Herşey Barış İçin, 5 Temmuz 2003 Hüseyin Irkad | ||
Livaneli Konseri'nin Düşündürdükleri Kıbrısın içinden geçtiği süreci tümüyle yaşıyan bir kişiyim. Yaşım 71. Rumların, Makarios'un Başpiskopos seçilmesiyel başlıyan Kıbrısın Yunanistana bağlanması o tarihetn itibaren ivme kazandı. Bir gün okula giderken Rumların Fanoromeni kilisesi avlusunda bir şeyler imzaladıklarını görünce merak ettim. Plebisit için oylama yapıyorlarmış. Plebisitin kendi geleceğini tayin için bir oy verme olduğunu o zaman anladım.Hiç unutmuyorum bunun ne anlama geldiğini anlamak için Rumların o gün yaptıkları bu oylamağı saatlerce izledimENOSIS mücadelesinin ne olduğunu o zaman öğrendim.Bu mücadelenin Kıbrısı, Türkler ve Rumlar olarak nerelere sürükleyeceğini anlamağa çalıştım, ve 1 Nisan 1955 gecesi patlayan ilk bombalarla irkildim. İngilizlere yönelik olan mücadelenin kıbrısı Kıbrıslıların vatanı yapmaktan öteye Yunanistana bağlama amacını taşıdığını, bu mücadelenin bizleri de hedef aldığını anladım. Daha sonraki gelişmeler bunu daha net ortaya koyacaktı. BUNLARI NEDEN YAZIYORUM Burada size tarih dersi vermek istemiyorum. Kıbrıslı Türklerin o tarhlerde İngilizlerin yanında saf tutmalarının tek bir anlamı vardı. Yüzyıllardır yaşadığı toprakalardan atılmasına asla razı değillerdi. Gün gele yok edilmesi için Rumların bu mücadeleyi bizlere yönledirecekleri bizleri önlerinde ayak bağı gördüklerini görebiliyorduk. Kanlı olaylar yaşandı. 1960 Zurih ve Lozan andlaşmalarıyla sağlanan çözmün çok devam etmiyeceği bir süre sonra anlaşıldı. Rumlar ve Türkler farklı şeyler öngörüyorlardı.. Rumlar andlaşmaları Yunanistana bağlanmak için bir sıçrama tahtası olarak görürken bizler de adada güvenlik içinde varolabilmenin yolunun taksim olacağını ve tüm mücadeleyi bu noktada toplamağı öngördük. 1964 'de çıkan olaylar Rumların anayasayı değiştirmek girişimleri Rum Türk kavgasını yeniden körükledi.. Bizler yangını büyüttük. Çıkan pürüzleri giderecek yerde Kıbrıs Devletini yıkmak için sanki EOKA cılarla iş birliği yaptık.1964 olayları r devleten kopmak yeni bir oluşum içine girmek için zemin oluşturdu. Kıbrıs Cumhuriyetindeki haklarımızı savunmağa çalışmadık Hükümet mekanızmasını olduğu gibi terkederek 1974 kadar kendimizi ghettolara hapsettik .4 Mart 1964 de BM Güvenlik Konseyinin aldığı kararda Kıbrıs Cumhuriyeti yerine Kıbrıs Hükümetinin taraf olarak tanınması olayların bu güne kadar gelmesinin temel unsurlarından biri oldu.Sn Denktaş'ı bugün hala daha Rumlar Kıbrıs Cuhuriyetini gasp ettiler demesinin gerisindeki en büyük neden bu olmaktadır. O zamanın TC Cumhurbaşkanı olan İsmet İnönü'nün Sn Denktaşa israrla belirttiği," Cumhuriyet yerine Kıbrıs hükümetine atıfta bulunulmasına redci la yaklaşmayın. Zira bu Hükümetin bir parçası ve Kıbrıs cumhuriyetinin de ortağısınız."Ancak yerinde olan bu uyarıya hiç kulak verilmemiş hatta Türkiyenin Kıbrısa müdahale etmesi için her türlü vesile yaratılmak istenmiştir. Rumları Türklerin yaşadığı bölgelere saldırıda bulunmaları sanki teşvik edilmiştir. Denktaş'ın o tarihten itibaren olayların üstüne üstüne gitmesinin ardında hep Türkiyenin müdahalesine zemin hazırlamak ve adanın ikiye bölünmesini Sağlamak yatmaktadır. Rumlar 1974 ten sonra hatalarını anlayarak giderek Kıbrısın dünya ve Avrapa birliği içinde yer alması için ENOSİS mücadelesini terkederek KC olarak bur kimliğe doğru yaptığı girişimler dünyı ve Avrupayı da etkilemiş, ekonomik sosyal ve kültürel alanlarda sağlanan yardımlarla de Güneyi bünkü durumuna ulaştırmıştır. Bizler ise Kuzeseyde oluşturulan Devletin yalnızlatılımasını hep kışkırttık Dünyada kabul görmiyecek oluşumları seçtik. KKTC nin Türkiyeye entegre edilmesi veya ilhak edilmesi için nüfüs transferinden tutunuz da Kıbrıs Türkelrini vatanlarından kaçırmak için akla gelebilen , insan haklarına ters düşen her türlü baskıyı otoriter çevreler hep uyguladılar, uygulamağa da devam etmektedirler Denktaş ve çvresine toplanmış statükocular Kıbrıs Türkünü, nefes almasını zorlaştıran bir dar boğaz içine sokmak için var güçleriyle çalışmaktadırlar Kıbrıs Türklerini kendi topraklarında insan haklarından mahrum bırkarak ahkam kesmeğe devam etmeği yeğlemişlerdir. Bunlarıı neden yazdım. Bir haftadır Mehmet Ali Birand her gün Manşet programında hep Kıbrıs konusunu işledi. Konuyu her açıdan alıp önümüze koydu. Clerides. Papadopulos Denktş ve KKTC de ki muhalefet partileri ile iktidar partilerinin görüşlerini ve çözüm konusunda ne düşündüklerini irdeledi Ortaya net biçimde çıkan bir sonuç vardır.Kıbrıslılar kendi ülkerinde barış içinde yaşamak istemektedirler. Barışa temel olarak Annan planını en gerçekçi bir zemin olduğunu ortaya koymuşlardır. Avrupa Birliğine bütün bir Kıbrıs olarak girmeği istemektedirler. Kıbrıs konusunu etnik açıdan ele almanın yersiz ve tehlikeli olduğunu meydanlara dolarak haykırdılar.Kıbrısın Kıbrılılara ait olduğunu israrla vurguladılar. Kıbrıs hakkında söz sahıbi ancak Kıbrıslılar olduğunu Mısırdakii sağır sultana kadar her kese duyurdular. Bunlara tek karşı çıkan Denktaş ve iktidadaki koalisyon partileri oldu. 1950 lerde bir genç olarak gördüğüm ve izlediğim Denktaşın değişmediğini geçmişin karanlık dehlizlerinde dolaşmağa devam ettiğini ve Kıbrıslı Türkleri uçurumdan itmeği tasarladığını görebiklmekteyiz Hele benim yaşımdakiler sanırım bu tehlikeyi çok daha iyi anlayacaklardırr sanırım, Denktaş biz hep çelmeledi.Bize her baydağı attığında biz yine kalktık mücadeleye devam ettık. Denktaş bu toplumu hep kullandı. Bu toplum başını kldırdıkça öfkelendi ona kinleşti.Hala daha bize masal söylemeğe devam ettiğini grüyoruz. Ama samımı söylüyorum bundan artık kaygılanmıyorum. Akşamki Livaneli konserinde yaşadığım duygular beni karamsalıktan çıkartıyor Artık Denktaşın karşısında Kıbrıslılar var. Ayni amaçla mücadele edeceğini gösteren bir kuşak yetişmişti. Denktaşa pabuç bırakmıyacağını hakırıyor. "Kıbrısta barış engellenemez"deyişinde ne kadar israrcı olduğu nu ifade ediyor Haydi Denktaş barışı engellemeğe gücün yetecek mi görelim copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org
| ||