Zeki Erkut|Ana Sayfa


Fikrimin İnce Gülü, 3 Mayis 2001
Zeki Erkut

ASKERİ KANTİNLER

Askeri kantinler konusu yaklaşık 20 yıldır tartışılmakta ve zaman zaman toplumumuzun gündemini oluşturmaktadır.

Konuya en ağır eleştiriler sanırız market sahiplerinden ve biraz da bazı siyasal partilerden gelmektedir. Market sahipleri haklı olarak kendi çıkarlarını savunmakta, ve askeri kantinlerin kapatılması halinde ticari hacimlerinin artacağına inanmaktadırlar. Siyasal partilerin hareket noktası ise askeri kantinlerin yarattığı rekabet nedeniyle esnafın yok olup gideceğidir.

Gerçekte askeri kantinlerde Türk menşeli ürünler gümrüksüz olduğundan, markette satılanlara kıyasla daha ucuzdur. En azından bazı ürünler örneğin meyve, sebze, konserveler ve baklagiller daha ucuzdur.

Şimdi, askerin ticari faaliyette bulunması gerekir mi gerekmez mi ya da doğru mu yanlış mı tartışması bir tarafa, askeri kantinlere karşı açılan savaşı tartışmak gerekir.

Ben, açık söyleyim, 20 yıl önce de askeri kantinlere karşı değildim, şimdi de karşı değilim. Önce bunu vurgulamak istiyorum.

Neden karşı değildim? Neden hala ayni görüşteyim?

Bir kere toplumumuzda bir fiyat denetimi yoktur ve hiç olmamıştır da. Adına serbest rekabet denildi ve esnafın ya da tüccarın serbestlikten anladığı “gücünün yettiği yere kadar vurgun yap” oldu. Bir başka rekabetçi anlayış da üç-beş tane ithalatçı tüccarın kendi aralarında anlaşarak fiyatlar üzerinde denetim kurduklardır. Petrol ürünlerinde, sigarada v.s olduğu gibi.

Market sahipleri olaya kendi çıkarları açısından bakıyor.

Siyasal partiler, market sahiplerine, onların destek ve oylarından mahrum olmamak için askeri kantinlerin kapatılmasını istiyor.

Peki tüketiciyi düşünen, onun çıkarlarını düşünen var mı?

Olaya tüketici gözüyle bakıldığında askeri kantinler gerçekten yoksulluk sınırında olan binlerce insanımızı kurtarıcı ve onların bütçesini dengeleyici bir misyon taşıyor. Şöyle askeri kantinlere gidip bir bakınız. Kimler alışveriş yapıyor? Neler alıyor?

Yakın Doğu’nun oradaki askeri kantine gidip alışveriş yapanlar, içme suyunu evine bidonla taşıyanlardır. Sebze almak için saatlerce bekleşen insanlar ayni insanlardır, dar gelirli, yoksul insanlardır.

Mücahitler Sitesi’nin içindeki askeri kantin, belki de en yoksul olanıdır. Ancak onların da müşterisi surlar içinde izbe evlerde yaşayan, çok çocuklu yoksul insanlardır.

Girne’deki “ordu pazarı” daha zengin ama bakıyorsunuz Mağusa’dan, Güzelyurt’tan gelip alışveriş yapanlar oluyor. Haftada ya da onbeşgünde bir gelenler oluyor.

Ne derecede doğru bilmiyorum ama sivil şahısların askeri berberlerde 200-300 bin Türk lirasına saç kestirdiği söyleniyor. Dışarıda 3,5-4 Milyon Türk lirasından saç kesildiğini biliyor musunuz?

Peki dar ve yoksul insanımızın çıkarını kim koruyacak?

Askeri kantinlerden yığınla mal alıp marketinde fahiş fiyatla satan market sahibi mi?

Yüzde ikiyüz-üçyüz kar marjıyla satış yapan büyük marketler mi?

Askeri kantinlere karşı çıkmanın bana göre inandırıcı nedenleri çok azdır. Olaya dar bir açıdan bakılıyor ve bu bakış mesafesinde ne yazık ki tüketici çıkarları gözetilmiyor. Sivil şahısların askeri kantinlere muhtaç olmaları, oradan alışveriş yapmaları istenmiyorsa önce yoksulluk sınırındaki insanların ekonomik durumunu düzeltmek gerekiyor. Askeri kantinlere mahkum insanlara “askeri kantinlerden alışveriş yapma, git falan hipermarketten ayni ürünü iki katı para vererek al” demenin mantığı var mıdır?

Askeri kantinlerle rekabet edebilecek, daha doğrusu yoksul insanların da alışveriş yapabileceği kooperatif tipi marketler açılabilir mi? Bunca parti, belediye, sendika ve sivil toplum örgütümüz var. Hepsi de yoksulluğa karşı olduklarını söylüyorlar. Belça örneklerini çoğaltmak, ortaya koyacakları daha güçlü sermaye ile daha ucuza ürün ithal etmek çok zor birşey olmasa gerek.

Evet, askerin ticaretle uğraşıp uğraşmama tartışması bir yana, yoksulluk sınırındaki binlerce insanımızın bu kantinlere muhtaç olduğu unutulmamalıdır.


Zeki Erkut|Ana Sayfa