Konuk Yazar|Ana Sayfa


Konuk Yazar, 30 Aralik 2001
Burak Erkut

FIRTINADAN ÖNCE

Bir fırtına söylencesidir almış başını gidiyor. Nerede, ben fırtına falan görmüyorum? Hava günlük güneşlik... Bugün yarın yeni yıla da gireriz zaten... Ama bir fırtına söylencesidir çıkarmışlar, bütün evlerde hazırlıklar yapıldı... Yiyecekler kilerlere stoklandı, her ihtimale karşı sobalar yakıldı, kapılar kapatıldı, parası olanlar sıcak ülkelere kaçtılar.

Bir de şu son günlerde bu fırtına söylencesinde halk ikiye bölündü. Bir grup var ki, fırtına olacak diyor, bir grup var ki olmayacak diyor. Ben de bilmiyorum. Bunun dışında toplum bir başka konuda daha ikiye bölünmüş; o da Kıbrıs konusunda. Bir grup var ki, Kıbrıs AB'ye bir bütün olarak girecek diyor, bir grup var ki Kıbrıs AB'ye Türkiye'yle birlikte girecek diyor. Ülke gündeminde fırtına belirtileri başlamış gibi.

Bugün fırtına için hazırlıklar yaptım. Ben de sobamı yaktım, bence fırtına olacak, hem de öyle bir fırtına olacak ki bu fırtına Haziran'a kadar sürecek... Haziran'dan sonra güzel günler göreceğiz... Zor olacak, yeni iklimler göreceğiz daha önce görüp de unuttuğumuz, yeni yerler gezeceğiz sadece adını duyduğumuz... Sonra herşey silinecek, hiçbirşeye zarar vermeden herşey... Nasıl olacak ben de bilmiyorum...

Sistem değişecek diyorlar, artık her ağaç eşit sulanacak, bütün çitler bir kesilecek, bütün şiirler kafiyeli yazılacak, bahçe yetiştirme standartları yükselecek... Evet, bu küçük köyde böyle olacak diyorlar... Peki ya Büyük Şeher'de ne olacak? Bakın orasını bilemiyorum. Ama bizim küçük köyümüzde bütün düzen baştan sona değişecek, artık ahırlar bile daha rahat olacakmış diyorlar.

Kim diyor bütün bunları diyeceksiniz, bizim köy kahvehanesinde konuşuluyor bunların hepsi. Tabii kahvedekiler de ikiye bölündü, fırtınadan sonra hayatımız daha güzel olacak diyenler bir yana, fırtınadan sonra biz de şehire göçeceğiz diyenler başka bir yana. Sadece bu değil, kimisi de hâlâ fırtınanın olmayacağını, bizimse sakinlik içinde şehirleşeceğimizi söylüyor. Bu "kimisi" dediğim aslında en büyük çoğunluk.

Hayır, ben şehirleşmek istemiyorum... Şehrin trafiğine ve temposuna kendimi kaptırmak değil, sadece fırtınadan sonra hayatımın güzelleşeceğinin bilincindeyken koltuğumda uzanıp gazetemi okumak istiyorum.

Şehire inmeliyim. Şehire inip yiyeceklerden almalıyım. Fırınımızda ekmek yapacağız, un lâzım. Fırın derken sakın aklınıza o Şehir fırınları gelmesin, küçük bizimkisi toprak bir fırın. Şehire inmek için evden çıkmalıyım. Sobayı kapatmalı mıyım? Fırtına şehirdeyken çıkarsa köye geri dönemem belki de... Soba açık kalmalı... Fırtına bitip geri döndüğümde herşey daha güzel olacak...

Bunları düşünürken hazırlanıyorum. Üzerime sıkı giyecekler alıyorum. Fırtına çıkacak, biliyorum... Kimse engelleyemeyecek bunu, bu fırtına çıkacak... Nice zorluklardan sonra güzel günler gelecek...

Artık hayatımızda güzellikler olacak, demokrasi olacak, muhtar da değişecek... Peki ya şehir? Şehirde ne olacak? Yine yoğurdumuzu, sütümüzü, sebze meyvemizi satacak mıyız? Satarız tabii. Fırtınadan sonra herşey çok güzel olacak.

Çiftlikten çıkıyorum. Arabanın önüne atılan kazlar kaçıyorlar. Gözlerimde bir aydınlık, içimde tarifi imkânsız bir huzur. Bu fırtına çıkacak! Çıkacak, çıkacak ve hayatımızda zorlu bir dönem başlayacak. Fırtına bitince öyle güzel günler göreceğiz ki.

Köyde, fırtına bitmeyecek diyenler de var. Hiç bitmez olur mu? Siz hiç on yıl süren bir fırtına duydunuz mu? Ben duymadım... Böyle birşey zaten olamaz...

Bu fırtına olacak, metoroloji ne derse desin, hükümet ne derse desin bu fırtına kopacak... Öyle zor günler yaşayacağız ki bu altı aylık fırtınada... Ama göreceksiniz, herşey bambaşka olacak... Herşey tarif edilmez bir harikalıkta olacak.

Daha önce başka bir fırtına daha olmuştu. Fırtına üç yıllığına dinmişti. Sonra yeniden başlamıştı. Ve hiç bitmedi. Bu son fırtınadır kardeşlerim. Bundan sonra başka fırtına olmayacak. Bundan sonra hiç fırtına olmayacak demiyorum, ama en azından uzun bir süreliğine fırtına olmayacağını biliyorum. Ve bunun verdiği huzurla şehire varıyorum.

Şehirden yiyecekler aldım, elektrikler kesilebilir, mumlar aldım, içecekler aldım. Köye geri döndüm. Çiftlikten içeri girerken tavukların kümeslerinde olduklarını gördüm. Hayır, bu fırtına yerimizi değiştirmeyecek. Bize baskı uygulayacak, ama sonra öylesine tatlı meltemler esecek ki mavi gökyüzünde... Yıllarca gökyüzünde uçtuğunu sandığımız kuşlar geri gelecek rüzgârla...

Ne rüzgârı esecek az çok tahmin ettiniz. Ne yönden esecek bilmiyorum, ama herkese olumlu olacak bu yön... Öyle bir yön olacak ki herkesin rüzgâr değirmeni dönecek. Bu denli güzel olacak bu olay. Fırtına gelecek. Bu fırtına bize öylesine zorluklar yaşatacak ki. Zaten yirmialtı yıldır başımızda kara bulutlar dolanıyordu. Bu fırtına o bulutlardan olacak.

Fırtına sonrasında kendimi deniz kenarında düşman olduğum köyün çiftçisiyle barışmış, balık avlarken düşünüyorum. Ne hoş olurdu. Aslında düşman olduğumuz köyde barış isteyenler de var, tıpkı bizim köy gibi. Ama barış istemeyenler de var, her iki köyde de...

Fırtına başlayacak, bitecek... Müthiş bir huzur veriyor bana bu... Filmdeki gibi, "perfect" bir "storm" olacak bu. Kusursuz, muhteşem ve harika! Harika bir fırtına olabilir mi? Benim beklediğim fırtına sonrası...

Koltuğumda uzanırken içimden bahçeye çıkmak geldi. Kalktım, her ihtimale karşı (yılanlardan korunmak için, çok yılan var bizim köyde) çizmelerimi giydim.

Bahçeye çıktım. Çıplak çeviz ağacına, onun tepesine ve ardındaki masmavi gökyüzüne baktım. Bu yıl sert bir kış geçireceğimiz söyleniyor.


Konuk Yazar|Ana Sayfa