Fikrimin İnce Gülü, 18 Eylül 2004

Zeki Erkut

 

BAZI OLUMLU GELİŞMELER

Türkiye, Avrupa Biliği hedefini dile getirirken uyması gereken kriterleri elbette ki biliyordu. Çünkü ayni kriterler diğer aday ülkeler için de öngörülmüştü. Bu kriterleri gözardı etmesi ya da "yerine getirmem" demesi mümkün değildi. İşte bu noktada kimi kesimler Ankara hükümetini cesaretlendirirken "Bu kriterleri yerine getiriniz, Avrupa Birliği için değil, kendi halkımız için" demişlerdi.

Gerçekte Avrupa Birliği projesi, insan, insan hakları, demokrasi ve ekonomik kalkınmışlık temellerinde şekillenmektedir.

Bunları yerine getiren ülkeler AB üyeliğini hak etmişlerdir. Ama bu, her ülke için kolay olmadı tabii.

Avrupa Birliği projesine temel teşkil eden unsurları içlerine sindirmek her ülke için kolay olmadığından bazı ülkeler için hazırlık süreci 10-15 yıl sürmüştür.

Türkiye bu ülkeler arasındadır.

Ekonomik sorunlarının yanısıra siyasal ya da demokrasiye dayalı sorunları da vardır.

Tarihten gelen gelenekleri, alışkanlıkları ve hastalıkları vardır.

Bunları teker teker ele alıp mevcut yasaları değiştirmek ve bunları kendi halkına kabul ettirmek sanıldığı kadar kolay olmadı ve olmayacağı da aşikardır.

Yine de önemli ve ileri adımlar atıldığı görülmektedir.

İdam cezasının kaldırılması, DGM'lerin feshedilmesi, MGK'nın sivilleştirilmesi, Kürt halkına kendi dilinde eğitim ve yayın yapma hakkı tanınması, yabancı azınlıklara mal-mülk iadesiyle ibadet ve ruhani haklar tanınması bu alanda atılan ileri ve cesur adımlar arasındadır.

Dediğimiz gibi bunlar kolay olmadı. Türk halkı bunları kolay benimsemedi ama sonunda tepkilerini de yumuşatma başarısı gösterebildi.

Kuşkusuz Türkiye'nin Avrupa Birliği yolunda daha yapması gereken pek çok şey vardır. Birinin bittiği yerde bir diğerinin ele alınması, sorunlar içinde debelenen bir ülke için süpriz değildir.

Tabii bu noktada AB karşıtları öfkelerini gizleyememekte ve "elimizi verdik kolumuzu kurtaramıyoruz. AB'nin istekleri bitmedi ve bitmeyecek" iddiasında bulunmaktadırlar.

Doğrudur. Tüm kriterler yerine getirilinceye dek bu süreç devam edecektir.

Türkiye'nin içe yönelik sorunlarını çözseler, Kıbrıs sorunu karşılarına çıkarılacaktır. Kıbrıs sorununu çözseler bu kez Yunanistan'la Ege sorununu çözmeleri istenecektir.

Bu daha baştan belli değil miydi?

İşte bu noktada iş, dönüp dolaşıp Kıbrıs sorununa geliyor.

Türkiye-Kıbrıs ve AB üyeliği...

Aralarında bağlantı yok mudur?

Yok diyenler yanıldılar. Daha da yanılacaklar.

Ama, "Kıbrıs sorunu Türkiye'nin AB üyeliği önünde engeldir, Türkiye Kıbrıs'la ilgili yükümlülüklerini sonuna kadar yerine getirmezse, AB üyeliğini unutsun" diyenler haklı çıktı. Daha da çıkacak.

Türkiye'nin "Kıbrıs sorunu" diye bir sorunu vardır ve bu konuda yapması gerekenlerin daha başında sayılır.

AB'den tarih almasına yakın neler yapacağını hep beraber göreceğiz.

Ancak bu aşamada yerel hükümetimizle yaptıkları olumlu ve ileri adımlardır.

Rumların Omorfo'daki Ay Mamas klisesinde ayin yapmalarına izin verilmesi...

Karpazda Rum öğrenciler için ortaokul açılması...

Turistik ziyaretler dışında Kıbrıs'a geleceklerden pasaport istenmesi..

Sivillerin askeri mahkemelerde yargılanmasına son verilmesi..

Bunlarla ilgili eleştirel yaklaşımlarımız vardır elbette. Özellikle sivillerin askeri mahkemelerde yargılanmasına son verilirken düşüncenin bir "suç" olarak devam etmesi kabullenilecek birşey değildir.

Yani eskiden neydi? Sivil bir şahıs askere ilişkin bir görüş ortaya koyar ve bu görüşü asker tarafından beğenilmezseydi -ki çoğu zaman öyle oluyordu- o sivil şahıs askeri mahkemede yargılanıyordu. Şimdiki değişiklikte kişi ayni görüşü savunsa, askeri değil de sivil mahkemede yargılanacaktır.

Yanlışlık buradadır.

Kişi, bir düşüncesini ortaya koydu diye ne askeri ne de sivil mahkemelerde yargılanmamalıdır.

Düşünce suçu olmamalıdır.

Ancak dediğimiz gibi yapılanlar başlangıç itibariyle olumludur ve Türkiye'nin AB üyeliği önünde kredisini arttırmaktadır. Ama yeterli midir?

Yani Türkiye bu adımları atmakla Kıbrıs sorunundaki diğer yükümlülüklerini affettirebilir mi?

İşte bu noktada kimse hayale kapılmasın, çünkü yapılanlar, yapılması gerekenler karşısında devede kulak bile değildir.

Daha yapılacak işler, yürünecek uzun bir yol vardır.

copyleft (c) 2001-04 hamamboculeri.org