Zeki Erkut|Ana Sayfa


Fikrimin İnce Gülü, 6 Haziran 2001
Zeki Erkut

SİZ NE OKUYORSUNUZ?

Zaman zaman Avrupa gazetesinin “ne okuyorlar” köşesine gözüm takılıyor. Gazeteden birileri hangi güdüyle hareket etmektedirler bilmiyorum ama sanki okurlarına ya da okur olmayanlarına “ne okuyorsun?” sorusunu yöneltmekle onu köşeye sıkıştıracağını ve eğer okumuyorsa hemen eline kitap alıp okuyacağını varsaymaktadır. Aslında kitap okumamak “ayıp” birşey!. Kimse göğsünü gere gere “ben kitap okumuyorum arkadaş, benim vaktim yok, kitabın bana yararı da yok” diyememektedir.

Bazan radyo programlarında programcıyla dinleyicinin o pek sulu muhabbetlerinden işitiyorum. Radyocu genç soruyor: “Söyle bakalım Banuuuu! Neler yapıyorsun, boş zamanını nasıl değerlendiriyorsun?” Banuuuu da hemen yanıt veriyor: “Boş zamanlarımdan sizi dinliyorum hem de kitap okuyorum”. Dedik ya kitap okumamak “ayıp” sayılmaktadır. Kitap okumamak neredeyse cehaletin ya da kültürsüzlüğün bir ifadesi olmaktadır. Kimse o konumda olmak ya da o konuma düşmek istemez. O nedenledir ki hemen herkes “boş vakitlerinde” mutlaka kitap okuyordur ve hemen herkes “ne okuyorsun?” sorusuyla karşı karşıya kaldığında mutlaka bir yanıta sahiptir. O kadar hazır yanıtlar vardır ki bazan çok tuhaf kaçmaktadır. Örneğin yaşını başını almış biri pek ala “Gulliverin Seyahatleri”ni , “Don Kişot”u ya da “Kaşağı”yı okuyorum” diyebilmektedir. Belki de en son okuduğu kitap budur. Ya da aklında kalan.

Bazıları okumadıkları halde kulaktan duydukları bir kitap ismini hemen söyleyivermektedirler. Hele son günlerin “moda” bir kitabıysa ve birileri o kitaptan söz etmişse o kitap hemen “okunmuş” olmaktadır. Örneğin geçen yılın “best-seller” ya da “moda kitabı “Safiye Sultan”ı “Sevdalinka”yı,”Adı Aylin”i neredeyse okumayan kalmadı.

Kime sorsanız bu kitapları bir solukta okuduğunu, çok beğendiğini söyler ve üstüne üstlük size de okumanızı tavsiye eder!

Meraklısı olduğuna inandığınız bir dostunuza bilimsel bir araştırmadan, ya da bir derginin falanca yazısından mı söz ettiniz, yanıtı hazırdır: “Nefis bir çalışma”!

Herifi yalan makinesine oturtacak haliniz yok ya, varsın o da kafayı öyle bulsun!

Madem herkesin elinden kitap düşmüyor, kitaplar neden o kadar az satıyor o da ayrı bir merak konusu.

Aslında okumak derken sözü “Birikim” dergisinin Haziran sayısına getirmek istiyordum. Konunun etrafında dolaşmam bu yüzden. Sezai Sarıoğlu, kurucuları arasında yer aldığı ÖDP’nin 5 yılını mercek altına aldığı yazısında, yüzde yüz katıldığım bir saptaması var. “Türkiye sosyalistlerinin, okumak” ile “özgürlük” ilişkilerini uzun zamandır kopardıklarını söylemeliyiz. Denilebilir ki, uzun zamandır, okumak, Türkiye sosyalistlerinin özgürleşme denkleminden düştü.Bunun anlamı, dünyayı yorumlama işinin artık devrimciler arasında değerli birşey olmadığıdır..... ve gelinen noktada, sosyalistlik ile okuma arasındaki doğrudan ilişki kopartıldı. Okuma veya kitap korkusu ile sokak korkusu birleştiğinde, sorunlarımızın nedenlerinden bir kısmını anlamaya başlıyoruz demektir..”

Sezai Sarıoğlu, konuyu biraz daha deşiyor ve şöyle diyor: “ Gelinen nokta tam bir teorisizliktir ve bunun üyelerdeki karşılığı ise, teori düşmanlığından, okumaya ilgisizliğe kadar uzanan apolitikleşmedir....”

Türkiye’nin yerine Kıbrıs’ı, ÖDP’nin yerine CTP’yi, TKP,yi, YBH’yı, sosyalist yerinde kalsın ya da yerine sosyal demokratları koyun hiç farketmez. Rastantısal okumalar ve kişisel okumalar dışında -Sezai Sarıoğlu da öyle yazıyor” herkesin okumayı bıraktığı söylenebilir.

Okuma korkusu var açıkçası. Hem de en yaygın bir şekilde.

Zaten ortaya konulan düşünce ürünlerinin düzeyi de bu iddiayı desteklemektedir.

Yeni bir düşünce üreten yok.

Dünyayı yeni baştan yorumlama çabası ya da yorumlandığı şekliyle anlamaya çalışma gibi ortaya bir çaba koyan yok.

Ve yeni ya da farklı görüşlere tahammül etme yaklaşımı hiç yok.

Eskiden dağarcığına ne koymuşsa, bütün sermayesi odur.

Böyle olunca, okumanın o tarif edilmez büyüsü ile sağlanan özgürlükten, dahası, özgür bireylerin ve farklı görüşlerin hamuruyla yoğrulacak bir “demokrasi”den söz edebilir, bunun hayalini kurabilir miyiz?


Zeki Erkut|Ana Sayfa