Fikrimin İnce Gülü, 25 Mayis 2001
Zeki Erkut
LİDER KADROSU
Mehmet Ali Birand’ın CNN-Türk’te “Kıbrıs’ta Gizli Örgüt” manşetiyle yaptığı programda 20 saniye kadar konuşmasına tahammül edilen Taner Etkin’i saymazsak Denktaş, Eroğlu ve Akıncı konuştu.
Konu, “Koalisyon hükümetinin bozulması” , liderlerin basında yer alan açıklamaları ve M.Ali Birand’ın “gizli örgüt” diye manşete çektiği UHH.
Seyredenler nelerin konuşulduğunu bileceklerdir. Ama seyretmeyenler için söyleyelim program -Taner Etkin’i saymazsak- üç liderin iç kavga ve hesaplaşmalarını gözler önüne serdi.
Akıncı, “koalisyon bozulmadı, bozduruldu” teziyle içini döktü. Doğal olarak öfkeliydi. Olup biteni bir türlü içine sindiremediği her halinden belliydi. Aslında, yanlış şeyler de söylemedi. Koalisyon hükümetinin bozulmasında başta Denktaş olmak üzere TKP’nin Kıbrıs sorunu ve AB’ne üyelik konusundaki görüşlerini affetmeyen çevreler olduğunu ileri sürdü. Bir de UHH ve demokrasi konsunda Denktaş ve Eroğlu’yla ters düşüyordu, koalisyonun bozulmasında bunlar da etken oldu.
Eroğlu, az konuştu hatta alttan aldı. Zaten Eroğlu’ndan başka türlüsü de beklenemezdi. Gerek TKP ile koaliyonun bozulmasında, gerekse DP ile yeni bir koalisyona gitmesinde insiyatifin başkalarının elinde olduğunu en fazla kendisi biliyordu. Yoksa UBP, her fırsatta “uyum” içinde olduğu TKP ile durup durduğu yerde niye ortaklığı bozsundu?
Baskılara direnemedi ve kerhen dahi olsa DP ile koalisyon ortaklığına boyun eğdi. O nedenle az konuşması, mahcubiyetini gizleyememesi son derece doğaldı.
M.Ali Birand’ın programında konuşan Denktaş ise bildiğimiz Denktaş’tı. 40 yıldır onun söylemekten bıkmadığı ama halkı bıktırdığı söylemlerini tekrarladı. Bu arada UHH’ye de sahip çıktı. Ama öyle bir allandırdı pullandırdı ki bilmeyen UHH’yi alıp baş tacı yapacak!
Taner Etkin de -malum, sarayda yetişti ve Denktaş’ın söylemlerini ezberledi- benzer şeylerle söyledi.
Denktaş’ın, Eroğlu’nun ve Taner Etkin’in “millici sloganlarını” dinlerken, halkın duygularına ne kadar yabancı olduklarını ve çağın ne kadar uzağında olduklarını bir kez daha gördük.
Demek ki devletin başında bulunanların “millici sloganlar”dan başka sığınacakları birşey kalmamış. Tek silahları “millici sloganlar”.
Kıbrıs Türk toplumu barış mı istiyormuş, demokratik hak ve özgürlerin korku ile geriletilmesine karşı mı çıkıyormuş, bir yol bulunup AB ailesi içinde yer almak mı istiyormuş bunlar bu lider kadrosu için hiç önemli değil. Onlar için “milli davanın devamı” ve “Anavatan’a bağlılık” yeter de artar bile. Bu ikisine sahip olmak ya da bu yoldan şaşmamak vatanın kurtarılması ve milli davanın selamete kavuşması için yeter de artar bile.
Ha, bu yoldan şaşanlar mı? Yani Rumdan, Amerika’dan, Avrupa Birliği’nden destek ve yardım alanlar, Rumla birlikte Avrupa Birliği’ne girmeyi savunanlar mı? Her ne kadar da UHH her türlü görüşe sevgi ile yaklaşıyormuş ama...
Neyse, görüntü son derece ruhsuz ve ilkeldi. Kavga ve kaosun beyaz camda yansıması hiç hoş değildi. Kıbrıs Türk toplumunda ne olup bittiğini yeterince bilmeyenler için ürkütücü bir tablo çizilmişti. Ve bu programı herhalde milyonlarca insan izlemiştir.
Aslında beyaz cama yansıyan bu kaos ve kavga, buzdağının su üstünde kalan küçük bir parçası gibidir. Yarın “Hutu-Tutsi Hükümeti” kurulsun, bir de TKP koalisyon rehavetiden kurtulup toplumsal muhalefet içinde yer alsın ve sayın Akıncı yaşadıklarını tefrika etsin, siz o zaman seyredin gümbürüyü! Denktaş mı Eroğlu’na tahammül edecek? Eroğlu mu Denktaş’a rakip olup adaylıktan tehditle el çektirildiğini unutacak, bunu göreceğiz.
İçte birbirlerine tahammül edemeyen, birbirlerine çağdaş ölçüler içinde yaklaşımda bulunamayan ve sürekli gerilim politikasından medet uman bu liderler Kıbrıs Türk toplumunu dış dünyaya nasıl anlatacak, nasıl tanıtacak?
Bu güne dek nasıl bir toplum yarattıklarını milyonlarca insan beyaz camdan izledi.
Merak ediyoruz, Ankara’nın şahinleri ve güvercinleri destek oldukları bu liderlikten ve bu liderliğin yarattığı toplum modelinden ne kadar memnundurlar?