Fikrimin İnce Gülü, 10 Temmuz 2001
Zeki Erkut
HAYAL DÜNYASI
UBP-DP Hükümeti’nin kurulacağı senaryolarının yazıldığı daha ilk günlerde “bu hükümette iş yok, milletin çıkarına birşey yapmaz” demiştik.
“İddialı” etiketiyle Meclis’te okudukları hükümet programını dinledik. Yine, “bu hükümette iş yok” dedik.
Hala ayni görüşteyiz. Bu hükümette iş yok, milletin çıkarına icraat yapmak için işbaşına getirilmemişlerdir.
Ama bakıyoruz, bol bol komşuculuk oynuyorlar. Devlet ve hükümet destekli bir örgüt gelip plaket veriyor, öbür geliyor “hayırlısı” kahvesi içip gidiyor. Bir başkası gelir, “el eli yıkar, el de döner şeyi yıkar, ona göre” pazarlığı yapar gider. Artan kalan zamanlarda da hangi koltuğa hangi parti militanını oturtayım hesapları yapılır.
Bu arada bol bol ütopik demeçlerine de tanık olmuyor değiliz tabii. Örneğin Salih Coşar hocamız bir çırpıda mudi sorununu çözümlüyor, Kredi Bankasını Amerikan dolarcıklarıyla yüzdürüyor, Peyak mudilerinin kurtarıcısı oluyor.
Turizm Bakanı Serdar Denktaş “ucuz ulaşım, bol turist” diyor demesine de otellerin boş, ulaşımın neredeyse bir işçinin aylık ücretinden daha pahalı olduğunu görmezlikten geliyor.
Tarım Bakanı İrsen Küçük, insanın en temel ve çağdaş bir ülkenin göstergelerinden biri sayılan süte zam üstüne zam yaptığını görmezlikten geliyor da “herkes yılda 40 kilo fazla süt içse, memlekette süt sorunu kalmaz” diyor.
Leyleği havada gören Dışişleri Bakanı Tahsin ülke ülke dolaşıp turistik gezi yapıyor ama her defasında “KKTC ha tanındı, ha tanınacak” mesajları veriyor.
Meclis Başkanı Hasipoğlu, Kıbrıs’la ilgili görüşlerini beğenmediği Finli parlamenteri tehdit ederek, “seni KKTC’ye sokmam ha” dayılığında bulunuyor.
Yahu, neler oluyor, hayal dünyasında mı yaşıyoruz?
Dünya bir tek biz mi varız ki o kadar atıp tutuyoruz? Bol keseden atıyoruz?
KKTC tanınacak, ulaşım ucuzlayacak, oteller dolacak, mudi sorunları çözümlenecek, hayvancının sorunları kalmayacak, KKTC’yi tanımayan içeri sokulmayacak...
Başbakan Eroğlu’nun, eskisi gibi yüksek sesle ve sık sık telaffuz etmese dahi “on bin kişiye istihdam” vaadini de bunlara ekleyelim.
Pespembe bir tablo işte. Ne iddialı bir hükümet programı ister ne de para-pul, kaynak maynak!
Biraz hayal, birkaç söz, her sorunu çözmeye yeter de artar bile.
İnternette flört edenler bile bu kadar rahat sevişemezler ve hayal dünyasında yaşayamazlar. Ama bizim sağ-siyasetçiler, kırbir kere maşallah, hayal arabasına binmişler, ellerinde kırbaç dörtnala uçup gidiyorlar.
Son 20 yılın Denktaş’lı UBP’li-DP’li hükümetlerini yaşamamış olsak ya da bu toplum topluca hafızasını kaybetmiş olsa neyse, hayaller içinde olan bu UBP-DP hükümetinin palavralarına kapılabilir, umutla beklentimizi sürdürebilirdik.
Ama biz bu toplumda kırk dervişiz, birbirimizi bilmişiz. O hayaller içinde yüzen ve palavralarla halkı kandırmaya çalışan politikacıların tümü de sabıkalı. Arıtma tesislerinden geçtiler de haberimiz mi yok?
Zaten yaptıkları ortada.
Telefona yüzde 32 zam.
Cep telefonlarına yüzde 65 zam.
Elektriğe yüzde 15 zam.
Süte yüzde 20 zam
Akaryakıta yüzde 20 zam..
Bunlar bir hafta içinde ve başlangıç olarak yapılan zamlar. Bunları dahası izleyecek.
Hani mudi sorunlarını çözmek?
Hani turizmde patlama?
Hani ulaşımda ucuzluk?
Ülkede ekonomik yangın mutfağı alıp götürdü, evin kül olmamış köşesi kalmadı. Peyak mudileri hala beklemede. Diğer mudiler gıdım gıdım aldıkları taksitlerin hayrını göremiyor. İşsizlik had safhada. Üretim durmuş, sanayici ve esnaf kan ağlıyor. Ama hayal içinde yüzen bakanlarımız “sorunlar çözümlenecek” safsatasıyla halkın gırtlağından ellerini eksik etmiyor. Zam üstüne zam yapıyıor.
Fatih Erkoç bir zamanlar “oynatmaya az kaldı” diye bir şarkı tuturmuştu.
Şimdi yeni bir şarkıyı piyasaya sürse sözleri mutlaka şöyle oldurdu: “resmen oynattık, bu üşütüklerden herşey beklenebilir”
Sözlerimizi bir ozanın dizeleriyle noktalayalım:
“sen arifsin ne dediğim bilirsin...”