Konuk Yazar, 9 Aralik 2001
Murat Kanatli
Erhan Arıklıya İkinci Açık Mektup[1]
Bundan 5-6 yıl önce Politik Acı dergisinde Ülkücü Hareketin dünyadaki faşist hareketin bir uzantısı olduğunu yazmış ve bunu, verdiğimiz uzun uzun alıntılarla detaylandırıp örneklendirmiştik.[2]
Bizler, o tarihte ülkücü hareketin yapısını çok açık şekilde ortaya koymuştuk. O tarihlerdeki tartışmalarda Erhan Arıklı’ya karşı bir Açık Mektup yayınlamıştık. İlk mektupdan bazı yerleri hatırlatmak gerekmektedir:
“..95 yazında ve 15 Kasım 1995’teki olayları Polise basit provakasyon olarak değerlendirmenin olanaksız olduğu görülür. Açık olan ‘ülkücü hareketin saldırganlık hareketinin devam ettiğidir. Tanıl Boranın deyişi ile genlerine işlemiştir.
Bu saldırganlık eğiliminin bilinmesi gerekir ve çünkü bu sürekli ve daimi olan bir tavırdır”[3]
Ve açıkça ortaya koymuştuk:
“Evet yine söylüyoruz: Kıbrıs Halkları için en iyi çözüm Federal Kıbrıs’tır yani statükonun ortadan kaldırılmasıdır. Bu yüzden gerekirse ‘bayrak’lar iner gerekirse ‘devlet’çikler ortadan kaldırılır. Hiçbirşey insandan daha ‘kutsal’ değildir, ‘Devlet’ ve ‘Bayrak’ da dahil”[4]
Arıklı’nın cevabı biraz gecikmeli 21- 22 Mart 1996 tarihlerinde geldi. Birlik Gazetesindeki köşesinde:
“Bu satırların yazarı 12 Eylül öncesinin tüm acısını yaşamış birisidir.
...
Ne korkunç bir kardeş kavgası idi o.
Kırılan biz olduk. Gülen başkaları. Soldan ve sağdan binlerce vatan evladını kaybettik.”[5]
Diyerek 12 Eylül öncesinin günahı çıkarmaya çalışmış ama sonrasında bunu yüze gözüne bulaştırmıştı.
Yazının sonu aslında onun ideolojisine uygun tamamlanmıştı:
“Bay Fırat efendi,
Söz konusu olan devlet ve bayrak olursa kalem tutan parmaklar pekala başka şeyler de tutar.
...
Bu devleti yıkmaya ve bu bayrağı indirmeye ne senin ne de senin arkandaki kağıttan kaplanların gücü yeter”[6]
Zaman geçti, Arıklı Kıbrıslı Gazetesinde önce konuk yazar sonrasında Türkeli’nden başlıklı köşesinde ülkücülük üzerine ülkücü hareketin marifetleri üzerine yazılar yazmaya başladı. Gene kin kusan, ırkçı yazılar yazdı. Kimi yazarların yanlış kimi tanımlamalarını kullanarak ülkücülük ve faşist hareketi ayrıştırıp düzeyli tartışma yapma çağrısı yaptı. Ama tüm yazdıkları ile bizim daha önce net şekilde ortaya koyduğumuz Ülkücü Hareketin dünya faşist hareketin içinde ama kendi özgülünde ırkçı, kafatasçı ve önemlisi insanlık düşmanı FAŞİZM ta kendisi olduğu gerçeğini asla çürütememiş hatta yeni örnekler sunmuştu.
30/11/2001 tarihli Kıbrıslı Gazetesi’nde Arıklı, Türkeli’nden köşesinden bir kez daha tarihin karanlık noktalarından kopup gelen İspanya, İtalya yada Almanya’daki faşist hareketleri hiç aratmayacak ‘teorik’ yaklaşımları ile İspanyadaki Falaşistlerin yada İtalyadaki Kara Gömleklilerin yada Almanyadaki SS’lerin bir zamanlar uyguladıklari şiddeti yada 1970’lerde 7 TİPliyi öldüren yüzlerce aydına, öğrenciye, yurtsevere Türkiye’de saldırarak öldüren, yaralan veya sakat bırakat, Balgat Katliama sorumlusu, Sivas’ta Maraş’ta yüzlerce insanın öldürülmesinden yargılanıp suçlu bulunan Ülkü Ocağı üyelerinin yaptığını öneren bir yazı yazdı.
“içinizden en azından bir kaç yüz taneniz o günleri göremeyecek...
...
KKTC’nin Ruma peşkeş çekildiği anlaşmanın altına atılan imzalar, sizin ölüm fermanınızın altına atılmış imzalar olacaktır aynı zamanda ...
O gün, dillerin sustuğu... rotatif makinelerinin dönmediği bir gün...
O gün sözlerin tükentiği başka şeylerin konuştuğu gün olacak”[7]
Bu konu ile söz söylemeden önce bir konuda çok net vurgu yapmak istiyoruz. Faşizm yalana ve kandırmaya dayalı propagandası çok ünlüdür. Alman Nazileri Subaylarından Gobbel bu konuda çok iyi örnekler sunmuştu. Ülkücü Hareket işine geldiğinde ne kadar demokratik olduğu ve ülkücülüğün ne kadar ‘insancıl’ olduğu öve öve bitirilemez.
1995 yılında Türk Birliği Kültür Derneği Genel Sekreteri Tukyu Umar ve Ülkü Ocakları Başkanı Mehmet Arslan Birlik Gazetesindeki ortak imzaladıkları bir yazıda;
“Tüm provakasyonlara rağmen, hiç bir güç ülkücüleri KKTC’de anarşi ve teröre bulaştırmaya muvaffak olamayacaktır. Ülkücü hareket en güçlü silahın “FİKİR” olduğunu tecrübeyle öğrenmiş ve kendisini bu silahla alabildiğine techiz etmektedir”[8]
Biraz önce söylemiştik, siz yazılana konuşulana fazla önem vermeyin Ülkücü Hareketin genlerine işleyen şiddet duygusundan onları kimse arındıramaz.
Neysa asıl konuya geri dönmek gerekirse, Arıklı’nın kızdığı konu;
“Sizlerin ihaneti yüzünden bu topraklar birgün kaybedilebilir, belkide bu devleti de tarihin karanlıklarına gömdüğümüz yüzlerce Türk Devleti gibi yıkabiliriz...”[9]
Eskiler ‘geldin mi şimdi sözüme’ derler. Biz bunları 5 yıl önce yazdığımızda açıkça silahın namlusuna gönderme yapanlar kurt inlerinden yine çıkıp ortalığa posta koyuyorlar.
Faşizmden insanlık çok çekti. Milyonlarca insan öldü yada sakat kaldı. Faşizmin Gobbel tarzı yalana dayalı propagandalarına kanarak Ülkücülerin değiştiğine yada en azından demokrat olduklarına kananlar bir kez daha yanıldılar. Bir kez daha insanlık faşizm soğuk nefesini hissetti ama hafızalar uzun süreli olmadığı için bunlar da unutulacak.
Ama faşizm asla uyumaz, o genlerine işleyen şiddet duygusu ile yine bir gün saldırganlaşacaktır.
İnsanlık düşmanı faşist düşüncelerin pan zehiri bütün insanlığın eşitliğine inan sosyalizmdedir.
Arıklı gibi çete artığı tetikçileri yeri geldiğinde Azerbeycan’daki darbede kullanırlar yada Çatlı gibilerin yanına verirler adına vatan savunması derler. Ama yeri de geldiğinde de rejim kendilerini hapise atar yada sürgüne de gönderir.
O yüzden Arıklı sahibinin sesini yansıtmaktadır.
Kendini hala daha Ortaçağda at sırtında uçsuz bucaksız Asya çöllerinde cengaver sananların gerçekle yüzleşmelerine çok az kaldı. Bu yüzleşme onlara çok yaramayacak ‘huysuz’lukları ondandır.
Ahmet Altan’ın bir yazısında dediği gibi ‘Tanrı Türkleri ‘daha Türk’lerden korusun’
Bizimde başka sözümüz yoktur, “vesselam”[10]
[1] İlki 3 Mart 1996 tarihinde Yeniçağ Gazetesinde ve Yenidüzen Gazetesinde Fırat Can imzası ile “Erhan Arıklı’ya Açık Mektup” başlığı ile yayınlanmıştı
[2] POLİTİK ACI DERGİSİ HAZİRAN 1995- ŞUBAT 1996 tarihleri arasında yayınlanan dergide Fırat Can imzası ile “Milliyetçilik Nedir?”, “Türk Milliyetçiliği ve Faşist Hareket”, “Ülkü Ocakları, Kıbrıs Sorunu ve Milli Dava “Türk Kıbrıs”” başlıkları ile yayınlanan yazılar.
[3] “Erhan Arıklı’ya Açık Mektup” başlıklı yazıdaki bu alıntı için Tanıl Bora’nın İletişim Yayınlarında çıkan Devlet Ocak Dergah yayınları syf 558-559 ve PolitikACI Sayı 4 (Şubat96)
[4] agy
[5] 22/3/1996 Konuk Yazar Başlıklı köşesindeki Erhan Arıklı’nın “Bir Marksiste Notlar (2)” başlıklı yazıdan; ilki de 21/3/1996 tarihinde gene ayni başlıklı köşesinde yayınlamıştı ve bu yazılarda 3/3/96 tarihli mektuba yanıt yazdığı açıkca vurgulamıştı
[6] agy
[7] 30/11/2001 tarihinde Kıbrıslı Gaztesindeki Türkeli’nden başlıklı köşesindeki Erhan Arıklı’nın “Vatan Hainlerine ihtar” yazısından
[8] 5/6/1995 tarihinde Birlik Gazetesindeki Ülkü Ocakları KKTC Temsilciliği başlıklı yazı
[9] Erhan Arıklı’nın “Vatan Hainlerine ihtar” yazısından
[10] agy