Fikrimin İnce Gülü, 9 Ekim 2003 Zeki Erkut | ||
BELGELER VE YALANLAR Kıbrıslıtürk toplumu 14 Aralık seçimlerine adım adım yaklaşırken siyasal tansiyon da tırmanışa geçti. Artık kimin elinde ve eteğinde ne varsa ortaya koymağa başladı.Başını Denktaş ve arkasını dayadığı bazı kurumların çektiği statükocuların ellerindeki en büyük kozlar arasında, bol keseden verdikleri yurttaşlıklar, devletin tüm olanakları ve yalan propaganda vardır. Şimdi bunlara kısaca göz atalım. Örneğin haksız ve yasadışı yurttaşlıklar... Son birkaç gündür Muhaceret Dairesi önünde kelimenin tam anlamıyla izdiham yaşanıyor. Pansiyonlardan topladıkları, havaalanından taşıdıkları ve köşede bucakta unutulmuş ne kadar TC kökenli insan varsa hepsi yıldırım hızıyla ve yasal olmayan bir şekilde "vatandaş" yapıyorlar. Önceki gün bir casino midibüsü içi dopdolu kaçak TC kökenli çalışanını Muhaceret Dairesi kapısına dayadı. Muhaceret Dairesindeki izdiham, çoğu statükocuların yurttaşlığa zorlanan yüzlerce insanın birbirine girmesine, yumrukların ve bıçakların konuşmasına yol açtı. Olaya polis müdahale etti. Dün, sabahın erken saatlerinde ve yeniden izdiham yaşandı ve bugün yeniden. Yurttaşlık için müracaat eden yüzlerce TC kökenli insan, yine izdiham ve yine polis müdahalesi. Bu arada Muhaceret Dairesi Müdürü Metin Fahrioğlu kalp kriz geçirerek, yere yığıldı ve Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesinin yoğun bakım servisine taşındı. Metin bey şimdi eceliyle boğuşuyor. Bu strese, bu yoğun tempoya, bu hır-gür'e kalp mi dayanır? Tam da Denktaş'ın istediği gibi. Ne demişti sayın Denktaş? Gelen de Türk, giden de Türk! Özbeöz Kıbrıslı Metin bey gitsin yerine Hataylı Hasan, Karadenizli Temel, Islahiyeli Mahmut , Ankaralı Sinan Aygün gelsin.. KTAMS'ın Muhaceret Dairesinde başlattığı grev de statüko yanlısı bürokratlar ve daha sonra hükümet tarafınca baskı altına alınıp yasaklanmağa çalışıldı. Böyle günlerde grev mi olurmuş? Geçtiğimiz haftalarda hazırlanan 50 bin yeni kimlik, yeni sahiplerini beklerken Muhaceret Dairesinde grev yapmak olur muymuş? Üstelik bu işleri UBP ve DP'li kimi milletvekilleri, kimi askeri erkan ve Denktaş beyin muhterem eşi sayın Aydın Denktaş yakinen takip ederken... Bunlar, gazetelerde belge olarak yayınlandığı için söylüyoruz yoksa kimseye iftira attığımız falan yoktur. Açıktır ki statükocular, dünyanın gözleri önünde Kıbrıs'ın demografik yapısını değiştire değiştire Kıbrıslıtürk toplumunun kaderiyle bir defa da oynayacaklar. Bu bize ister istemez 14 Aralık seçimlerinin hiç de demokratik bir ortamda yapılmayacağı inancına kapılmamıza yol açıyor. Evet, statükocular nüfusa oynuyor. Bir günde, bir saatte yurttaş yaptıklarını, hatta Kıbrıs'a hiç ayak basmamış olanları yurttaş yapmak ve arkasından da oy kullandırmak suretiyle seçim kazanmak ve çözümsüzlüğü sürdürmek istiyorlar. Oysa daha şimdiden kaybettikleri gün gibi ortada. Başka? Devlet olanakları demiştik. İstihdamlar dolu dizgin gidiyor. Devlet dairelerinde, BRT ve DAÜ'de yeni istihdam edilenler koridorlarda, üzerine pinekledikleri taburelerin üzerinde mesai yapıyorlar. AKP Hükümetinin Kıbrıs'taki statükoculara para aktarmadığı kesin. O halde ya bunları besleyen birileri vardır ya da istihdam edilenler "angarya çalıştırılıp" iki ay sonra kendilerini yeniden sokakta bulacaklardır. Kredi ve arsa dağıtımları da hızla ve bol keseden sürüyor. İhtiyacı olmayan ama statükoya kazandırılmağa çalışan binlerce yurttaş bugün ticari bankaların verdiği faizin neredeyse 20-25 puan altında seyreden faizlerle "borç yükü" altına girmekte tereddüt bile etmedi. Hani Annan Planı için "bizi Beşparmak tepelerinde yaşamaya itiyorlar" dedikleri tepeler var ya, onlar bile parsel parsel dağıtılmağa başlandı. Bir de yalanlar var tabii. Statkocuların diğer bir kozu. "Çamur at izi kalsın" politikası yani. Ama cam köşkte oturanlar nereye kadar sağa-sola taş ve çamur atabilir ki? İşte sayın Denktaş'ın hazin hali. Bu toplumda adını "haine", "Rumcuya" ve "oradan buradan para alıyor"a çıkarmadığı insan yok gibi. Belge mi? Yok.. Olmayan birşeyin belgesi mi olur? Ama, evet belgeler var ve bir süreden beri bu belgeler konuşuyor. Önce sayın Denktaş'ın örtülü ödeneğinden beslenenlerin listeleri ortaya çıktı. Rauf bey kem-küm etti ama inandırıcı olamadı. Herkes günlerce bunu konuştu, hala daha konuşuyor. Dün, Evkaf mallarının 1959 yılında 1.5 milyon sterlin karşılığı İngiliz sömürge yönetimine devredildiğini gözler önüne seren tarihi bir belge ortaya çıktı. Üstelik 500 bin sterlin, rahmetli Dr.Küçük ile Rauf Denktaş'ın adına Türk Bankası'nda açılan ortak hesaba yatırılmış. Denktaş bey zor durumda tabii. Çarçabuk düzenlediği basın toplantısında kendini savunmaya ve belgeyi kendine göre yorumlamaya çalıştı. Basın toplantısı tebessümlerle izlendi. Tabii kimse ne evkaf mallarının para karşılığı İngilize devredildiğine inandı! ne de sayın Denktaş'a "İngilizden para aldın" dedi. Zaten almışsa da bunu Kıbrıslıtürk toplumunun yüce çıkarları için almış ve bu uğurda kuruşuna kadar harcamıştır. Bundan kimsenin kuşkusu yoktur. Yine de bu konuda İngiliz yönetiminin ortaya koyacağı belgeleri beklemek ve ne söyleyeceğine kulak vermek isteriz. Ama keşke diyoruz sayın Denktaş, Mehmet Ali Birand'ın geçen gün "ne olur istifa et" yalvarışlarına kulak verseydi de sık sık kendini savunma zorunda kalmasaydı. Üstelik Kıbrıslıtürk toplumunun kader gününün belirleneceği 14 Aralık'a kadar daha iki ay var. Kimbilir ortaya daha neler çıkacak?
copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org
| ||