Fikrimin İnce Gülü, 21 Haziran 2001
Zeki Erkut
ELDE VAR SIFIR
Hükümet programını Başbakan Eroğlu 1.5 saatte okudu.
Biz ise saf saf, belki satır aralarına sığınmış eli-yüzü düzgün bir proje buluruz niyetiyle tam 3 saatte okuduk. Hatta ayıptır söylemesi, sanki birşey bulmayı umuyormuş gibi haffiten bir kez daha okuduk.
Sıfır sıfır, elde var sıfır!
Daha Türkçesi, yeni hükümetin programında dişe dokunur birşey yok. Olması da mümkün değildi zaten. Hiçbir iddia taşımayan, zoraki kurulan ve ortakları arasında neredeyse bir “kan davası” olan bu iki partiden daha başka ne beklenebilirdi ki?
DP-CTP koalisyon hükümeti- günahı-sevabı bir yana- toplumda demokratikleşme yolunda yadsınamayacak bir yol katetmişti. O güne dek sindirilmiş, ağzını açamayan, düşüncesini ortaya koyamayan halk, zincirlerinden boşanmışçasına konuşmaya, tartışmaya, o güne dek olup biteni yargılamaya başlamıştı.
Ama o koalisyon hükümetinde CTP gibi sol tandanslı, demokrasiden, barıştan, insan haklarından, iki toplumlu temaslardan ve Federal Kıbrıs’tan yana bir parti vardı.
Üstelik CTP, Avrupa Birliği yolunda ilerleyen trene, Kıbrıs Türklerinin de bir yolunu bulup binmesinden yana bir politikayı dile getiriyordu.
Bunlar CTP’nin DP’yle yürüttüğü koalisyon hükümetinden dışlanmasına yol açtı.
UBP-TKP Hükümeti’nin sevabımı göremedik ama günahları dağ boyu. Yine de her fırsatta birbirleriyle “çok uyumlu” olduklarını söylemeden duramadılar.
Ama bu “uyumlu” hükümette TKP vardı. Sosyal demokrat, barıştan, demokrasiden, Federal Kıbrıs’tan, Avrupa Birliği’nden yana bir parti vardı.
TKP, nedenini hala soruyor, çünkü anlamış değil ama biz öyle sanıyoruz ki TKP, UBP’yle uyum içinde yürüttüğü koalisyon hükümetinden bu politikaları nedeniyle dışlandı
Bu demektir ki Kıbrıs’ın kuzeyinde barıştan,demokrasiden, insan haklarından, Federal Kıbrıs’tan ve Avrupa Birliği’nden yana bir politikayı savunan ve dile getiren bir sol partinin hükümet olma şansı asla yoktur.
Ne sol, ne de sol’umsu bir partinin!
Bu bizim saptamamız değil elbette. Ankara’da biçilen gömlek, sol için değildir. Sol’a o gömleği giydirmeyecekler.
UHH engelleyemezse, nüfus yapısı veseçim oyunlarıyla englleyecekler. O da olmazsa Anayasa’yı değiştirecekler, Başkanlık sistemini getirecekler. O da olmazsa, bir vali atayacaklar ve bu iş öyle gidecek.
Sol’a hükümet olma şansı ve fırsatı verilmeyecek de sağ partiler çok mu hükümetçilik yapabilecekler?
İşte UBP-DP Hükümeti. İkisi de sağ. İkisi de şükrancı. Ama, alın hükümet programını okuyun, ya da iki parti liderinin açıklamalarına bakın.
Hükümetin bir vizyonu yok.
Hükümet herhangi bir iddia taşımıyor.
Ses getirecek bir icraat yapacak niyet ve proje sahibi değil.
Biri “eşel mobil ve konsolidasyon”dan söz ediyor, öbürü “para nerede?” diyor.
Biri “ekonomik program yok” diyor, öbürü “var ama günün koşullarına göre yeniden düzenlenecek” diyor.
Biri “peşin maaşların kaldırılması yasal değildi” diyor, öbürü “biz yaptık oldu” diyor.
Bunlar neyi kotaracaklar? Bunlardan kim ne bekleyebilir?
Bakanlar Kurulu’nun ilk toplantısında gündem neydi?
Kredi Bankası’nın kurtarılması!
UBP-DP Hükümeti dayatılırken “göreceksiniz bu hükümet dünürü kurtarmak için kurulacak” diyenler haksız mıydı?
Kredi Bankası ele alınmasın mı? Haşa! Alınsın elbette. O da toplumun kanayan bir yarası. Ama dünürün değil, çalışanların, mudilerin sorunu öncelikle ele alınsındı. Ama sadece o mu? Her yer dökülüyor. Nereyi eşeleseniz orada bir sorun yatıyor. Sağlıkta, eğitimde, üretimde, tarımda, elektrikte... her yerde sorun var.
Ama ille de öncelik dünürün kurtarılmasında!
Evet, bu hükümette gerçekten iş yok. Ankara bunu bile bile dayattı. Çünkü iş istemiyor, icraat beklemiyor. Dünya aleme orada bir “hükümet” olduğu gösterilsin, yeter de artar bile.
Düşününüz, Kıbrıs’ta bir Kıbrıslıtürk Hükümet olacak ve Kıbrıs sorununda programında tek satırlık bir çözüm öngörüsü olmayacak!
Bir hükümet olacak ama, her icraatı- ona da icraat denilirse- Ankara’nın gönderdiği paraya dayanacak.
Billahi buna “hükümet” demeye bin şahit ister!