Zeki Erkut|Ana Sayfa


Fikrimin İnce Gülü, 15 Temmuz 2001
Zeki Erkut

NEDEN YANKI BULMADI?

Kıbrıs Türk yönetiminin Atina’da yer alacak Uluslararası Çocuk Olimpiyatları’na karşı aldığı utanç kararını biliyorsunuz.

Yaşları 9 ile 12 arasında değişen 24 ilkokul öğrencisi ve onlara eşlik edecek 5 öğretmen, aylarca önceden kendilerine yapılan daveti kabul etmişler, tüm toplumun gözü önünde bu olimpiyatlara hazırlanmışlar ve sonunda gün gelmiş çatmış. Önce önden gidip hazırlıkları gözden geçirmek isteyen iki öğretmene Ercan Havalanından çıkış izni verilmedi. Arkasından 17 öğrenci ve üç öğrtmenin de çıkışı yasaklandı. Orada öğrendik ki 7 öğrencinin ailesi malum çevrelerce tehdit edilmiş, “çocuklarınızı Atina’ya gönderirseniz sizi işinizden-aşınızdan ederiz, dahası sizi....” demişler.

17 ilkokul öğrencisini tam 50 tane tam teşekküllü polis karşılamış Ercan Havaalanında.. Tabii hayırlı yolculuklar dilemek için değil, yurtdışına çıkışlarını engellemek için.

Anayasa’nın yurttaşlarına tanıdığı “seyahat etme özgürlüğünü” kısıtlamak için!

Öyle emir almışlar! Hem de büyük makamdan. Malum, KKTC’de polis sivil idareye yani İçişleri Bakanlı’ına bağlı değildir, Türkiye’de olduğu gibi.

Çocuklara ve öğretmenlerine havaalanından çıkış izni verilmedi. 17 ilkokul öğrencisi boynu büyük orada kalakaldı. Aileler anında tepkilerini ortaya koydu. Siyasal partiler, sendikalar ve sivil toplum örgütleri de olaya tepki verdi. Ertesi gün Lefkoşa’da yığınsal bir miting yapıldı. Halk avazının çıktığı kadar haykırdı:

“Bu faşizmdir” denildi.

“ Anayasal haklar ayaklar altına alındı” denildi.

“ Kıbrıs’ın kuzeyi açık hava hapishanesi mi?” diye soruldu.

“Denktaş istifa, UHH’ye Hayır” denildi.

Yer yerinden oynadı.

Ne öğrencilere getirilen yasak ne de demokratik örgütlerin düzenlediği miting küçümsenecek gibi değildi.

Evest, olay gerçekten küçümsenecek ya da görmezlikten gelinecek gibi değildi. Böyle bir olay nerede yer alsa, demokratik hak ve özgürlüklerden yana olan herkes tepki gösterir, yönetime kınar, olaya maruz kalanlarla dayanışma gösterir.

Nitekim öyle de oldu. İnsan hak ve özgürlüklerinden yana olan pek çok Batılı sendika ve sivil toplum örgütü bu çirkin olaya duyarlılık gösterdi. Mesajlar çektiler, olayla ilgili ayrıntı istediler.

Tıs’ı çıkmayan tek ülke Türkiye, olayı tek satırla olsun haberleştirmeyen tek medya Türkiye medyası oldu.

İki-üç sivil toplum örgütü tepki göstermişse bile bu medyada yer almadı.

Ama Kıbrıs’ta gününü gün, gönlünü hoş eden Mehmet Ali Erbil, Pippis, ya da kıytırık bir-iki mankenin haberi neredeyse IMF’nin taahhüdü olan krediden ya da dibe çökmüş borsadan bile öne fırlayıp manşetlerdeki yerini alabiliyor.

Oysa burada söz konusu olan en temel hak ve özürlüklerin pervasızca çiğnenmesiydi. 17 ilkokul öğrencisinin Atina’da yer alacak Çocuk Olimpiyatlarına katılmasının engellenmesiydi.

Böyle bir olaya kim önemsizdir diyebilir?

Hele, yıllarca askeri rejimlerin ağırlığı altında ezilen, pasaport verilmediği için hastasını bile yurtdışına çıkaramayıp ülkede gözleri önünde can verişini seyreden Türkiye halkı bunu hayda hay anlamalıydı.

Anlamadılar. Anlamak istemediler. Devekuşu gibi kafalarını kuma gömdüler.

Canları sağolsun!

Ama öte yandan kamuoyunda, Fatih Terim’e “büyükelçilik” sıfatı verilip kırmızı pasaporta kavuşturulması tartışılıyor.

Tamam, Fatih Terim büyük bir teknik adam. Sadece Galatasaray’ı değil, Türkiye’yi de Batı’ya tanıttı ve yakınlaştırdı.

Ama onu yapan onlarca yazar, sanatçı, bilim adamı, sporcu, işadamı yok mu?

Değil kırmızı pasaport, gökkuşağı renklerini içeren pasaport da versinler, ne çıkar?

Gerekçe nasılsa var.

Milanlı futbolcular, Avrupa Birliği üyesi bir ülkenin yurttaşları olduğu için Avrupa’da ellerini kollarını sallayıp dolaşacaklar, gümrüklerden öylesine geçecekler. Fatih Terim, Milan takımının teknik direktörü. Türk . Vizesiz gidebileceği tek bir ülke bile yok. Vize alacak, giriş kapılarında sıradan bir insan gibi sıraya girecek v.s.

Türkiye medyasına dert oldu bu. Fatih’e diplomatik kariyer ve kırmızı pasaport verilirse Türkiye bu utancı taşımayacakmış.

Dertleri sadece bu!

Bre dostlar! “Yavruvatan” diye bağrınıza bastığınız bu ülkede insanlar bırakın kırmızı pasaport alıp Avrupa’da serbest dolaşmayı, tek çıkış kapısından bile adımlarını dışarıya atamıyorlar. İster sendikacı olsun, isterse ilkokul öğrencisi.

Birileri çıkıyor ve “yassahhh hemşerim” diyor. Çıkamazsın!

Bu utancın bir kısmı da size ait değil mi?

Bu utanç sizi hiç rahatsız etmiyor mu?

Mehmet Ali Erbil ya da Pippis Kıbrıs’a gelince haber oluyor ama en temel insan hak ve özgürlükleri rezilce çiğnendiği zaman haber niteliği olmuyor.

Hay sizin haberciliğinize de insanlığınıza da...


Zeki Erkut|Ana Sayfa