Zeki Erkut|Ana Sayfa


Fikrimin İnce Gülü, 2 Temmuz 2001
Zeki Erkut

GÖRMEZDEN GELEBİLİR MİSİNİZ?

Bugünkü yazımıza “iki toplumlu koro”nun başına gelenleri konu etmek istiyoruz. Olayla ilgili Cuma gününden itibaren kamuoyuna ulaşmış bilgiler aşağı-yukarı şöyle:

- Dışişleri Bakanlığı iki toplumlu koro’nun Pile’de yapacağı etkinlikte olay çıkabileceği gerekçesiyle Birleşmiş Milletlere uyarıda bulundu.

-Pile’li Türkler uyuşturucudan tutuklu bulunan Tekoğlu’nun serbest bırakılmadan köyde bu tür etkinlikler yapılmasını hoş karşılamıyor ve çıkabilecek olaylardan sorumluluk almak istemiyor.

-Birleşmiş Milletler, güvenliği sağlayamayacağını ileri sürerek etkinliğin iptali için koroya telkinde bulunuyor.

Kamuoyuna pek yansımayan olaylar da var tabii. Örneğin Pile girişine üs kurmuş “çevik kuvvetlerin” hazırolda beklemesi. Polisin, kimi yurttaşlara yönelik hiç de şık olmayan tavırları gibi.

Sıradan bir insansanız “iki toplumlu koro”yla başlayıp süren ama bitecek gibi olmayan bir dizi olayı pek anlayamazsınız.

Bir kere şunu anlamak gerekir. Türk yetkililer “iki toplumlu” hiçbir etkinliğe sıcak bakmıyor, günahı gibi korkuyor. Engelliyor, yasaklıyor, korku salıyor. Daha önce bu tavırlara çokça tanık olunmuştu. Ama bu kez yasaklamanın ana kaynağı, saray ve devlet destekli UHH’den geliyor. UHH tehdit ediyor, provokasyondan söz ediyor ve neredeyse “Hodri meydan! isterseniz Rumlarla birlikte şarkı söyleyin de görelim” diyor.

Dışişleri Bakanlığı bu tür etkinliklerden yana değildi, hemen polisi, sivil polisi, derin devleti alarma geçirdi, çevik kuvvetleri sınıra sürdü ve Pile’ye geçişlere yasak getirdi.

Düşününüz bir kere, devletiniz size şarkı söylemenizi yasaklıyor. Bu toplumda ister hamamda tek başınıza isterse ayni ada üzerinde yan yana yaşadığınız Rum toplumundan bir avuç insanla şarkı söylemeniz devletçe verilmiş izne bağlı olacak!

Sanki devlet, isterse şarkı söylemenizi yasaklayabilir ya da zorla şarkı söyletebilirmiş gibi. Devletin yapacak başka işi yok mu ?

Devlet şarkı yasaklamayla mı gücünü yurttaşına gösterecek?

Öte yandan, Birleşmiş Milletler Barış Gücü 2-3 bin kişinin güvenliğini sağlayamaz mıydı? Sağlamasına sağlardı ama “Biz, Türklerle Rumların arasında meydana gelecek çatışmalar için buradayız. Yoksa Türkler arası bir iç savaşa niye müdahale edelim?” anlayışıyla hareket edip aradan çekildiler.

Düşünebiliyor musunuz? Türkün Türkle çatışması sözkonusu ediliyor. Bir avuç devlet ve saray destekli UHH’ci topluma gözdağı veriyor ve “karışmam ha” diyerek tehdit savuruyor.

Bizim bildiğimiz, çağdaş bir devlet “ölümle, yaralanmayla ya da ciddi surette zararla” sonuçlanacak bir tehdit karşısında elini kolunu bağlı tutmaz, tehdit sahiplerine karşı tavır alır. Soruşturma açar, gözaltına alır, dava okur v.s.

Evet, bu tehdidi görmezlikten gelemeyiz. Bu tehdidi savuranların peşini bırakamayız. Demokratik ve temiz bir toplum mu daha güçlüdür yoksa bir avuç kirli emeller peşinde koşan çevrelerin gürültücü uzantıları mı?

Şu bir gerçek ki toplumsal sistem yıpratılmıştır. Modern dünyanın kavramlarını artık telaffuz edemez oluyoruz. İnsanlık, kardeşlik, demokrasi, adalet, barışçıl işbirliği, söz söyleme özgürlüğü, bunlar birer birer yok oluyor. Bunların yok olmasıyla gerginlik, şiddet düşkünlüğü, silah fetişizmi ön plana çıkıyor. Çeteler, uyuşturucu tacirleri, trafik teröristleri, zorbalar, silah fetişizmi, UHH’ciler işte bu ortamda hayat buluyor.

Toplumda yaygın bir patoloji var. Sağlıklı bir yapı değildir bu. Üstelik devlet ve saray destekli olduğu için bu yapı daha da sağlıksız yükseliyor.

Şimdiki durumda saray ve devlet destekli UHH’ciler bir adım öndedir. İki toplumlu koronun etkinliğini yasaklamayı başarabilmişlerdir. Bunun için de barış ve demokrasi yanlısı güçlerle fena halde dalga geçiyorlar, kıs kıs gülüyorlardır.

Ne diyelim, son gülen iyi gülecek!


Zeki Erkut|Ana Sayfa