Zeki Erkut|Ana Sayfa


Fikrimin İnce Gülü, 8 Mayis 2001
Zeki Erkut

OLMAMIŞ GİBİ DAVRANMAK

Başbakan Eroğlu’nun ikametgahı bombalanalı uzun zaman geçmedi. Deliller yeni yeni değerlendiriliyor. Polisin bu aşamada kamuoyuna yaptığı tek açıklama Girne ve Mağusa’da patlayan bombaların benzerlikler taşıdığı, Eroğlu’nun ikametgahı önünde patlayanın ise daha farklı ve daha profesyonelce olduğu yönündeydi.

Bazı çevrelerin ürettiği ve diline pelesenk ettiği senaryoları bir tarafa bırakırsak olay neredeyse unutup gidecek.

Zaten daha önce Mağusa ile Girne’de patlayan bombaların tartışılma süresi de çok kısa olmuştu. Millet kendi derdine düşmüş ekonomik krizden çıkış yollarını aramakla mı meşgul yoksa “beni sokmayan yılan bin yaşasın” mı diyor, orasını kestirmek güç, ama görünen o ki peşpeşe patlayan bombalar karşısında birşey olmamış gibi davranma eğilimi ağır basıyor.

Oysa peşpeşe patlayan bombalar, özellikle Eroğlu’nun ikametgahı önünde patlayan bomba, ne tuhaf senaryolar üretilecek ve ne de Türkiye gazetelerinin 19.ncu sayfasında küçücük bir yer işgal edecek kadar hafife alınmalıydı. Nihayet, beğenelim ya da beğenmeyelim, sevelim ya da sevmeyelim olayın özü, bir siyasi makama , bir insana, bundan da ötesi kısıtlı ve özürlü diye tanımladığımız demokrasimize yönelik çirkin bir saldırıydı. Kaldı ki bu son olayda bir polis memurumuz da yara aldı.

Olay, daha ciddi hasarlara yol açsaydı ya da ölümle sonuçlansaydı tepkimiz daha ileri boyutlarda mı olacaktı? Ondan bile kuşku duyuyoruz.

Politika çoğu sağ siyasi partiler ya da gruplar tarafından olmak üzere o denli çirkinleştirildi, o denli yozlaştırıldı ki olayın vehameti bir tarafa bırakıldı Eroğlu fobisine dönüştü. Böyle bir olay başka bir ülkede olsaydı yer yerinden oynardı. Bizde bir Başbakan’ın evi önünde belki de canına kıyılmak üzere yerleştirilen ve profesyonelce yapıldığı açıklanan bir bomba patlıyor ve neredeyse “oh olsun” deniliyor.

Oysa bu tür olaylar kime ve neye yönelik olursa olsun ne haklı görülmelidir, ne de hafife alınmalıdır. Geçmişte, politikanın daha keskin, ilişkilerin daha gergin olduğu dönemlerde örneğin CTP lokallerine ya da ilerici-demokrat insanların ev ve araçlarına konulan bombalara karşı toplumun bir kesimi kayıtsızdı.Hatta “oh olsun, akıllarıyla otursunlardı” diyenler çoğunluktaydı. Evleri kurşunlanan, katledilen ilericiler, demokratlar da olmuştu. Telefonları dinlenen, mektupları açılan, e-mail’leri okunan insanlarımız var. Toplumun yine büyük bir çoğunluğu bu tür olaylar karşısında kayıtsızlığını sürdürüyor. Nasılsa kendi telefonu dinlenmiyor. Nasılsa ona gelen mektuplar açılmıyor, E-mail’lerine girilmiyor, evi kurşunlanmıyor, ölüm tehditleriyle dolu metuplar almıyor.

Vaktiyle Eroğlu da öyle düşünmüş olabilirdi. Yani, muhaliflere atılan bombalar, yağdırılan ölüm tehditleri, açılan mektuplar, dinlenen telefonlar, bunların hepsini de “olağan işler” cinsinden saymış olabilirdi.

Ama sayın Eroğlu, dün kayıtsız kaldığı, daha doğrusu önüne geçmek için birşey yapmadığı çirkin olaylara bugün bizzat kendisi maruz kalıyor. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde bir otel odasında “misafir” tutulduğunu ve ailesinin ne denli baskılarla karşı karşıya bırakıldığını Mısır’daki sağır sultan bile işitti. O günlerde Eroğlu ve ailesine yapıldığı ileri sürülen çirkinliklere, o çirkinlikleri daha önce yaşamış yüzlerce hatta binlerce insan içine sindiremedi, tepki gösterdi. Bugün de benzer tepki gösteriliyor. Benzer olaylara yine tepki gösterilecektir. Ta ki bu tür olaylara kayıtsız kalan tek bir insan kalmasın. Bugün bana, yarın sana! Ya da “susma, sustukça sıra sana gelecek”!

Evet, farklı görüşler olsun. Toplumumuz farklı görüşlerden zarar görmez. Hiçbir toplum da zarar görmemiştir. Farklılık, zenginliktir. Asıl zararı farklı görüşlere tahammülsüzlük gösterilmesinden görür. Hele tahammülsüzlük telefon dinlemekten, mektup açmaktan, işsiz bırakmaktan, casusluk senaryoları üretmekten de öteye geçer ve silah ya da bombayla susturmaya varırsa, işte o zaman zararların en büyüğü yapılmış olur.

Çirkinlikeleri ve zora dayalı eylemleri benimsememenin toplumsal bilince çıktığı gün inanıyoruz ki herşey daha güzel olacak.


Zeki Erkut|Ana Sayfa