Konuk Yazar|Ana Sayfa


Konuk Yazar, 11 Mart 2002
BURAK ERKUT

EMIR KUSTURICA ve SİNEMASI

 

Emir Kusturica, Yugoslav bir yönetmen. 24 Kasım 1955’te Yugoslavya’nın Sarajevo (Saraybosna) kentinde dünyaya gelmiş. Bu yönetmen birçok film çekmiş ve eleştirmenler tarafından her zaman olumlu not verilmiş bir yönetmen. Kusturica denince aklımıza ilk gelen onun “Çingeneler Zamanı” filmi ve filmin etkileyici müzikleri. Filmin müziklerini yapan Goran Bregovic ve Kusturica hem dost hem de iş arkadaşı. Çevirdiği filmlerden UNDERGROUND’tan sonra üç evi de yakılmış, Kusturica sinemadan vazgeçtiğini söylemiş. 1998’de BLACK CAT WHITE CAT’i çevirerek bu sessizliği bozmuş. (BLACK CAT WHITE CAT ve UNDERGROUND hakkında bilgi bulabileceğiniz site: http://www.komuna.com/film/)

Kusturica’nın çevirdiği filmlerse;

 

Ünlendiği filmlerden önce

*1978’de GUERNICA kısa filmini çevirdi

*1979’da NEVJESTE DOLAZE televizyon filmini çevirdi.

*1980’de BIFE TITANIK televizyon filmini çevirdi.

*1981’de DO YOU REMEMBER DOLLY BELL adlı romantik komedi tarzındaki ilk uzun metrajlı filmini çevirdi ve aynı yıl Venedik’te İlk Film Altın Aslan ödülünü aldı.

 

Ama esas ünlendiği filmler:

 

 

1-BABAM İŞ GEZİSİNDE

Orjinal isim: When Father Was Away On Business / Otac Na Sluzbenom Putu

Notlar: Kusturica’nın ünlendiği uzun metrajlı filmidir. Ayrıca yönetmene Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye de kazandırmıştır.

 

Yönetmen: Emir Kusturica

Senaryo: Abdulah Sidran

Oyuncular: Moreno de Bartolli, Miki Manojlovic, Mirjana Karanovic, Mira Furla

Yapım yılı:1985

Ülke: Yugoslavya

Süresi: 136 dakika

 

Konu:

When Father Was Away On Business, 1950'lerde Tito ve Stalin arasındaki anlaşmazlıkların yol açtığı, karışık ve birçok insan için zor olan komünist Yugoslavya ortamında iki çocuklu bir ailenin yaşamından bir dönemi anlatıyor. Emir Kusturica, yaşananları altı yaşındaki bir çocuğun masum, iyimser ve absürd bakış açısıyla anlatarak, bu melankolik ve kimi zaman karanlık hikayeye komedi havası katıyor.Filmin küçük kahramanı Malik'in babası Mesa, hiç ummadığı bir anda politik düşünceleri nedeniyle tutuklanarak uzun bir süre için uzaklara gönderilir. Bunun sebebi ise, sevgilisi Ankica'ya gazetedeki bir karikatürle ilgili yaptığı siyasi yorumlardır. Gerçeklerin yükünü sadece kendilerinin kaldırabileceğini düşünen yetişkinler Malik'e, babasının bir iş gezisinde olduğunu söylerler. Bir taraftan her şeyin farkında olan büyük kardeş Mirza ve anne Senija, öbür taraftan olaylara kendi sınırları içinde bir anlam yüklemeye çalışan Malik, filmin bütününde izleyicinin iki yönlü düşünmesini sağlıyor.Bir durum hikayesi gibi gözüken bu film, sadece bir ailenin yaşadıklarını değil, o dönemin Yugoslavyası'nda birçok insanın yaşadığı ortak sorunları anlatıyor. Özellikle, bu bunalımlı ortamda sıkça rastlanan kardeşin kardeşi dava uğruna feda etmesi ve intikam kavramlarını da işleyerek gerçeğe yakın bir ortam yaratıyor. Bir ailenin zor anlarda birbirine ihtiyacı olduğunu ve bu yüzden her ne yaparlarsa yapsınlar, beraber kaldıkları sürece güçlü olabilecekleri mesajını da veriyor.Emir Kusturica'nın Black Cat White Cat, Time of the Gypsies ve Underground'dan daha önce çektiği bu filmle diğerleri arasında birçok ortak yön bulmak mümkün. Özellikle, yeni yetişmekte olan bir çocuğun ilk duygusal deneyimlerini ve uyurgezer haldeyken yaşadığı ilginç maceraları aktarırken oluşturduğu "insancıl komedi", Kusturica seyircisine oldukça tanıdık gelebilir. Öteki filmlerinde olduğu gibi bu filmde de kendine özgü, etnik, canlı ve duygusal müzikler göze çarpıyor. Bazen tek bir melodiyi, farklı ritmlerle, bambaşka ortamlarda, bambaşka duyguları anlatırken yakalayabiliyoruz.Emir Kusturica kendi çocukluk yıllarından kopup gelen bu filmde yarattıklarını kendi sözleriyle de açıklıyor: "Ciddi bir olguyu komik bir olguyla birleştirdiğinizde doğru bakış açısını yakalayabilirsiniz". Zaten yaşam da her şeye rağmen bu ironiyle sürüp gitmiyor mu?

 

2-ÇİNGENELER ZAMANI

Orjinal isim: Time of the Gypsies / Le Temps Des Gitans

Notlar: Kusturica’nın bir başka önemli uzun metrajlı filmidir. Yönetmene, Cannes Film Festivali’nde (1989) EN İYİ YÖNETMEN ödülünü kazandırmış bir yapımdır. Ayrıca Yugoslavya yıkılmadan önce çekilen en uzun filmdir (136 dak.) ve Çingene dili de bu filmde kullanılmıştır. Ayrıca Fransa’da yaşayan Çingeneler de bir basın toplantısı düzenleyerek filmi protesto etmişlerdir.

 

Yapım yılı:1989

Ülke: Yugoslavya

Süresi: 136 dakika

 

Yönetmen: Emir Kusturica

Senaryo: Gordan Mihic ve Emir Kusturica

Oynayanlar: Davor Dujmovic, Bora Todorovic, Ljubica Adzovic

 

Konu:

Bu filmde Perhan'ın öyküsünü izleyeceğiz. Perhan'ın tek amacı mutlu olmaktır, ama bir yandan üfürükçü anneannesinin yarattığı sorunlar, bir yandan da ayağı sakat kardeşinin derdiyle uğraşmaktadır... İyice çaresiz kalan Perhan, araya giren kişiler yüzünden soygun yapmayı, çocuk kaçırıp satmayı ve daha bir çok pis işi de öğrenir... Film, bir gencin büyük dramını anlatıyor. Perhan’ın iyi dünyadan kötü dünyaya geçişini büyük bir ustalıkla anlatan Emir Kusturica bu filmiyle Cannes Film Şenliği'nde (1989) "en iyi yönetmen" ödülünü kazandı. Bugün de devam eden uluslararası ününü bu film sayesinde edindi.

 

 

3-ARIZONA RÜYASI
Orjinal adı: Arizona Dream

Notlar: Kusturica’nın ilk İngilizce sözlü filmi, 1993’te Berlin’de Altın Ayı Ödülü ve Jüri Özel Ödülü aldı. Filmin ünlü müzikleri yine Goran Bregovic’e ait. Filmden ilginç bir şarkı (Iggy Pop Grubu):

 

“This is a film”

From the motion picture Arizona Dream soundtrack

Emir Kusturica / Goran Bregovic

Performed by Iggy Pop

Bu bir insanla bir balık hakkında bir filmdir.  - This is a film about a man and a fish.

Bu bir insanla bir balık arasındaki dramatik ilişki hakkında bir filmdir.  -  This is a film about dramatic relationship between a man and a fish.

İnsan yaşamla ölüm arasında durur.   - The man stands between life and death.
İnsan düşünür. -
The man thinks.
At düşünür.  - 
The horse thinks.
Koyun düşünür. - 
The sheep thinks.
İnek düşünür.  - 
The cow thinks.
Köpek düşünür. - 
The dog thinks.
Balık düşünmez.  -
The fish doesn’t think.
Balık sessizdir.   -
The fish is mute.
İfadesizdir.  -
Expressionless.
Balık düşünmez,  - 
The fish doesn’t think,
Çünkü balık her şeyi - 
Because the fish knows everything.
bilir.

Balık her şeyi bilir. - The fish knows everything.

 

Yönetmen: Emir Kusturica

Senaryo: David Atkins

Film Öyküsü: Kusturica ve David Atkins

Yapım yılı: 1993

Ülke: ABD/Fransa

Süre: 141 dakika

Oyuncular: Johnny Depp, Faye Dunaway, Lili Taylor, Vincent Gallo, Paulina Porizkova ve Jerry Lewis

 

Konu:

Ünlü Yugoslav yönetmen Emir Kusturica, filminde genç bir hayalperest olan Axel Blackmar’ın öyküsünü anlatıyor. Axel Blackmar (Johnny Deep), Rolls Royce satıcısı amcası Leo Sweetie’nin (Jerry Lewis) yaşadığı çiftliğe gittikten sonra, değişik karakterli birçok insanla tanışır.

Film, çocuk ruhlu ve yalnızca uçmayı hayal eden, bunun için sürekli uçan bir makina yapmak için çabalayan, üvey kızı ile yaşayan Elaine Stalker (Faye Dunaway) ile aralarındaki ilişki, diğer karakterler arasında geçen ilginç olaylar ve biraz da Kustrica'nın mucizeleriyle dolu.

İşi günboyu balıkları saymak olan, Axel Blackmar "Çoğu insan benim balıkları saydığımı sanır, oysa ben onları saymıyor, onların düşlerini dinliyorum" der.

Yönetmen Emir Kustirica, bir öğrencisinin getirdiği hikâyeden çok etkilenerek ilk İngilizce filmi olan "Arizona Düşü"nü yapmaya karar verdi ve bu film ile Berlin Film Festivali'nde 'Gümüş Ayı' ve Jüri Özel Ödülü'ne layık görüldü.

Filmin başlangıcında bir Eskimo'nun yakaladığı tuhaf bir balıkla ilgili rüya sahneleri var. İki gözü de vücudunun aynı tarafında olan bir balığın olduğu bu sahnenin ardından, kahramanımız insanların kendi rüyalarını anlattıkları gerçekçi sahnelere geçiyor. Axel’i bir barda içirip Amcası’na götüren Amcasının Oğlu’nu (Vincent Gallo) görüyoruz. Axel’in amcasıyla karşılaşmasının ardından, eksantrik güzel Elaine Stalker (Faye Dunaway), bir Cadillac almak için galeriye geliyor. Kadına aşık olan Blackmar, ona hayalini kurduğu uçan makinelerin yapımında yardımcı oluyor.

Rüya ile gerçek arasındaki ayrım giderek netliğini yitirirken, hayal ürünü uçan makineler çalışmaya başlıyor ve ancak rüyalarda var olabilecek unsurlar gerçek üstü bir gerçekliğin parçası oluyorlar...  

 

4-YERALTI
Orjinal ismi: Underground

Notlar: Yönetmene Cannes Film Festivali’nde bir kez daha Altın Palmiye kazandıran bu filmden sonra yönetmenin üç evi birden ateşe verilmiş ve yönetmen sinemadan vazgeçtiğini söylemiştir. Filmin müzikleri yine Goran Bregovic’e ait.

 

Yönetmen: Emir Kusturica

Senaryo: Dusan Kovacevic ve Emir Kusturica (Dusan Kovacevic’in bir öyküsünden)

Oyuncular: Miki Manojlovic, Lazar Ristovski, Mirjana Jokovic, Slavko Stimac, Ernst Stötzner

Yapım yılı:1995

Ülke: Yugoslavya/Fransa/Almanya/Macaristan

Süre:167 dakika

 

Konu:

Belgrad'ta yaşayan Marko, fahişelerle yatıp kalkan, içmeyi seven, karısı tarafından terk edilmiş, komünist parti üyesi bir adamdır. II. Dünya Savaşı sırasında Nazilerin Belgrad'ı bombalamasıyla yakın çevresini gizli bir yeraltı sığınağına yerleştirir. Bunların arasında Marko'nun hızlı hayatına takılıp sürüklenen, kaba kuvvetine çok güvenen, anti-faşist Blacky de vardır. Marko, Nazi kuşatması sürdükçe onları yeraltında tutacak, başka bir deyişle onların gözcülüğünü yapacaktır. Ancak savaşın üzerinden yıllar geçer ve Marko arkadaşlarını yeraltından çıkarmaz. Çünkü "yerüstünde" Blacky'nin sevgilisiyle evlenmiştir ve sosyalist lider Tito'nun yardımcısı olmuştur. Dünyadan izole olan yeraltında ise ayrı bir dünya kurulmuştur.Underground bir masalın ilk satırlarına benzeyen "Bir zamanlar bir ülke varmış, başkenti de Belgrad'mış..." sözleriyle başlıyor. Çünkü Yugoslavya, bir masal gibi, gerçek hayattan ve "yerüstünden" uzakta kalmıştır. II. Dünya Savaşı'nda Nazi bombalarına hedef olan ülke, Soğuk Savaş zamanında zor yıllar geçirmiş ve 90'larda da iç savaş ile bölünmüştür. Aynı topraklarda beslenen, birbirlerinin kapı komşusu sayılan insanlar artık birbirlerinin düşmanıdır. Film de Marko ve Blacky'nin yaşadığı trajikomik olayları anlatırken eleştiri oklarını aslında tüm bu savaşlara, liderlere ve onları takip eden saf insanlara yöneltiyor. Tabi bütün bunlar, bu filmiyle Altın Palmiye ödülünü ikinci kez alan Kusturica'nın tarzında oluyor. Daha önce Time Of The Gypsies ve Arizona Dream filmleri için yaptığı müziklerle Kusturica filmlerinin vazgeçilmez müzisyeni olan Goran Bregoviç'in Underground için yaptığı müzikler de filmin tamamlayıcı öğesi olarak görevini başarıyla yerine getiriyor ve ortaya bir Kusturica başyapıtı çıkıyor.Kimi çevrelerce sadece Yugoslavya ile ilgili olduğu ileri sürülen ve eleştirilen Underground, aslında evrensel bir film. Çünkü Kusturica, filminde ülkesine derin bir nostalji ile bakarken, bundan ders alınması gerektiğinin ve savaşların bütün dünya için ne kadar yıkıcı olduğu gerçeğinin altını çiziyor ve ekliyor: “Bu hikayenin sonu gelmez...”

 

5-KARA KEDİ AK KEDİ
Orjinal ismi: Black Cat White Cat-Crna Macka, Beli Macor

Notlar: Yönetmene 1998 Avrupa Film Ödülleri En İyi Görüntü Yönetmeni Adayı ve1998 Venedik Film Festivali En İyi Yönetmen Gümüş Aslan Ödülü

 

Yönetmen: Emir Kusturica

Senaryo: Gordan Mihic

Oynayanlar: Bajram Severdzan, Srdan Todorovic, Branka Katic, Florijan Ajdini, Zabit Mehmedov

Yapım yılı: 1997

Süre: 140 dakika

 

Konu:

25 yıllık iki dosttur Grga ve Zarije... Biri çöp toplayarak köşeyi dönmüş bir çingene babası, diğeri bir çimento şirketi sahibi... Uzun yıllardır aralarına giren ayrılık dostluklarını asla kaybettirmemiş, 8O yaşlarına geldiklerinde ise üçkağıtlarını paylaştıkları suç ve ceza dolu yılları birbirlerine saygı göstererek arkalarında bırakmışlardır. Zarije'nin işe yaramaz oğlu Matko, girmek istediği bir karaborsa işi için kendi babasından isteyemeyeceği parayı gidip Grga'dan ister. İşi sağlama almak amacıyla da babasının öldüğünü söyler. Bu haber yaşlı ve yorgun Grga'yı derinden yaralar. Eski dostunun mezarını ziyaret onun boynunun borcudur. Hilesinin işe yaradığını gören Matko, işi sağlama almak için Çingene gangsterlerin ele başı Dadan'la ortak olmaya karar verir. Oysa ki Dadan hem bu tip pis işlerde çok tecrübeli, hem de ahlaksızın biridir. Matko'yu aldatır. Diğer yandan Matko, Dadan'ın her istediğine boyun eğdiği gibi oğlu ve Dadan'ın kızı arasında yine Dadan'ın planladığı evliliğe de evet demek zorunda kalmıştır. Oysa genç delikanlı Zare bir başka kadına, Dadan'ın kızı Afrodita ise bir başka erkeğe aşıktır. Aşık olmadan evlenmek bir çingenenin en son yapacağı şeydir…

 

GENEL OLARAK ANLATTIKLARI

Kusturica, karamsarlığı çok az ağır basan, çingenelerin neşeli hayatlarını anlatan bir yönetmen. Çingenelerin neşeli ve müzik dolu hayatlarını, KARA KEDİ AK KEDİ filminin sonlarına doğru unutulmaz bir sekansta görebiliriz:

Zarije (yaşlı adam), torunu Zare’ye bir akordeon verir ve der ki; “Evlat, yaşamak için ihtiyacın olan herşey bunun içinde”

İşte bu cümleden, Çingenelerin yaşamlarının müzik ve para olduğunu anlarız. (Zare, akordeonun içinde para olduğunu gemiye bindiğinde farkeder)

Tabii ki Çingeneler için müzik bir yaşam biçimi (Zarije, hastahanede yatırken içeriye müzisyenler gelir ve şarkı çalmaya başlarlar, Zarije oynamaya başlar) paraysa bir mecburiyettir.

 

Çingeneler Zamanı filmine bakıldığında, yönetmen komediden çok bir dramı, yukarıda belirttiğimiz üzere bir gencin temiz ve saf hayattan kirli hayata geçişini anlatmaktadır. Bu süreç içinde, filmin müziği olmasaydı film daha az başarısız olurdu kanısına varıyoruz. Müzikleri yapan, Emir’in eski dostu, iş arkadaşı, müzisyen Goran Bregovic’ti. Eğer filmin müziklerini başka biri yapsaydı, aynı başarıyı elde edemezdi film.

Diğer yandan Çingeneler Zamanı’nın çingenelerin başka bir yanını daha anlattığını görürüz. Bu da, Perhan’ın metal aletleri eliyle hareket ettirebilmesidir. Filmin unutulmaz sekansıysa, Perhan’ın bir vagona düşmesi sonucu ölmek üzereyken gökyüzünde güvercini görmesi ve Hıdırellez’de sevdiği kızla sevişmesidir.

 

Yönetmen, esas bu iki filminde çingeneleri anlatmıştır. Genel bir bakış yapacak olursak, Kusturica’nın Çingeneler’i temel alarak anlattığı konular aşk, müzik, dans, eğlence ve küçük insanların  (Çingeneler) hayal dünyalarına ve iç dünyalarına bir bakıştır. Ancak Çingeneler’i anlattığı bu iki filmde yönetmen, Savaş Ay gibi seviyesiz ve Çingeneler’i tamamen yanlış gösteren bir film değil, Çingeneler hakkında öğrenmek istediğiniz herşeyi anlatan gerçekçi iki film yapmıştır. (Kara Kedi Ak Kedi ve Çingeneler Zamanı)

 

Sosyal ilişkiyi ele aldığında, çocukluğundan da esintiler taşıyan “Babam İş Gezisinde” filmi bir komedi havasında geçmekte ama esasında 1950’leri ele almakta ve bir çocuğun gözünden olaylar anlatılmaktadır. Ve bu anlatılanlar, klişe çocuk filmlerinden farklı bir anlatı ve olayların gidişatı bakımından ele alındığından yanısıra yönetmenin Cannes Film Festivali’nde ödül almasının en önemli sebebi filmin konusunun klişe çocuk filmlerinden farklı olmasıdır. (Klişe çocuk filmlerinden farklı olan çocuk filmleri hep kazanırlar – bir örnek de KRAMER vs. KRAMER 1979’da En iyi Film Oscar’ını aldı)

 

Arizona Dream’e baktığımızda, gerçekten sıradışı bir film olduğunu görürüz. Filmin unutulmaz sekanslarından biri, filmin başındaki rüya sahnesi, bir başkasıysa havada direkler üstünde duran Cadillac’lardır. Tabii ki Axel’in amcası öldükten sonra ambulansın aya uçmasını unutmayalım... Arizona Dream filminin geneli zaten bir rüya havası içinde geçmektedir. Film ilerledikçe olay akışının (veya anlatısının) rüya mı gerçek mi olduğunu kestiremeyiz. Rüyayla gerçek arasında ayrım kalmaz.

 

EMIR KUSTURICA’NIN BİYOGRAFİSİ

 

1954-24 Kasım’da doğdu.

1978-GUERNICA kısa filmini çevirdi.

1979-NEVJESTE DOLAZE televizyon filmini çevirdi.

1980-BIFE TITANIK televizyon filmini çevirdi.

1981-DO YOU REMEMBER DOLLY BELL adlı romantik komedi tarzındaki ilk uzun metrajlı filmini çevirdi ve aynı yıl Venedik’te İlk Film Altın Aslan ödülünü aldı.

1985-Esas ünlenmesini sağlayan ve ona Cannes Altın Palmiye’si kazandıran BABAM İŞ GEZİSİNDE filmini çevirdi.

1989-Unutulmaz filmi ÇİNGENELER ZAMANI’nı çevirdi ve aynı yıl Cannes Film Festivali’nde EN İYİ YÖNETMEN ödülünü aldı. Eleştirmenlerin ‘‘başyapıt’’ olarak nitelendirdiği bu filme imzasını atan Kusturica, Yugoslav Birliği'ni destekleyen sözleriyle tüm Avrupa kamuoyunun tepkisini de çekince soluğu ABD'de aldı.

1993-ABD’de boş durmadı ve öğrencisi David Atkins’in senaryosundan etkilenerek ilk İngilizce sözlü filmi ARIZONA DREAM’i çevirdi. Berlin Film Festivali’nde En İyi Film ve Jüri Özel Ödülü aldı.

1995-Underground filmini çevirdi. Vatanı onu ihânetle suçladı ve üç evi ateşe verildi. Aynı yıl Cannes Film Festivali’nde ALTIN PALMİYE ödülünü de aldı. Bunlardan sonra sinemayı bıraktığını söyledi.

1998-Can sıkıntısı yemin bozdurdu ve KARA KEDİ AK KEDİ’yi çevirdi. Venedik’te Altın Aslan Ödülü’nü aldı.

2000-Emir Kusturica’nın da içinde bulunduğu ve KARA KEDİ AK KEDİ’nin müziklerini yapan NO SMOKING ORCHESTRA (Zabronjeno Pusenje), “UNZA UNZA TIME” adlı soundtrack’ı çıkardı. Emir Kusturica gitarda, oğlu Stribor Kusturica davulda, “Doktor” Nelle Karajiliç, “Yugo-İngilizce” siyle gümbür gümbür vokaldeydi. Ve ortaya bir taşra-punk’ı çıktı.

2001-NOSE-BURUN adlı suç komedisi filmini çekti ancak şu anda bile bu film gösterime giremedi.

 

KUSTURICA’YLA YAPILAN BİR RÖPORTAJ (KARA KEDİ AK KEDİ HAKKINDA)

 

SORU: Üç yıllık bir aradan sonra tekrar sinemaya döndünüz ve ‘‘Kara Kedi Beyaz Kedi’’ ile hemen ödül aldınız. Niçin kediler?

KUSTURICA: Tahteravalli gibi. İlahi çıkışlar, ilahi düşüşler. Yüksekler, alçaklar. Yaşamın iyileri, kötüleri ve bunu sembolize eden kediler.

 

SORU: Niçin bu filmde yine Çingeneler var?

KUSTURICA: Çünkü öyle bir toplum ki sağlık fışkırıyor, neşe fışkırıyor. Adam sendeyi biliyorlar. Coşkuyla, özveriyle, sadelikle yaşamın dramını karşılayabiliyorlar. Hayvanları seviyorlar, insanları seviyorlar. Ölümü bile şakayla ağırlıyorlar. Yaşlısı genci, sınır tanımıyor. Her zaman birlikteler, dayanışma içindeler. Yoksulluğu aristokratlıkla, asilikle bağdaştırıyorlar. İşte Çingeneler bu ve ben bunu küçüklüğümde yaşadım, gördüm.

 

FELLINI’NİN HIRÇINI

SORU: Sizin için ‘‘Fellini'nin biraz daha hırçını’’ diyorlar.

KUSTURICA Bunu bir iltifat olarak değerlendiriyorum. Fellini ile eşdeğerde tutulmak bile güzel bir his. Daha mı hırçın? Çünkü günümüzün koşulları böyle. Fellini'nin döneminden beri dünya değişti. Savaşlar oluyor. Masum insanlar bir iki şapşalın maceraya atılmasıyla ölüyor. Ülkeler bölünüyor.

 

SORU: Siz Yugoslavya'nın bölünmesine de karşıydınız?

KUSTURICA: Siz ülkenizin bölünmesini ister misiniz? Etnik toplumlar biraraya gelmiş yaşıyor. Ben doğduğumda Yugoslavya vardı. Sırpça konuşuyorduk. Bu okullara gidiyorduk. Sonra bölündük, sorunlar savaşlar arka arkaya geldi. Şimdi Kosova sırada. Yarın bir başka toplum kaçacak. Savaştan kaçacak. Bunu beyaz perdeye yansıtınca da vatan haini oluyorum.

 

SORU: Filmlerinizde yeniden dirilme, canlanma seziliyor.

KUSTURICA: Savaşa rağmen ben hayata inananlardanım. Filmlerimde mutlu ve neşeli finale doğru kayarım. Son filmimde düğünden önce ölen dedeyi, düğünde diri gibi göstermek de bunun bir cilvesi.

 

MÜZİK ENERJİ KAYNAĞI

SORU: Neden filmlerinizin çekimleri uzun sürüyor?

KUSTURICA: Bence film senaryodan başlamaz, setten başlar. Senaryo da filmi takip eder. Ben sette gerilimli olurum. Bazen ilham gelmez. Veya istediğimi elde edemem, o zaman ara veririm, kendimi toparlarım. Strese girersem kötü olacak. Kolay değil, bir bütçe var. İyi harcamak, iyi eser yaratmak sonra bundan para beklemek gerek. Bunun için filmlerimin çekimi uzun sürebilir. Sinema ağır bir meslek. Yorgunluk veren, stres yaratan bir uğraş. Sorumluluk çok büyük. Müşkülpesentimdir. Hiçbir şeyi beğenmem. Beğenene kadar da uğraşırım. Ama film istediğim gibi sonuçlanırsa, inanılmaz hafiflerim.

 

SORU: Sette neden hep müzisyenleriniz bulunuyor?

KUSTURICA: Müzik enerji kaynağıdır. Rolleri olsun olmasın sette hep müzisyenlerin bulunmasını isterim. Nasıl olsa filmin bir yerine onları da yamarım. Sinemanın varı yoğu müziktir. Birbirlerini tamamlarlar. O zaman elimin altında olmalarını isterim. Zaten çoğu da hep Çingene olur. Çingeneler müziği bir başka yansıtırlar. Önemli olan filme başlamadan melodiyi saptamaktır. Bazen filmlerimde karmaşıklık görülür. Çünkü çok kişiyi aynı kareye sokmaya çalışırım. Aslında herkes için sahnede bir yer bulmak gerekir.

 

SORU: Amerika'da ‘‘Arizona Dream’’i çevirdiniz. Tekrar Amerika'ya dönmeniz söz konusu olabilir mi?

KUSTURICA: Dostoyevski'nin ‘‘Suç ve Ceza’’sı ile ilgili bir senaryo var. Modern tarzda tabii. Dostoyevski en iyi Amerika'da anlaşılır ve çevrilir sanırım. Çünkü orası yeni Babilonya. Tam Dostoyevski'nin kafasına göre bir yer.

 

SORU: Tekrar ‘‘Underground’’a dönelim. Niçin bu kadar polemik yaratıldı? Niçin size sinemayı bıraktırana kadar dava konusu oldu?

KUSTURICA: Ben ‘‘Underground’’ ile ülkemin trajik durumunu anlatmaya çalıştım. Şiirsel, destansı bir anlatım seçtim. Bolşevik türü propaganda filmi yaptığımı iddia ettiler. Bunu nefretle karşıladım. Ve kararımı verdim, ‘‘Böyle sinemanın içine...’’ dedim ve bıraktım.

 

YAŞANMIŞ OLAY

SORU: Sonra neden başladınız?

KUSTURICA: Başında da söyledim. Sıkıntıdan.

 

SORU: Kendinizi nerede görüyorsunuz sinema dünyasında?

KUSTURICA: Marx Kardeşler'le Shakespeare'in estetik yorumu arasında bir yerde.

 

SORU: ‘‘Kara Kedi Beyaz Kedi’’de sizi çeken neydi?

KUSTURICA: İnanın yaşanmış bir olay. Düğünden önce ölen dedeyi torunu canlıymış gibi masaya oturtuyor. Sırf ertelememek için. Çingenelere özgü bir hayat dersi.

 

KURBAN OLDUM

SORU: Peki hiç Saraybosna'ya dönmeyecek misiniz?

KUSTURICA: Kesinlikle hayır. Ben bu savaşın ideolojik kurbanı oldum. Ülkemin dışında daha iyi ve mutluyum.

 

SORU: Kimi özlüyorsunuz?

KUSTURICA: İzzetbegoviç'i değil herhalde. Ama müzisyen Goran Bregoviç'i özlüyorum. Hem de çok.

 

SORU: Yeni projeleriniz var mı?

KUSTURICA: D. H. Thomas'in ‘‘Beyaz Ağaç’’ adlı eserini senaryolaştırıyorum. Bolşevik dönemi ile Nazi dönemini yaşayan ruh hastası bir kadının öyküsü.

 

Kusturica böyle dedi ama, www.beyazperde.com’da çıkan bir haberde Kusturica’nın THE NOSE-BURUN diye bir suç komedisi bitirdiğini ancak henüz gösterime girmediğini söyleyebiliriz.

Kusturica’nın KARA KEDİ AK KEDİ filmini Raksotek’in resmi sitesinden, KARA KEDİ AK KEDİ ve YERALTI filmlerini de www.ideefixe.com sitesinden satın alabilirsiniz.

Ayrıca yine www.ideefixe.com sitesinden UNDERGROUND filminin orjinal müziklerini (müzikleri GORAN BREGOVIC yaptı) alabilirsiniz. Ülkemizde çok sık rastlanmasa da ARIZONA DREAM (müzikler yine GORAN BREGOVIC’e ait)  filminin soundtrack’ı da yayımlandı.

 

SON OLARAK
Emir Kusturica; kim ne derse desin başarılı bir yönetmen. Çektiği tüm filmler sıradışı, unutulmaz ve La Times gazetesinin dediği gibi: “MESMERIZING”*

 

*Mesmerizing-Ingilizce'de “Büyüleyici” demektir.


Konuk Yazar|Ana Sayfa