Fikrimin İnce Gülü, 25 Mayıs 2003

Zeki Erkut

 

SaĞLiksiz DÜŞÜNceler

Akşam “TV Gazetesi” programına telefonla katılan bir bayan dinleyicinin öfkeyle dolu sözleri sanırım benim gibi ekranları başında olan pek çok insanın tüylerini ürpertmiştir.

Bayan dinleyici kendini “ üniversite mezunu, işsiz, üçüncü sınıf vatandaş muamelesi gören, ezilmiş, Kıbrıslıtürkler tarafından istenmeyen bir TC kökenli KKTC yurttaşı” olarak tanıtıyor ve içinde bulunduğu koşullar nedeniyle Kıbrıslıtürklere derin öfke duyuyor. Dahası, “bunca zaman ezildik, şimdi ezme sırası bizde” diyor ve kendine göre bir “başkaldırı” çağrısı yapıyor.

Bayan dinleyicinin görüşlerini paylaşan, hatta daha da ileri giderek Kıbrıs’ta Kıbrıslıtürklere karşı “cihat” içinde olan “yerleşiklerin” de olduğunu biliyoruz.

Daha önce de yazdık. Kıbrıslıtürkler ırkçı değildir. İnsanları renklerine, dinlerine, milliyetlerine ve doğdukları yere bakıp yargılamazlar. Böyle bir yaklaşım içinde olmadıkları için örneğin 29 yıl aradan sonra sınır kapılarının aralanmasından sonra kuzeye geçen onbinlerce Kıbrıslıruma karşı en küçük bir düşmanlık gösterisinde bulunmadılar. Oysa, başta sayın Denktaş olmak üzere statükocu çevrelerle devletin borazanı BRT’de gün 24 saat Kıbrıslırumlara karşı ırkçı ve düşmanca söylemlerde bulunuluyor.

Kıbrıslıtürkler kendilerini ırkçı ve düşmanca propagandaların etkisinden koruyup her kesimle barışık olmayı başarabilmiş çağdaş bir toplumdur. Bir tek Türkiye kökenli insanlara mı düşmanlık duyuyor ki bayan dinleyici kafasını bununla bozmuş?

Aslında bu sağlıksız düşüncelerin son zamanlarda sivrilmesinin başlıca nedeni sınır kapılarının biraz aralanıp Kıbrıslıtürklerin güneye geçmesine karşılık TC kökenlilerin bu haktan mahrum edilmiş olmalarıdır.

Zaten bu insanlar da bunu dile getiriyor ve haksızlığa uğradığını, ikinci ya da üçüncü sınıf vatandaş muamelesini gördüğünü iddia ediyor. Güneye geçiş hakkı kazansalar acaba benzer düşünceleri dile getirecekler mi, o ayrı bir merak konusu. Öfke bu ya.. Nerede ve nasıl duracağı hiç belli olmaz. Tıpkı akşamki gecede TV Gazetesi programına katılıp da öfke kusan bayan dinleyicide olduğu gibi. Meğer ne çok haksızlığa uğramış? İşsizmiş ve kendisine iş verilmemiş! Devlet dairelerinde “Türkiye kökenli olduğu için işi görülmemiş! Komşuları yine TC kökenli olduğu için kendisini sevmiyormuş, dışlıyormuş!

Daha neler neler..

Sağlıksız bir kafanın sağlıksız düşünceleridir bunlar.

Üretim çarklarının dönmediği, ambargolar altında ekonomisi taşıma suyla döndürülmeye çalışılan bir ülkede işsizliğe mahkum edilenler sadece TC kökenli insanlar mı? Eğer öyleyse ben niye 8 yıl kesintisiz işsiz bırakıldım? Kardeşim neden göç yollarını tutup İngiltere’ye yerleşti? 1963 yılı K.Kaymaklı göçmeni, 5.5 yıl mücahitlik görevi yapan ben niye rumlardan ganimet edilen bir eve sahip değilim? Neden bana da Harekat beraatı verilmiyor, göğsüme madalya takılmıyor? Neden ben de en azından Belediye otobüslerinden bedava yararlandırılmıyorum?

Ben bir Kıbrıslıtürküm ve ben de mağdurum.

Benim gibi binlerce Kıbrıslıtürk de her alanda mağdur edilmiş, itilmiş, göçe zorlanmış, partizanlıklara maruz bırakılmıştır. Her yıl binlerce üniversite mezunu insanın göç yollarına düştüğünü bu bayan bilmiyor muydu acaba?

Haksızlığa uğrayan sanki sadece kendisiymiş gibi öfke kusması, Kıbrıslıtürkler arasında da sağlıksız kafalarda infial yaratabileceğinin farkında değil mi bu bayan?

Kıbrıs’ta kim haksızlığa uğradı, kim ikinci ya da üçüncü sınıf insan muamelesi görüyor çetelesi tutulsa, eminiz ki bu öfkeli bayanın nutku tutulacaktır.

Ama bunları deşifre etmenin kimseye yararı olmaz sanıyoruz. Eğer öfkeli bayan başını kumdan çıkaracak olursa etrafında kendi mağduriyetine en az 5 kez fark atacak Kıbrıslıtürkler olduğunu görecektir.

Sadece herkesin şu bilmesi gerekir ki Kıbrıslıtürklerin kimseye düşmanlığı yoktur. Fakat yapay bir düşmanlık yaratmaktan yarar umanlar vardır. Buradan da Kıbrıslıtürklerle TC kökenli KKTC’lerinin arasını açmak için çaba gösterenlerin hatırı sayılır bir düzeyde başarıya ulaştıkları anlaşılmaktadır. Belki de öfkeli bayan bilerek ya da bilmeyerek bu amaca hizmet etmektedir.

Tekrar edecek olursak, evet, TC kökenlilerle Kıbrıslıtürkler arasına nifak sokulmuştur. Bunu yapanlar da başından beri Kıbrıs’ta çözüm istemeyen ve çıkarlarını çözümsüzlükte gören çevrelerdir. Çok azınlıkta olan bir gurup TC kökenli insan dışında ne yazık ki geriye kalanlar statükocuların yanında, Kıbrıs’ta barış, çözüm ve AB mücadelesi veren Kıbrıslıtürklerin karşısında yer almıştır. Bu gerçeği kimse inkar etmiyor, etmemeli. Ama sınır kapıları açılınca , Kıbrıs Cumhuriyeti ve AB üyeliği kokusu alınınca nedense bu insanlar birden bire “mağdurları oynamaya” başladı.

Önce bu toplumdan özür dilensin, özeleştiride bulunulsun demiştik. Yine geç değil. Kıbrıslıtürklere karşı öfke kusup “ezme sırası şimdi bizde” demek, çıkar yol değildir. Çıkar yol, Kıbrıslıtürklerin barış ve çözüm doğrultusundaki mücadelesine destek vermektir. Bu ülkede, bu topraklarda hak ve gelecek arayan herkesin yapması gereken budur. Hak o zaman alınır ve kazanımlar o zaman hak edilir.

Hem hak talep edeceksin hem de statükocuların yanında yer alıp halka karşı “cihat” açacaksın. Olmaz öyle şey.

Öte yandan niye toplum hedef alınıyor, onu da anlayabilmiş değiliz.

Annan Planı’nı reddeden ve TC kökenli KKTC yurttaşlarının konumunu zora sokan Denktaş-Ankara yönetimi. Olmazsa olmazları sıralayıp sudan bahanelerle çözümsüzlüğe oynayan onlar. Onlardan niye hesap sorulmuyor da barış ve çözüm isteyen toplum hedef alınıyor. Gitsinler Denktaş’ın kapısına öfkelerini kussunlar.

Gitsinler Ecevit’in, Deniz Baykal’ın, SS Gürel’in kapısına dayansınlar.

Gitsinler Doğu Perinçek’e, Devlet Bahçeli’ye, Bülent Arınç’a, Sinan Aygün’e öfkelensinler.

Asıl hedef onlar olması gerekirken işin kolayı bulunmuş Kıbrıslıtürkler hedef tahtası yapılmış. “Şimdi ezme sırası bizde”! deniliyor.

Sağlıklı bir kafanın ürünü değildir bu.

Ve inanmak isteriz ki TC kökenli Kıbrıslıların çoğunluğu böyle düşünmüyordur.

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org