Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 28 Temmuz 2005 Leyla Kıralp | ||
SAVAŞ’A HAYIR Politikacılar, kendi ülkelerinin çıkarı için, başka ülkeler üzerinde, senaryo üretirler. Askerler, öldürmek için eğitilirler. Hedefe ulaşmak için top, tüfek, tank, uçak, bomba gibi ölüm araçlarını kullanırlar. Savaş, korkunç bir kasırga gibidir. Önünde bulduğunu sürükleyip götürür. Savaşlarda, sivil insanlar, tıpkı kasırganın önüne kattığı şeyler gibi sürüklenir. Kimisi ölür, kimisi sakatlanır. Kimisi evinden, yerinden olur. Yıllardır ülkemizde yaşananlar, kötü bir rüya değildir. Savaşın ta kendisidir. Kötü bir rüyayı bile unutmak kolay değilken, yaşadıklarımızı unutmak mümkün mü? Unutamayız! Ama yaşadıklarımızı af edebiliriz. Çünkü biz Kıbrıslıyız. Kıbrıslıların kültüründe, “Kan davası” gütmek yoktur. Evet! Kocamı Kıbrıslı Rumlar öldürdü. Bu doğru. Ama niçin öldürdü? Evet! Andreas’ı da Kıbrıslı Türkler öldürdü. Neden birbirimizi öldürdük? Sadece tetiği çekenler mi suçlu? Peki ya çektirenler? Bizi, birbirimizi öldürmek için örgütlediler. Bizi birbirimize karşı kışkırttılar. Bizi birbirimize düşman ettiler. Enosis ve Taksim senaryolarının sonucu olan kendi ülkemizi bize, 30 yıl yasak ettiler. ªimdi ise kendi ülkemizde ancak vize ile dolaşmamıza müsaade ettiler. Barış olan bir ülkede sınır, mevzi, barikat olur mu? Barış olan bir ülkede başka ülkelerin askerleri olur mu? Barış olan bir ülkede dul eşler, öksüz çocuklar, karalar giyinmiş ana babalar olur mu? Toplu mezarlar, mezarsız ölüler, akibeti belli olmayan insanlar olur mu? Özgür, bağımsız bir ülkede, başka ülkelerin üsleri ve bayrakları olur mu? Barış olan bir ülkede, ölüm aracı tanka, topa tüfeğe ceket iliklenip, selam durulur mu? Ülkemizde çıkarı olan diğer ülkeler ki bunlar Türkiye, Yunanistan ve İngilteredir. Yani garantörlerdir, çıkarları için bize, barışın güzelliklerini yaşamamıza izin vermediler. Bize hep savaşın kötülüklerini yaşattılar. Adımın Leyla oluşu, türkçe konuşur olmam, acılarımın Mariya’nın acılarından daha büyük olduğu anlamına gelmez. Binlerce Kıbrıslı kadın gibi ben de bir savaş mağduruyum. Oğlumun geleceği ve ülkemin barışı için, acılarımı paramparça olan yüreğimin en derin yerine gömmeyi başardım. Hiçbir Kıbrıslı rum benim düşmanım değildir. Hepsine dostca elimi uzatıyorum. Kocamı ve akrabalarımı öldüren rumlara düşman olmadığım, kin gütmediğim ve de mevcut duruma karşı çıktığım için pek çok olumsuz eleştiri aldım. Ama hepsini göğüsledim. Eminim ki bugün beni eleştirenler, yarın benim gibi düşüneceklerdir. Çünkü doğru olan budur. Gücümün yettiğince, dilimin döndüğünce, kalemimin yazdığınca, ülkemin yeniden tek bir Kıbrıs olması ve barışı için mücadeleye devam edeceğim.
copyleft (c) 2001-05 hamamboculeri.org
| ||