H. Irkad Baris Icin, 23 Nisan 2003
Huseyin Irkad
SEMTİMİZDE ELENİ VE THOMAS VARDI BU GÜN / CİNDİRELLA KARARLARI
SEMTİMİZDE ELENİ VE THOMAS VARDI BU GÜN
Bugün Rum tarafından karı koca konuklarımız oldu.Doğrudan bize gelmemişlerdi. Kadınının büyük annesinin yaşadığı kulubeyi görmek istemişlerdi. Yaşamakta olduğum evden iki hane ötede olan kulube çoktan yıkılmıştı. Ama büyük annnesinin onu küçükken elinden tutarak getirdiği ve çocukluk anılarının yoğunlaştığı kulubeyi görmek isiyordu Eleni. Geçen yıllar insafsız davranmış kulube yıkılmıştı. Ama anılarından eksilmeyen hurma ağacı oradaydı.
ELENİNİN ON GÜNLÜK YAŞAMI VAR.
Kadının adı Eleniydi. Eşi ise Nikola. Eleninin on günlük bir yaşam süresi
kalmıştı. Kanserdi. Barikatların açıldığını dinlemiş ölmeden önce
anılarından silemediği yerleri görmek istemişti. Doktor isteğini geri
çevirmedi. Verilen serum bağlantıları çıkarıldı ve eşi Nikola onu
Larnakadaki evlerine götürdü Nikola'nın yardımıyle banyo yaptı. Ve öğle
üzeri Mağusaya gelmek için yola çıktılar. Pile barikatı en uygun giriş
yeriydi. Sorun yaşamadan girdiler.
Mağusaya yaklaşırken manzara yeniden anılarını tazeledi.Biraz da yardım
isteyerek oturduğum semte kadar geldiler.
Bizler onlara eldimizden gelen ilgiyi gösterdik. Kadın ayakta duramıyordu.
Yüzündeki ifade çektiği ıstırabı yansıtıyrodu.
Onları avlumuza çıkardığımız sandlaylere oturttuk. Kadının yürüyecek mecali
kalmamıştı.
Biz kendimizden onlar da kendilerinden söz ettler.
Kadın," Doktor anlayış gösterdi. On günlük ömrüm olduğunu söylüyorlar.
İçimde önü alınmaz bu hasreti karşılamam için bana izin verdi.".
Gözlerinden yaşlar boşanıyordu.
"on günlük yaşamım kaldı.ama burada sizinle geçirdiğim bu kısa zaman sanırım
en azdan yaşamıma on gün daha katmıştır.Kendimi yabancılar arasında
hissetmiyorum. İçimdeki Kıbrıslılık ruhu sizin de benim gibi hissetiğinizi
söylüyor" dedi.
Eşi Nikola'nın gözlerinden yaşlar akıyorordu.
Eşinin öleceğini biliyordu ."Benim yaşlarım sevinç yaşları" dedi. Yaptığınız
mitingleri hep izledim. Sizin Kıbrıslıyım şeklinde seslerinizi yükselmeniz
karşısında duygulandım. Buralarının bizler Kıbrıslıların vatanı olduğunu çok
yoğun biçimde yaşadım
Gördüklerim beni daha da duygulandırıyor. Sanki akrabalarımın arasındayım."
Eleni epey yorulmuştu. Takati gittikçe azalıyordu. Eşi Nikolaya, "artık
gidelim" dedi sesi titreyerek.
"On gün sonra hala daha ayaktaysam sizlere mutlaka telefon edeceğim.
Yaşamımı bana ve eşime gösterdiğiniz bu sıcak Kıbrılılığa borçlu olduğumu
hep düşüneceğim." Dedi titrek sesiyle.
Kalkarlarken her ikisi de ağlıyordu. Bizim gözlerimizden de yaşlar
boşanıyordu. Ve bu yaşaları göstermekten de hiç ama hiç utanmadık.
***
CINDERELLA KARARLARI
Münakaşa devam ediyor.Hükümetin geçişleri kolaylaştırıcı karar alması halkın olurunu kazanırken,kararın mecliste konuşulmadan, yani olgunlaştırılmadan, hatta bir çok vatandaşı şu veya bu şekilde yakından ilgilendiren bir kararı sendikalar,örgütler ve de halkın diyeceklerini dinlenmeden bir akşam üstü, hükümet sözcüsü tarafından değil de hükümetin küçük ortağı Demokrat Partı başkanı tarafından sansayonel bir şekilde duyurulmasının ardından kararın yaratacağı kargaşa ve komplikasyonlar da bir bir su yüzüne çıkmağa başladı.Yani halka ham muz yedirilmesi gibi bir şey bu . Muz boğaza takılmakta yutulamamaktadır. Karar ardından gelen eleştiri ve görüşler de öyle yabana atılacak cinsten değil yani
ÖRNEKLER
Siz Ledra palas, Pile ve Mağusa İkibuçuk mil kapılarından giriş ve çıkışşları kolaylaştımağa yönelik karar alacaksınız da Güzel Yurtluların, Lafkelilerin ve o bölgede yaşıyan insanların karşı tarafa geçişlerini sağlayacak Doğancı kapısını kapalı tutmağa devam edeceksiniz. Şimdi orada yaşıyanalar bu karara isyan etmesin de ne yapsınlar. Siz orada yaşıyanları Rum tarafındaki işlerine gitmek için illede kendilerinden kilometrelerce uzak çıkış noktalarına sevkedeceksiniz
Tabii ham meyvayı dalından koparır ve bunu halka yutturmak isterseniz hazımsuızlılar çıkacağı da aşikardır
RUM KKTC'YE ĞEÇTİ DİYELİM
Bakınız ne gibi olumsuzluklar doğacaktır.
Dieyelim Kıbrıslı bir Rum bu tarafa geçer. Belki de evini görmek ister.
Kıbrıs Türkü kapısına gelen ev sahibini eline sopayı alıp kovalayacak değil
ya. Büyük bir olasılıkla evine davet edecektir. Konukseverliğin de hududu
olmaz. Yemeğe kal dersiniz. Sonra da belki de alıp bir lokantaya gidersiniz.
Yemeğin ve içkinin getirdiği rehavetle bir bakıyorsunuz adamın saat on iki
de evene dönmesi mümkün değil. Onu sokağa mı atarsınız. Her halde onu
evinizde konuk edeceksiniz.
Cinderella büyüsü saat onikide sona erecektir. Ve adam o saatten sonra KKTC
DE suçlu duruma düşecektir. Şimdi ne olacak. Rumu saat on ikiden sonra Türk
bölgesinde kaldığı için cezalandıracak mısınız. Onu insanlık adına alıkoyan
Türkü vatan haini mi ilan edersiniz.
KIBRISLI TÜRK KÖYÜNÜ GÖRMEK İSTERSE
. Bu kez Baflı bir Türkü ele alalım
. Araba ile Bafa gitmenin zorlukları büyük. Bir kere KKTC den alınan sürüş
ehliyeti geçerli değil. Seyrüsefer ruhsatını Kıbrıs Cumhuriyeti makamları
tanımıyor. Yani kendi arabasıyla gitmenın riskleri var. Her ne kadar da
bizim hükümetin bir günlük sigorta çıkarılsın diyerek işi toz pembe
gördüğüne bakmayın. Yani arabanızı Rum tarafında kullanmanız için yerine
getirmeniz bir sürü prosedür var.
Kıbrıslı Türk ne yapacak. Bafa yolcu taşıyan bir Otobüs veya minibüsle
gidecek. Bu yolculuk en azından iki ile üç saat sürecektir. Gidilen yer
kişinin köyü falan değil. Baf Kasabası olacaktır. Oradan da köyüne giden
otobüsü bulacaktır. Köyüne yolculuk en azdan bir saat daha alacaktır. Yani
sabahleyin saat dokuzda köyüne gitmek için yola çıkan bir kişi büyük bir
iyimserlikle köyüne ancak saat üç veya dört civarında varacaktır.
Tanıdıkları, bir ömür sürecinde oluşturulan ilişkiler sonucu, duyan Rum
köylüleri onu köyden mi kovacaklar.Mutlaka onu evlerine davet edecekler. E
akşam saatinde de Lefkoşaya dönmenin imkanı olmıyacağından bu kişi ancak
ertesi gün geri dönecektir.
Cinderellanın büyüsü geceleyin saat on ikide bozulacağından vatandaşımız
ertesi gün boynu bükük Ledra Palas giriş kapısına gelecektir. Vay sen misin
saat on ikide dönmiyen. Askeri mahkemeye mi verilir, polisce araştırma
yapılacak gerekçesiyle üç gün içerde mi tutuklu kalınır bu belli değil.
YA BIR GENÇ BIR RUM KIZIYLA EVLEVİRSE
Malum her gün için Rum tarafına yedi bin ile on bin arasında Kıbrıslı Türk
geçmekte. Bazıları Lefkoşadan iki yüz kilometre uzakta çalıştığından evine
ancak hafta sonunda denebilmektedir. Cinderalla büyüsü bozulmuştur. Bu adamı
içeri mi atacaksınız yoksa sen koyduğumuz kararklara uymadın,bir kere daha
Rum tarafına geçmiyeceksin derlerse o kişi yannmıştır:işini kaybedecektir.
Kişi belki de bir Rum kızıyla da evlenebilecektir bu şekide. Bu arada
yaratılan olumsuzluklar bir bir meydana çıktığı için hükümet bazı
düzeltmeler yapma yoluna gidebilir. Bu durumda olanların hafta sonlarında
cezasız mezasız KKTCye gelmeleri kolaylaştırılabilir.
Ama oğlan evlenmiştir ve şimdi bir karısı vardır.
Karısı ile kapıya gelecekler. Oradaki muhaceret polisi saatına bakacak. Rum
eşine sen içeriye ancak saat dokuzdan sonra girebilirsin mi diyekcek. Veya
KKTC ye sorunsuz geçiş yaptıklarını varsayalım. Saat oniki de Cinderallanın
büyüsü bozulacağından kadını gelip Rum tarafına mı gönderecekler.
KENDIMDEN BİR ÖRNEK
Bir de kendimden bir örnek vereyim.
Kız kardeşim Ürdünde yaşamaktadır, ve KKTC'ye her gelişi ona eziyet ve azap
olmaktadır. Zira Ürdünden KKTC'ye direk uçak seferi yoktur. Önce İstanbula
gelecektir. Orada on oniki saat bekliyecektir sonra buraya gelecektir. Zaman
kaybı yanında her gidip gelişi epey masraflı olmaktadır. Ama Larnaka üçak
alanından Ammana direk sefer bilemedinz bir saat tutar. Bilet üçretinin
ucuzluğu da cabası.
Diyelim Kızkardeşim Larnakaya geldi. Türk tarafına gelişi nasıl olacak. Ona
da Cinderalla kararı mı uygulanacak. Yani gece yarısı onu doğduğu yerden
kovacak mısınız. KKTC kimlik kartı yoksa o zaman elinden pasaportunu mu
alacaksınız.
Avustralyadan gelecek olanlar için de durum bundan farklı olmıyacaktır.
Burada sayamıyacağım bir sürü olumsuzlukları her gün TV ekranlarından halk
anlatmaktadır.
Bunları kim düzeltecektir.Diyelim düzelttiniz de;
Düzeltmek de ne işe yarayacak sanki
Palyatıf önlemlerle siz hududu açtınız deyiniz ve övününüz. Konunun esas
çözümü Kıbrıs konusunun çözümünde yatmaktadır.İnatla ve metozori beni egemen
bir devlet tanıyıncaya kadar bu böyle devam edecektır derseniz bu halka
büyük fenalık ediyorsnuz demektir. 1 Mayıs 2003 e kadar bu konu çözülmzse
Sn Denktaş ve onun kafasındakiler bu halkı Kıbrıs Cumhuriyetine ancak yama
yapabileceklerdir.