Konuk Yazar, 21 Mart 2004

Mülayim Hüseyin

 

M a r t ı n o n s e k i z i

Yumuşak ve sessiz bir sabah
Duyulmuyor adımlarımın sesi
Schanzenpark’ta ilk ağaçlar zarif
sevimli gelinlik giymiş beyaz
henüz yoktu dün
açmış bir gecede
ve biraz ileride
başka bir güzel
giymiş pembelerini
Martın onsekizinde
Sevdiğim henüz uykusunda
Hiç çaktırmadan
Bahar gelmiş Hamburg’a

Dükkan sahipleri ayakta ve hazırlık yapmakta
Tezgahlar süslenir ilk müşteriler henüz gelmeden
ve çiçekçiler bir başka olur Bahar’ın başında
Durakaldım kaldırımda
Saksılar içerisinde pembe açan küçük ağaçların başında
Nesiniz siz’ dercesine bakarak etiketine
Beni otuz yıl geçmişe bimleyenlere
Badem ağaçlarına Yeşilköyümün
Eski öğretmen evinin karşısında, Kıbrıs’ta
Bademmiş saksıdaki fidanlar

Çocuklar, açtı mı badem ağaçları
Sevimli olurdu dünya
Başka olurdu ilk okulda öğretmenin anlattıkları
İşte kar böyle birşeydir derdi
Lokma lokma, hafif düşer çiçekleri gibi badem ağaçlarının
Pamuk olurdu, kocaman bahçede sadece badem ağaçları bir orman

Okyanus bir özlem sarar
Ama geçmişe dönüş yok ki dostlar
Yok ki dönüş o günlere
Kilise etrafında panayırlara
Camii bahçesinde bademlerle çukurcuk oyunlarına

Kayaköyde darbuka çalar Dimitri sessizlikte
çocuklukları çalınanların seller akar gözlerinden
ve bir Türkü melhem olur yaralı ruhlarına

Gitmek şimdi dönmek mi olur geçmişe
Yoksa ileriye yürümek mi güneşe
Zeytin dalına konan beyaz güvercinle
birleşmiş adanın güzel geleceğine


Kaldırımlarda eski Hamburg müsevi semtinde,
Grindel’de
Tunç plaklara takılır yürürüm bu Martın onsekizinde
İlma Hanah Rosenstein ile Robert Rosenstein
Burdan alınıp götürülmüşler 1941’de
Ve öldürülmüşler Minsk’te
Her beş metrede ve evlerin kapı girişlerinde
Götürülüp öldürülenleri hatırlatan
tunç plakalarla ilerliyor adımlarım
Doğuya sabahın ufuğunda yürüyorum büroya

Martın onsekizinde
Güneş doğuşunda
Bir hüzün Bahar geçer içimde
bedenimi süzen eski günlerle


Mülayim Hüseyin

Hamburg, 18.03.04
Kıbrıs’a uzun bir yolculuk



copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org