Fikrimin İnce Gülü, 2 Ağustos 2003 Zeki Erkut | ||
PROBLEM ÇÖZEREK GİTMEK Türkiye'nin AB yolunda ev ödevlerini yapa yapa ilerlediği konusunda kimsenin diyeceği birşey yok. Meclis'ten geçirilen uyum yasaları da bunun bir göstergesi. Hatta son geçirilen 7. uyum paketinin Türkiye'nin AB üyeliği konusunda tereddüte yol açmayacak şekilde iyi niyet taşıdığının ve bu konuda kararlı olduğunun açık bir kanıtı olduğunu söyleyenler de var.Gerçekten de batılı ülke temsilcileri ile ABD'li diplomatlar Türkiye'nin AB yolunda attığı adımları cesaretli bulduklarını söylüyorlar ve yere göğe sığdıramıyorlar. AB ve ABD'den Türkiye'ye övgü yağması Meclis'ten geçirdiği uyum yasaları nedeniyledir. Nitekim bugün basın haberlerinden AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Günter Verheugen'in de Abdullah Gül'ü arayıp "hayranlıklarını bildirdiğini" öğreniyoruz. 7.nci uyum paketi, kimi köşe yazarlarınca "devrim" olarak nitelendirildi. Öyle ya, askeri politikanın dışına itmek ve askersiz demokrasi için yasa üretmek az birşey değildir. AB karşıtı bazı köşe yazarları ise "İşte, MGK'yı da feshettik, şimdi AB Türkiye'ye tarih vermesin de görelim" diye yazıyorlar. Yok öyle yağma ağbi! AB'le uyum yasaları tamam da, yetmez.. Bizce Türkiye'nin AB üyeliği konusunda ne kadar samimi ve ne kadar kararlı olduğunun en büyük göstergesi Kıbrıs sorununa yaklaşımı ve Kıbrıs sorununun çözümü konusunda ne yaptığıdır. Açıkçası Kıbrıs konusunda hala birşey göremiyoruz. Yani sınır kapılarının biraz aralaması dışında elle tutulur birşey yok. Oysa Türkiye'nin AB'ne giden yolun Kıbrıs'tan geçtiğini bilmeyen yok. Kıbrıs sorunu 1 Mayıs, 2004'e kadar masada bekleyen Annan Planı temel alınarak çözümlenmezse Türkiye'nin AB'ye alınması zor, hatta imkansız birşeydir. Tabii bu arada AB Kıbrıslılara, en başta da Kıbrıslıtürklere ihanet etmezse! Bir başka deyişle AB, Kıbrıs sorunu çözümlenmeden ve sayın Denktaş'ın istediği şekilde Kıbrıs'ın kuzeyini buzdolabına koyar, KKTC'ye özel bir statü verir ve Türkiye tam üyelik garantisini alıncaya kadar sorunu rölantiye alabilir mi? Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti böyle bir olasılık karşısında "veto" hakkını kullanırlar mı orası belli değil ancak bu olaslık şimdiki koşullarda pek güçlü görünmüyor. Gelelim yine Türkiye'nin Kıbrıs niyetine.. Sınır kapılarının aralanması dışında birşey yok dedik. Var mı? Arada sayın Denktaş'ın sözde "açılım paketleri" var. Maraş'ın bir mahalleciğinin açılmasını önerdi. Annan'a yazdığı mektupta Maraş'ın açılmasına ilişkin tek bir ibarenin bile olmadığı ortaya çıktı. Lefkoşa uluslararası havaalanının müşterek kullanıma açılmasını önerdi. Havaalanının teknik olarak açılmasının mümkün olmadığı ortaya çıktı. Lefkoşa'nın mayınlardan temizlenmesini önerdi. Oysa Papadapulos iki ay önce sadece Lefkoşa'nın değil tüm adanın mayınlardan arındırılmasını önerdiği açıkladı. Sayın Denktaş, maliyeti yüksektir diye ancak 1-2 sınır kapısının daha açılmasını düşünebileceklerini söyledi. Papadapulos ise çok daha fazla sayıda sınır kapısının açılmasının sayın Denktaş tarafından reddedildiğini açıkladı. Dün, Denktaş-Eroğlu rejiminin, Rumların zar-zor güneye geçiş izni verdiği Türk kamyonlarının ve diğer iş araçlarının geçişine izin vermediği ortaya çıktı. Red gerekçesi olarak da "Güney'de ticari taşımacılık yapılırsa, KKTC olarak vergi alamayız" demişler. Bugün bir şikayet daha bilgimize ulaştı. Denktaş-Eroğlu rejimi, güneydeki okullarda öğrenim görmeye hazırlanan Türk öğrencilere izin vermeyecekmiş! Öğrenciler ve aileleri infial içinde. Türk arpa üreticisi Güneyde anlaştığı alıcıya da arpasını satamıyor. Bizimkiler, "devlet olarak bizden talep etsinler" koşulunu dayattı çiftçilerimize. Bu yıl tonlarca karpuz elde kaldı ama Eroğlu hükümeti karpuz üreticisini biraz olsun rahatlatacak önlemler almadığının yanısıra üreticiyi ürününü güneyde satmasına da izin vermiyor. Kıbrıslıtürk'e güneyde konaklama ve güneydeki havalimanlarından yararlanma olanağı da verilmedi. Kıbrıslıtürkler ile adamıza gelen az sayıdaki turist KTHY'nin kırık-dökük 2 uçağı ile THY'na mahkum edildi. Bunların da gecikmesiz tek bir gün dahi uçuş yaptığı görülmemiştir. 1 saatten 17 saate kadar gecikmeli uçuş yapan bu uçak şirketlerine katlanmak "milliyetçilik", Larnaka'dan uçmak istemi ise "vatan hainliği" mi oluyor? Örnekleri daha da uzatmak mümkündür. Ama bunlar bile ortada sınırlı geçişler dışında elle tutulur birşeyin olmadığını kanıtlamaya yeter de artar bile. Şimdi, TC Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün "Kıbrıs konusunun üzerine problemleri çözerek gidiyoruz" diye açıklama yaptığını görüyoruz. Hangi problemler çözülmüş de biz göremiyoruz, doğrusu merak ediyoruz. Açıklasınlar, ortaya somut birşey koysunlar da yanıldığımızı kabul edelim. Çözülen problemler nerede? Sonuç olarak şunu söyleyelim: Türkiye'nin Meclis'ten geçirdiği uyum yasaları, AB üyeliği için tek başına yeterli değildir. Hatta samimi olup olmamanın tek ölçüsü de olamaz. Kıbrıs sorununda ne yapıldı, önemli olan budur! copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org
| ||