Fikrimin İnce Gülü, 24 Haziran 2001
Zeki Erkut
NE İSTENİYOR?
Yeni hükümet kurulalı bir ya da iki hafta oldu-olmadı. Herhangi bir icraata imza atmış da değiller. Ivır zıvır işler, popülist birkaç açıklama, hepsi o kadar.
Gerçekte biz bu hükümetin birşey yapacağına başından beri inanmıyorduk. Hatta programını bile beklemeden teşhişimizi koymuş, gerekçelerimizi de yazmıştık.
Ne var ki sağın ağır topları, örneğin İsmet Kotak, Lütfi Özter, Eşref Çetinel gibi yazar-çizerler de meğerse farklı düşünmüyorlarmış.
Bunlar, bir vakitler DP-CTP Koalisyon hükmetini yerden yere vuran, “zillet hükümeti” diye saçlarını başlarını yolandır.
DP-CTP Koalisyonunu bozup çok arzu ettikleri UBP-DP Koalisyonunu kurduttular.
UBP-DP Koalisyonu kelimenin tam anlamıyla fiyasko olmuştu.
Seçim sonrası UBP-TKP Koalisyonu kuruldu. Uyumluydu. Dişe dokunur bir icraatları yoktu ama aralarında kavga da yoktu. Alttan girdiler, üstten çıktılar ve kimse ne olduğunu anlayamadan koalisyon hükümetine son verdiler.
Sahneye yeniden UBP-DP koalisyonu sürüldü. Denktaş öyle istiyordu. Ankara ha keza. İstemeye istemeye bu iki sağ parti ayni yastığa baş koydu. Koydu koymasına ama bu izdivaçtan memnun olan tek bir kesim bile çıkmadı.
İşadamları kabinede değişiklik bekliyordu, olmadı.
UBP tabanı Tahsin’den sıkıntılıydı, değiştirilmesini istiyordu. Saray diretti, Tahsin yeniden “dışişleri bakanlığı” görevine devam etti.
Gerek UBP’de, gerekse DP’de bakanlık koltuğu bekleyenler vardı, hevesleri kursaklarında kaldı.
İşin özeti, bu sağ koalisyondan sağ kesim de hoşnut değil.
O halde ne isteniyor?
CTP’yi ne tek başına ne bir koalisyon hükümetinde istemiyorlar.
TKP’yi, gösterdiği onca uyuma rağmen içlerine sindiremediler.
YBH bu seçimlerde barajı geçse, seçimi bile iptal edecekler.
Akıl alır gibi değil.
Günümüz siyasal koşulları ve toplum yapımız herhangi bir partinin tek başına hükümet olamayacağını defalarca kanıtladı. Seçim sonrası oluşan meclis aritmetiği en az iki partinin hükümetçilik oynayabileceğini gösteriyor. Bu oluşum ise ya bir sağ partiyle başka bir sağ partinin, ya da sağ bir partiyle sol bir partinin koalisyonunu öngörüyor. Dikkat edilirse sol-sosyal demokrat partilerin meclise yansıyan gücü hükümet olmalarına yetmiyor. Taş çatlasa Kıbrıs Türk toplumunda toplam %30-35 sol ya da sosyal demokrat oy vardır. Kaldı ki bu oran daha yukarılara tırmansa da bir sol hükümetin yolu tıkalıdır. Nasıl ki Türkiye’de “fazilet” ya da “hadep”, kurulu düzen ve egemen siyasal görüşler için “çatlak ses”lerdir, kapısına kilit vurulur, başı ezilir, Kıbrıs’ta da CTP,TKP ve YBH “çatlak sestir”. İstenilmez.
Oysa toplumumuzda koalisyonlar dönemi yaşanmaktadır. Seçmen, hiçbir partiye tek başına hükümet olma yetkisi vermemektedir. Bu durumda herkesin herkese tahammül etmesinden, farklılıkları koruyup, birleşilebilen noktalardan hareketle hükümetçilik yapmasından başka yol ve çare yoktur.
Sık sık “erken seçim” çağrıları yapılıyor. Neden? Meclis aritmetiğinin değişeceği umudu mu var? İsmet Kotak ve Lütfi Özter “bu hükümette umut yok, erken seçim gerekir” derlerken bir bildikleri olabilir mi?
Sanırız işi temeli, o gitsin bu gelsin değildir. Son 10 yılda herkes şansını denedi. Yalnız başına ya da bir ortakla. Ama ne toplum sorunları azaldı, ne de bireylerin yüzü güldü.
Demek ki mesele partilerde ya da meclis aritmetiğinde değilmiş.
Meselenin odak noktasına Kıbrıs Türkünün çıkarları konursa ve bu yönde siyasal irade kullanılırsa, sanırız denklemin çözümüne varabiliriz.
Çünkü denenmedik bir bu kaldı.