Zeki Erkut|Ana Sayfa


Fikrimin İnce Gülü, 5 Haziran 2001
Zeki Erkut

HÜKÜMET TAMAM

UBP-TKP Koalisyon Hükümeti'nin kimler tarafından ve niçin bozulduğu, kimlerin göz göre göre UBP-DP Koalisyon Hükümetini kurmaya çalıştığı haftalar öncesinden belliydi.

UBP ve DP, halkımızın deyişiyle "bir elmanın iki yarısı". Ayni kökenden gelen, ayni mabette dua eden, aynı puta tapan, dostu ortak-düşmanı ortak iki parti. Bir başka deyişle, ayni takımın çift-kale oynayan oyuncuları. Ama gelin görün ki bu iki parti koltuk paylaşımını tamamlayıp "mutlu sona" ulaşaması tam bir hafta sürdü.. DP Genel Başkanı Salih Coşar'a ne zaman sorulsa " inşallah yarın" diyordu. UBP'nin pazarlıkçı heyetindekiler de pürüzler olduğunu ve bu pürüzlerin bakanlıklara bağlı kurum, kuruluş ve dairelerin partiler arasında "adaletli" bir bölüşümünden kaynaklandığını belirtiyorlardı.

Açıkçası işin ciddiye alındığı izlenimi yaratmaya çalıştılar ama gerçekte "arkası yarın" gibi bir pembe-dizi oynadılar.

Paylaşamadıkları neydi ki?

Hükümetin bozulmasını ve yeni bir hükümet kurulmasını isteyen "irade", kimin hangi bakanlıkları alacağını, hangi kurum ve kuruluşların hangi bakanlıklara bağlı olacağını daha işin başından söyleseydi, bir haftada değil, bir saatte çadır kurar gibi hükümet kurulurdu.

Ama ucuz etin yahnisi olmaz ya, hükümetin kuruluşunu da güya zora sokup memlekette heyecan yaratacaklar! Pazarlıkçı heyetler içeride, gazeteci güruhu dışarıda naklen maç yayını yapar gibi halkı bilgilendirip durdular. Hükümet kuruldu, kuruluyor, az kaldı, son rütuşlar yapılıyor gibi..

Nihayet aradan bir hafta geçti ve ayrısı gayrısı olmayan iki sağ parti, bu toplumun önünü nasıl aşacaklarının ipuçlarını vermeden -çünkü öyle bir misyon yüklenmiş değiller- bakanlık ve daire müdürlükleri için pazarlık yaptıklarını söyleye söyleye ve sonunda "iradeye" de tekmil vermek suretiyle hükümeti kurduklarını açıkladılar.

Ortada hızmet yarışı değil, koltuk paylaşım kavgası vardı ve bunu gizlemek gibi bir gayret de göstermediler. Hükümet bu koşullarda ve bu çürük temelde kuruldu.

Peki bu toplumun başlıca sorunları ne olacak?

Üretim, yatırım, istihdam, göçün durdurulması, muhaceret, asayiş, bankazedeler..

Faili meçhul cinayetler, bombalar, casusluk senaryo ve komploları...

Kıbrıs sorunu, AB, Türkiye ile ilişkiler...

Bu iki partiden, bu sorunların çözümü için bir yarış beklemek, yumurtanın tepesinde kıl görmeyi beklemek gibi birşey. Daha önce de bu iki sağ parti koalisyon hükümetinde buluşmamışlar mıydı?

O günleri hatırlayanlar bileceklerdir o zaman da bir hızmet yarışından çok eşe-dosta, parti militanına iş yaratma yarışı vardı. Zaten hızmet yarışı olsaydı, bugün olmamamız gereken noktanın bu kadar uzağında olmazdık.

Ancak "irade" öyle buyurdu ve bu iki parti, belki de istemeye istemeye yeniden bir araya geldi, yeniden hükümet oldu.

Böyle bir hükümetin desteği kim olabilir?

Bu hükümete kim destek verebilir?

Bu konuda net birşey söyleyemeyiz. Ancak bu "itaat hükümeti"nin kurulması, bakanlıkların ve daire müdürlüklerinin paylaşılmasıyla devam edecek süreçten zarar görecek kesimlerin kimler olacağını net olarak söylemek mümkündür.

Türkiye'de IMF programının yürülüğe girmesine paralel olarak dayatılacak yeni bir ekonomik paketten en başta sabit ve dar gelirli vatandaşlar zarar görecektir.

Bu çerçevede, çiftçi ve hayvancının da zarar görmesi kaçınılmaz hale gelecektir.

Rum toplumunun AB'ne girişinin yaklaşması ve Türkiye'nin buna göstereceği "sınırsız tepki"den AB yanlısı güçlerin ve diğer demokratik çevrelerin büyük zarar göreceği de kesindir.

İki toplumlu temaslardan yana olanlara kesin kes yasaklar getirilecektir.

Ama iki sağ parti bir "itaat hükümeti" kurmak için zorla bir araya getirildi ve halkın desteğinden yoksun olarak hükümetçilik oyunu oynamaya memur edildi.

Peki, toplumsal muhalefet ne yapacak? Bu oluşum karşısında izleyeceği politika ne olacak ? Bu konuda herhangi bir düşüncesi, projesi, planı-programı olan var mıdır? Onları bir araya getirecek bir "irade" ve sihirli bir deynek olmadığına göre...

Yaratıcı beyinlerimizi ve enerjimizi seferber etmenin, hele, UBP-DP ittifakına karşı demokratik bir alternatif yaratamamanın acizliğininden kurtulmanın zamanı gelmedi mi sizce?


Zeki Erkut|Ana Sayfa