Konuk Yazar, 25 Şubat 2004

Devrim Seral

 

Birlikte Yaşamak

Küçük adamızda iki halkın kaderini tayin edecek görüşmeler devam ederken ilerki günlerde karşımıza çıkması beklenen sorunlardan en önemlileri "Referandum" ve onun sonrası oluşacakdüzene nasıl uyum sağlayabileceğimizdir.

Görüşmeler yeni başlamasına rağmen kimse ne Türk tarafının nede Rum tarafının fikirlerinde gerileme olacağını düşünmüyor.Bu yüzden esas iş 22 Mart'dan sonra Anavatanlara düşecek gibi.Aslında bu Kıbrıs'taki iki halk için utanç verici bir durumu ortaya koyuyor. Toplum liderleri küçük çocuklara taş çıkaracak şekilde mızıkçılığa devam edip aslında toplumlarına bişey kazandırmadıklarının farkında değiller.

Eğer müzakereler sonucu Kıbrıs'ta BARIŞ'a ulaşabilirsek kurulacak Birleşik Kıbrısın geleceğinin de bu tutum yüzünden çok uzun ömürlü olması beklenmemelidir. Çünkü iki halkın lideride hala hazırda geçmişte yaşamaya devam etmektedirler. Bundan dolayıdır ki eğer ortak devletin yaşamasını istiyorsak iki halkın'da liderlerini en kısa zamanda değiştirmesi gereklidir.

Aslında Kıbrıs Türk tarafı bu konuda ilk önemli adımını geçtiğimiz seçimlerde göstermişti. Ancak aynı şeyi Kıbrıslı Rumlar hakkında söylemek mümkün değil. Onlar geçen seçimlerde ılımlı Kleridis'i desteklemek yerine daha sert olan Papadopulos'u destekleyerek Türk tarafındaki biz barış yanlılarını üzmüşlerdi.

Ancak yinede herşeyi bir kenara bırakalım. Kıbrıstaki referandum konusunda da bizi sancılı günlerin beklediği açık. Kuzeyde arkalarına Türkiyedeki statüko yanlısı güçleri de alarak hareket eden bir gurubun varlığı biliniyor. Diğer yandan Güney Kıbrısta da ayni şekilde kendilerini Kıbrısın tek hakimi sanan zihniyetle hareket eden bir gurubun'da varlığı biliniyor.

Fakat güneyde işimiz daha zor gözüküyor. Çünkü Rum halkı Annan Planı temelinde çözüme pek hazır değil. Bunun nedeni de AB üyeliğini mutlak zafer olarak gösteren yönetimlerine bağlanabilir. Ancak gelinen son durumda topu Denktaşa atıp Denktaşın'da topu kendi kalesine gol atarak! devam ettirdiği yaklaşımın aniden bitmesi ile birden ortada kaldılar. Keza Güneyde Barış yanlılarının şansı parti yönetimlerinin Annan Planına evet deme kararı alması ile dönebilir. Ancak bu bizim çıkarlarımıza hizmet etsede yine de doğru gelen bir yaklaşım değil.

Güneydeki komuşularımızın buna kendilerinin karar vermesini dilerdim. Sonuçta birlikte yaşarken yine parti yönetimlerinden onay alınması mı gerekecek? Bu ilerde karşılaşacağımız sorunların bir habercisi olabilir.Kıbrıslı Rumların en kısa zamanda bu yapıdan mutlaka kurtulmaları gerekiyor.

Kıbrıs Türk tarafında referandum konusunda çok fazla sorun gözükmüyor. Ancak statükonun devamını isteyen gurupların ciddi faliyetler içinde oldukları duyumları rahatsızlık yaratıyor. Barış yanlılarınında buna karşı hemen önlem alması gerekecektir. Diğer yandan Kıbrıslı Türklerin çözüm sonrası sorunları ne olabilir sorusu karşımıza çıkıyor. Aslında şu andaki durumdan çok daha iyi konuma geleceğimiz açıktır. Fakat bunun bedelinin özellikle yeniden göç etmek zorunda kalacak bir miktar halkımızdan çıkmaması için elimizden geleni yapmamız gerekecektir. Genel toplum psikolojisinde bazen bu atlanıyor. Yani bana birşey olmadı! sorun yok denmesi işi kolaylaştırmak yerine daha da karıştıracaktır. Bundan dolayı özellikle bu insanlarımızın bu geçiş sürecinde çekecekleri sıkıntıları azaltmak için toplumsal yardımlaşmaya ve desteğe son derece önem vermek zorundayız.

Diğer yandan AB'ye katılsak bile Türk kurucu devletinin AB uyumu için çok çalışması gerekecektir. Mali yardımlar söz konusu olsa da bu yardımlar kepçe ile dağıtılmayacaktır. Bundan sonra projesiz iş olmayacaktır. Toplumolarak alıştığımız tanıdık düzeninin sona ermesi çoğumuzu zorlayacaktır.

Yani Annan Planını ve sonrasını toplumlar için özetlersek; Kıbrıslı Türkler yeni Kıbrıs devleti ile yıllardır özledikleri yasallıklarına ve dünya tarafından tanınan eşitliklerine kavuşacaklar. Ancak bunun bedelini bir kısmı yeniden göç ederek ödeyecektir. Diğer yandan hep alıştıkları sistemin değişmesi ile çok daha fazla çalışmak zorunda kalacaklardır. Ancak bunlar çok da kötü sonuçlar değil.

Kıbrıslı Rumlar bence Türklerden daha az kazanımlarla döneceklerdir. Çünkü yıllardır kendilerini sorunun 1974'de çıktığına ve hep kendilerinin mağdur oldukları yönünde! sahip oldukları inanç bir anda yıkılacaktır. Her zaman azınlık olarak niteledikleri Türkler ile eşit statüde temsil edileceklerdir. Fakat diğer yandan da Kuzeydeki %7'lik topraklarına yeniden kavuşacaklar ve 15 yıl içinde de bir miktar daha Rumun Kuzeye dönmesini sağlayacaklardır.

Sonuç olarak Anan planı "Win to win" esasına göre hazırlanmış bir plandır. İki toplumunda eski hastalıklarını bir kenara bırakarak artık sahip oldukları ile yetinmeleri ve adamızı bir BARIŞ ve UYUM adası haline getirmelerini dilerim. Çünkü biz gençler eskiden yaşadığımız acıları yeniden yaşamak istemiyoruz.Tarihten ders alarak yapılan hataları umarım bir daha tekrarlamayız.

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org