Fikrimin İnce Gülü, 31 Temmuz 2003 Zeki Erkut | ||
KARPAZ ZİRVESİ Kıbrıslıtürk toplumunun en başında bulunan makamların Karpaz yöresine gidip sözümona halkın sorunlarıyla ilgilenir görünmeleri insanın aklına bazı sorular getiriyor.Hani bir söz vardır, "bayram değil-seyran değil, eniştem beni niye öptü?" diye. Bizimkilerinki de o hesap işte. Kısa bir süre önce bu yöredeki gençlere arsa dağıtmışlardı. Yani, ortada kesinkes birşeyler var. Daha doğrusu ve açıkçası, birileri Karpaz yöresini bir takım siyasi oyunlarına alet etmeğe çalışıyor. Daha önce de Lefkoşa'nın Arapahmet mahallesinin yoksul insanlarına da böyle yaklaşıldığını hatırlıyoruz. Sayın Denktaş, elinde fotoğraf makinesi, mahalleyi geziyor, Kıbrıs'ın belki de en yoksul insanlarının yaşadığı izbe evlere bakıyor, yardım dilenen insanlarla konuşuyor ve tabii vaadler veriyor. Oradaki insanlara yaptığı vaadlerin milyonda biri gerçekleştirmiş olsaydı Arapahmet mahallesi ikinci bir Miami olmazsaydı billahi kalemimi kırardım! Oysa, Arapahmet mahallesinde değişen hiç birşey yok. Aradan geçen yıllar burada yaşayan insanları daha da yoksullaştırdı, hepsi o kadar. Sadece Arapahmet Mahallesi olsa, neyse. Ama geçen gece Lefkoşa'nın Kafesli Mahallesi muhtarı Mehmet bey de canlı yayında bir TV kanalına bağlanıp mahallesinin yoksul insanları adına gözyaşı döktü ve "Devlet nerede?" dedi. "Devlet varsa gitsin Bandabuliya'nın çöplüklerinden çürümüş meyve ve sebze toplayan insanları görsün" dedi. "Devlet kurduk, devletimiz dimdik ayaktadır" diye böbürlenenler, sınırların açılmasıyla Rumların Türk tarafındaki "zenginliği" görüp küçük dillerini yuttuklarının propagandası yapanlar muhtar Mehmet beyin acı sitemlerine ne dediler bilmiyoruz ama toplumun en başındakiler en kısa zamanda oraya da bir ziyaret yaparlarsa bu bizim için sürpriz olmaz. Topumun en başındakiler malum: Denktaş, TC Büyükelçisi, Komutan ve Başbakan! Yani bu coğrafyadan sorumlu oluşum! Gelelim Kapraz yarım adasına. Karpaz yarım adasının nüfusu da, konumu da malum: Cennet gibi bir yöre ama, insanı da toprağı da hep ihmal edilmiş. Nüfusunun büyük çoğunluğu ise Türkiye'den gelip yerleştirilen insanlar. Şimdi toplumun en başındakiler, bürokratlarıyla birlikte ve tabii propaganda memuru gazetecileri ve bağlı görsel basınla birlikte bu yörede ansızın toplantı düzenliyorlar. Denktaş, TC'nin Lefkoşa Büyükelçisi Hayati Güven, Başbakan Eroğlu ve Komutan... Aslına bakılacak olursa bu makamların görev yetki ve sorumlulukları öyle Karpaz yöresine gidip de halk huzurunda "toplantı" yapmaya müsait değil. Neyi kanıtlamaya çalışıyorlar? "İşte devlet! Dimdik ayakta ve halkının yanındadır" mı demek istiyorlar? Yoksa verilmek istenen mesaj daha başka mıdır? Herkes işini yapsa, kimsenin diyeceği birşey olmaz ama insan bunları cümbür cemaat bir arada görünce aklı karışır, merak eder. "Bayram değil-seyran değil, eniştem beni niye öptü?" Bunca zamandır Karpaz yöresi ve yöre halkı niye ihmal edildi de ansızın keşfedildi? Ve tabii vaadler ve vaadler... Tıpkı Arapahmet Mahallesi insanlarına yapıldığı gibi. İş mi? Kolay.. Toprak mı? Topraktan bol ne var? Yatırım mı? Yabancılar yatırım için sıraya girmiş! Vaadler ve vaadler.. Kıbrıslıtürk toplumu yol ayrımında olmasa... Kaderinin berlirleneceği seçimler yakında olmasa... Statüko yıkıldı- yıkılıyor noktasında olmasa... Anlardık.. Yapılan vaadeler o yöre insanının aklını çelerdi. Ama bu kez farklı galiba.. Farklı da olmak zorunda zaten. Kimse o görünüşe bakıp da aldanmamalı. Şimdiye dek hep vaatte bulundular ama durum ortada. Orada yaşayanlar kendi ekonomik durumlarını görmeyecek ve çıkarlarının "çözüm ve AB'de" olduğunu bilmeyecek de kim bilecek? Şimdi yine Karpaz yöresindeki insanlar üzerinde oyun oynanmaya çalışılıyor. Bu insanların kaderleri -diğer yörelerdeki insanlarımız gibi- gelecekleri de kendi ellerinde. Yine vaadlere aldanacak ve yine statükoya destek çıkacaklarsa kendi bilecekleri iş. Ama atalarımıza soracak olurlarsa, atalarımız kendilerine "yüzdüğünüz havuza işemeyiniz" öğüdünde bulunacaktır. copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org
| ||