Fikrimin İnce Gülü, 9 Temmuz 2003

Zeki Erkut

 

STATÜKO DEDİKLERİ

Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportu taşıyanların seçimlerde oy kullanıp kullanamayacaklarının düşünülüp tartışılması gerektiğini söyleyen sayın Denktaş, bu tartışmalar tutmayınca bu kez de statüko konusunu gündeme soktu. Muhtereme göre bazı kişilerin "statüko" dedikleri devletmiş!. Buna göre statükoyu eleştirenler, dahası "bu statüko değişmelidir" ya da "bu statüko yıkılmalıdır" diyenler resmen devleti hedef almaktadırlar. Hal böyle olunca da günahların incir ipi gibi uzayıp gitmesi kaçınılmaz oluyor.

Statükodan mı şikayet ediyorsunuz?

Saray ve derin devlet destekli malum çevreler hemen devreye giriyor ve "vay sen misin statükoyu eleştiren" noktasından hareketle malum edebiyatın en sivri silahlarını kullanarak kişilere ve örgütlere saldırıyor.

"Vatan hainleri"!

"Rumcular"!

"Karen Fogg'un çocukları"!

"Bunlar Rumdan, ABD'den, AB'dan para alıyorlar"!

"Bunlar statüko diye diye aslında devleti hedef alıp yıkmaya çalışıyorlar"!

"Bunlar devlet düşmanları"!

Kişi ve örtütleri hedef alan çirkin ve seviyesiz propaganda bombardumanı o kadar yoğun oluyor ki yalanlamaya hızınız yetmez.

Yalanlarından hareketle dava yolunu açsanız inanınız mahkemeler başka davaya bakamaz olurlar.

Ama alışmış kudurmuştan beterdir derler ya, bunlarınki de o hesap işte. Yağma düzenini ve bu düzenden elde ettikleri avantaları gizlemek için devlete sığınmakla kendilerini ve rezilliklerini acaba ne kadar ve nereye kadar gizleyebilecekleredir.

Toplum küçük. Kimin ne yaptığı, ne yapmadığı herkese biliniyor. Kimin düzenden nemalandığı, kimin bankaları hortumladığı, kimin kumar mafyasıyla içli-dışlı olduğu, kimin uyuşturucu trafiğini idare ettiği bilinmiyor değil.

Bunların havuzlu villaları hangi kara parayla yapığı da biliniyor, lüks arabalarının kaynağı da.

İskan mafyasının bunlara dağıttığı Rum arazileri de sır değil.

Bu rezillikleri nasıl gizleyecekler?

Akıllarınca dürüst, demokrat ve barışsever kişi ve örgütleri hedef göstererek kamuoyunu yanıltacaklar ve böylelikle vurgun düzenlerini sürdürecekler.

Vatandaş yaşanan rezilliklere karşı isyan edince de "aman bunlar devleti yığmağa çalışıyorlar" diye bir kere daha yaygarayı kopartacaklar.

Yutmazlar kardeşim, yutmazlar.

Vatandaş devleti de bilir statükoyu da.

Devletin arkasına sığınıp her türlü rezilliği, iğrençliği yaşayanları da.

Sonra dünyanın neresinde görülmüştür ki "kutsal devlet" işini gücünü bırakır da bireylerle uğraşır. Kişileri ve örgütleri hedef alıp tetikçilerine hedef gösterir? Elleride bir isim listesi, sırayla bir gün onu hedef alırlar bir gün ötekini.

Sonra da kendi kaynaklarını referans göstererek "bakınız gazeteler bile yazıyor" çiğliğinde bulunuyorlar.

Dünyada bunun başka bir örneği var mıdır?

Vatandaş, "Devletin kutsallığına" sığınıp statükoyu devam ettirenleri de bilir, devlet adına işlenen suçları da.

O nedenle nafile bir çabadır bu. Nafile bir çırpınış, nafile bir gözü dönmüşlüktür bu.

Statükocuların artık iler tutar tarafı kalmamıştır. İnandırıcı olamıyorlar. Sonlarının geldiğini herkes gibi onlar da biliyor ve hissediyor.. Altı ay, bilemediniz bir yıl sonra devleti kalkan yapıp statükolarını sürdürmeye çalışanlar ya seçim sandığında boğulup kalacaklar ya da pislikleri içinde.

Tabii bu da yetmez. Bunca zaman yaptıklarının yasalar önünde hesabını da verecekler. Bundan kurtuluş yoktur. Öyle hesap vermeyi, günah çıkarmayı ahiret zamanına bırakmak yok!

Çıkacalar sanık kürsüsüne ve boyunları bükük, elleri kelepçeli haklarında okunacak suçlamaları dinleyecekler.

Kamuoyu vicdanında mahkum oldukları gibi yasalar önünde de mahkum olacaklar.

Emin olunuz o günler uzak değildir.

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org