Fikrimin İnce Gülü, 9 Eylül 2003

Zeki Erkut

 

ÇIRPINDIKÇA BATIYORLAR

Maliye Bakanımızın da sonunda statükoyu hararetli bir şekilde savunmak için hikaye uydurduğunu gördükten sonra bu iş bitti demek gerekiyor.

Oysa Salih Coşar hocamız aklı başında biridir. Sağ cenahtan gelip de politikaya atılan, bakanlık ve başbakan yardımcılığı yapan muhterem bir zattır. Başbakanlıkla başbakan yardımcılığını belki herkes yapabilir ama koskoca bir devletin hazinesinden yana sorumluluk taşımak sanırız her babayiğidin harcı değildir.

Hesap-kitap bilmeden bu işi kotarmak mümkün değil. Hatta hesap-kitap bilmek de yetmez. Bunları sağa-sola paylaştırmak, alt alta koyup çıkarmak, çarpmak ve bölmek gibi beceri de gerektirir. Ve sonuçta rakamları dengede tutmak gibi bir maharete de sahip olmak gerekir.

Salih Coşar hocamızı mecliste beş yıl görev yapıp da beş konuşma yapmayan politikacılardan farklı kılan işte budur.

Ne yapar eder, devletin maliyesini bazen dengede bazen de diken üstünde tutar ama sonuçta memuru da emeklisi de ay sonu maaşını tıkır tıkır alır.

Şahsına olan derin saygı ve sempatimizi bir tarafa bırakalım, Salih Coşar hocamızın toplum içinde ve politik yaşamda müstesna bir yeri olduğu genel kabul görmüş bir gerçektir.

Ama gel gelelim geçenlerde öyle bir hikaye anlattı ki akıllara seza!

Hocamıza göre Annan Planı toplumca kabul görürse ne memurlar maaş alabilecekmiş ne de emekliler!

Bordro mahkumlarını canevinden vurmak böyle olur işte!

Hocamız minareye kılıf da bulmuş: Annan Planı Kıbrıs sorununun çözümünde ekonomik unsurları ele almıyor. Kimse bunun farkında değil. Durum böyle olunca da memura ve emekliye maaşları kim verecek?"

Salih Coşar hocamız Türkiye yolunu da kapatmayı ihmal etmemiş tabii, birileri yanılıp da "Anavatanımız ne güne duruyor? Başımız her sıkıştığında yardımda bulunmadı mı? Bu sefer de bulunsun!" demesin diye.

Hocamızın matematiği kadar Türkçesi de mükemmel olsaydı ne dediğini hemendecik anlardık. Demek ki Türkçesinin Türkçeye tercümesi gerekiyormuş. Onu da biz yapalım.

Hocamız şunu demek istiyor: " Tercihinizi statükonun devamından ve Rauf beyin saltanatından yana kullanmaz da Annan Planı'na evet derseniz maaş alamazsınız!"

Bunu açıkça söylesen ya! Nedir o ağızda evelemece gevelemece?

Sanki memurun ve emeklinin maaşları cebinden çıkarmış gibi..

Dünya Bankası Türkiye'ye, Türkiye de sana veriyor. Bunun bilinmeyen bir yanı mı var?

Statükoyu ve Denktaş'ın saltanatını devam ettirmek için amma da çaba ha..

Denktaş'ı, Eroğlu'nu, hatta Serdar'ı bilirdik da bunu senden beklemezdik be hoca. Demek sonunda sen de statükoya teslim oldun ha? Yazıklar olsun..

Statükoyu devam ettirmek için gollifa gibi kredi dağıttınız, olmadı.

Geçici statüde yüzlerce, belki de binlerce yeni istihdam yaptınız, olmadı.

Rum yurttaşların gayri menkullerini yandaşlara peşkeş çektiniz, olmadı.

Tek tek kişi ve kurumlara olmadık iftiralar attınız, karalama kampanyaları yürüttünüz, tutmadı.

İhale cambazlığı ile eşi-dostu ihya ettiniz,olmadı.

Tehditler sökmedi, baskılar geri tepti.

Şimdi de milletin maaşı üzerinde mi senaryo kuruyorsunuz?

Hocam...Hocam... herkesten beklerdik de sizden asla. Bizi hayal kırıklığına uğrattınız.

Tamam, Annan Planı'nın eleştirilecek, sıkı bir pazarlık yapılırsa değiştirilecek yanı yok değil ama durup dururken şu maaş işini de nereden çıkardınız?

Denktaş beye üçüncü kez emeklilik tazminatı verir ve bazı milletvekillerini ikinci, üçüncü kez emekli edip maaşa boğarken bu değirmenin suyu nereden gelir diye sual eden oldu mu?

Denktaş'a para bulunur da çalışanla emekliye mi bulunmaz?

Bu kadar zamandır sanki çalışanı ve emekliyi çok düşündünüz, paraya pula boğdunuz da şimdi ayni ayaklara yatıyorsunuz.

Yapma hocam..

Bir kere Allah kısmet ederse Aralık seçimlerinden sonra hazineyle ilişkiniz kalmayacağından ay sonu para bulup maaş ödemek gibi bir derdiniz kalmayacak. Ama tabii kendi emekli maaşlarınızı düşünmenize karışamayız.

Peki ya Amerika Türkiye'ye, Türkiye de bize derse ki " Maaşları dert etmeyin, yıkın şu kör olasıca statükoyu, Denktaş'ı da bana verin" derse ne olacak?

Ya da İngiliz, Alman, Fransız "paranız hazır" derse?

Yumurta kapıya dayandıktan sonra 15-20 bin kişinin maaşı için AB mi elini cebine atmayacak?

Annan Planı eşittir B.M.! Kofi Annan, "Maaşlarınız bizden" derse?

Ya da Tasos Papadapulos çıkar da, "pasaportlarınızı verdim, maaşlarınızı mı esirgeyeceğim? derse ne olacak?

Demek ki "KKTC demokrasisinde" bile alternatifler ve çareler tükenmezmiş!

Beğen beğendiğini...

Ama sanırız, senaryodan senaryo üretmenin hiç gereği yoktur.

Bu millet, Annan Planı temelinde çözüm ve AB istiyor!

Bu milleti bu kararlılığından ne "maaş alamayacaksınız" hikayeleri caydırabilir ne de "evinizden-yurdunuzdan olacaksınız" yalanları.

AB'ne üye olmuş ülkelerin nereden nereye geldiklerine bakmak yeter de artar bile.

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org