Fikrimin İnce Gülü, 28 Mayis 2001
Zeki Erkut
TANSİYONU DÜŞÜRMEK
Bugün koşullar
değişti, kurtla kuzu yan yana, DSP ile MHP ayni koalisyonda
buluştu. Ama biz daha üniversitede öğrenci iken, yani 70’li
yıllarda, kurtlar sokaklarda sürek avına çıkar nerede bir solcu
ya da kendilerinden olmayan birini yakalarlarsa o anda hesabını
görürlerdi. Çok sıkıntılı, endişe dolu günler
yaşıyordu. Bir ara Ecevit’li sosyal demokratlar hükümete
gelmişti. Onların hükümete gelişi MHP’yi daha bir
çılgına çevirmiş, sokaklarda kan gövdeyi götürüyordu. MHP’lilerin
her hareketi, sol’u bir iç çatışmaya çekmek, Ecevit’li sosyal
demokratları hükümetten devirmek ve askeri darbeye yol açmaktı. Hatırlıyoruz
da o zamanlar, başta solcular olmak üzere aydınlar, demokratlar ve ülkesini seven her yurtsever,
herhangi bir olaya neden olmamak ve MHP’nin aradığı ortamı
oluşturmamak için evlere kapanmıştı. Evet, neredeyse bir,
birbuçuk ay, “aman olay çıkmasın”, “aman tansiyon daha fazla
yükselmesin” diye önlem almış, kendi üzerine düşen görevi
yapmıştı. Aradığı ortamı bulamayan MHP’li
militanlar ise günlerce sokaklarda “av” peşinde koşmuş ama
sosyal demokrat hükümet ve askeri darbeyle ilgili hevesleri kursaklarında
kalmıştı.
Durup dururken ve bunca
yıl sonra bunu niye mi hatırladık?
De-ja-vu sanki! Olaylar o
kadar çok benziyor ki neredeyse “ aaa, biz bu flimi daha önce görmüştük”
diyeceğimiz geliyor.
Şöyle: Bizde,
toplumlarararı görüşmeleri savunan ve Denktaş’ı
görüşme masasında görmek isteyen sosyal demokrat TKP koalisyon
hükümetinden uzaklaştırılıp yerine büyük ortağı
UBP gibi statükocu DP getiriliyor.
Rum toplumu Avrupa
Birliği’ne girmek için geri saymaya başladı.
Avrupa Birliği,
toplumlararası barış sağlanmasa bile, bazı
sıkıntıları göze alarak Rum kesmini AB ailesine katacak.
İsmail Cem, Şükrü
Sina Gürel, Ecevit ve diğer şahinler “Rum kesimi AB’ne tek yanlı
girerse tepkimiz sınırsız olacak” diye uluorta tehdit savuruyor.
Toplumumuzda birden bire UHH
diye bir örgüt peydahlanıp sağa-sola tehdit sallıyor ve bu arada
Avrupa gazetesi bombalanıyor.
Türkiye, ekonomik
sıkıntılarını unutturmak ve ilgiyi başka yönlere çekmek için birşeyler
yapmak ihtiyacı içinde. Daha şimdiden, Türk-Yunan ilişkilerinin
yumuşamasında büyük rol oynayan Yunan Dışişleri
Bakanı’nı gözden düşürmek için harekete geçti bile.
Güney Kıbrıs’ta
Akel, ilk kez seçimlerden birinci parti olarak çıktı ve bizim tarafta
yansıması “Girne’ye Yunan bayrağı dikmek isteyen ve tüm
göçmenlerin evlerine dönmesini savunan Akel partisi seçimi kazandı”
şeklinde oldu.
Tansiyonun yavaş yavaş yükseltilmesi için altyapı
hazır. Tıpkı 70’li yıllarda
yaşadıklarımız gibi.
İş kaldı daha
vehim olayları tetikleyecek tek bir yada bir-iki olaya. Bu nasıl
olabilir?
Akel’in ya da Pandreu’nun
Kıbrıs Türk liderliğini tahrik edecek bir demeci mi?
Silahlanma çabaları
mı?
Ege’de it dalaşı
mı?
B.M Güvenlik Konseyi’nde ya
da herhangi bir A.B kurumlarında Türkiye aleyhine alınacak bir karar
mı?
Daha önce alınan
kararların hayata geçirilmeğe çalışılması
mı?
Mutlaka birşeyler
gerek. Birilerinin Türk liderliği gözünde “affedilmeyecek bir hata
işlemesi” ya da “arzu edilmeyen bir adım” atması gerek!
Tansiyon yüksek
aslında. Vatanını seven herkesin bu ateşi düşürmesi
gerek.
Kurtlar sokaklarda sürek
avında çünkü.
Tıpkı 70’li
yıllarda olduğu gibi.