsa yazılmış, konusu gerilim, korku, şiddet ve tehdit olan bir dizi film çevriliyor.

Aslında senarist de , başrol oyuncuları da , figüranları belli.

Açık oynuyorlar ve açıktan oynuyorlar.

Korkmuyorlar, çünkü arkalarını sağlam yere dayamışlar.

Çevirdikleri filmden bir beklentileri ve kazançları var. Film tutarsa parsayı toplayacaklar ama ya tutmazsa?

Bu filmin tutmaması lazım. Bu dizi film daha ilk bölümünde rafa kaldırılmalı ve yeni bölümlerin çevrilmesi için zemin bırakılmaması lazım. Reyting alamayan filmlere ne yapılırsa, bu filmin akibeti de o olmalı.

Bunun için yapılacaklar da belli. Tahriklere kapılmamalı, safları sıklaştırmalıdır.

Bu bağlamda,toplumsal muhalefetin başını çeken CTP’ye büyük görev düştüğü gayet açık. Bu filmleri seyretmeye en çok zorlanan CTP, oturmuş kadroları, köklü geçmişi, barışa ve demokrasiye bağlılığıyla bir kez daha halk kitlelerine yön verebilir, kötü niyetlilerin kavga ve karmaşa heveslerini kursaklarına tıkayabilir.

Bu arada hükümette varlık göstermeyen TKP’nin hiç değilse bu aşamadan sonra ve böylesi bir ortamda sosyal demokrat sorumluğunun bilinciyle muhalefetteki yerini alması beklenebilir.

YBH’yı da atlamamak gerekir tabii. Onun da toplumsal muhalefet içinde, belli çevrelerin azgınlaştırmağa çalıştığı karmaşa ortamının ateşini söndürmekte tarihi bir sorumluluk yüklenebilir.

Kısacası yaşadığımız koşullar ve bu koşulların neyi zorladığı ortadadır.


Zeki Erkut|Ana Sayfa