Konuk Yazar, 11 Nisan 2004

Hamza Irkad

 

Geneda Evet Deyceyik!!!!!

Geneda Evet Deyceyik

                                             Geneda Evet Deyceyik!!!!!

 

                    Öyle görülüyor ki uluslararası ısrarlı bir istek sonucunda Kıbrıs sorununun çözümü için yürütülen görüşmeler sonlanmak üzeredir.40 yıldır Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğünden sorumlu olan Kıbrıs kökenli çözüm karşıtları bu konudan şikayetçidirler!!!!!...Neden ? Çünkü onlara baskı uygulanmışta görüşüp tartışacak zamanları kalmamış.....EOKACI sı da TMT cisi de bu işe şikayetçi....Kıbrıs kökenli bilumum NAZIST etiketli cenaplar Kıbrıs sorununun ortaya çıkmasında ve kökleşmesindeki rollerini saklamaya çalışıyorlar.Ortadoğu’ya dolayısı ile PETROL,sonrada dünyada hakimiyet kurmak isteyen dış güçlerin emir kulluğu ile Kıbrıs'ın kan gölüne çevrilmesinde hiç bir payları yokmuşçasına....Amerika,İngiltere sonra Türkiye ve Yunanistan’ın Kıbrıs sorununda payları olduğu kadar Kıbrıslı Rum-Türk işbirlikçilerinin de bu sorunun yaratılmasındaki ve bugüne kadar sürmesindeki payları ortadadır.Gerçek yurtseverlerin,aydınların,sosyalist ve komünistlerin katli için ölüm fermanları çıkaran Amerika-İngiltere ikilisi ise bu fermanları yürürlüğe koyup infazların gerçekleşmesini sağlayan Türkiye-Yunan ikilisi idi.İnfazları gerçekleştiren tetikçiler de Kıbrıslı Rum-Kıbrıslı Türk yerli işbirlikçiler idi.

                    Dünyada işgal altındaki bir çok ülkede Kolonyalizme ve işgallere karşı ÖZGÜRLÜK savaşları sürerken, kolonyalistler ve işgalciler işgal altında tuttukları ülkelerde yenilgiye uğrarken, maalesef  Kıbrıslılar da biri birlerini boğazlamakla meşguldüler.Bu onursuz ve aşağılık sürecin tarih sayfalarına aksetmesini sağlayanlar ve böylesi bir sürece sonsuz bir şekilde hizmetkarlık edenler hala daha çözümsüzlüğün sürmesindeki sorumluluklarını sürdürmeye devam ediyorlar....Kuzey Kıbrıs da çözümsüzlük yanlıları Türkiye’den taşınan nüfusun büyük bir bölümünü de yanlarına alarak çözüm sürecini dinamitlemeyi planlamaktadırlar ve referandumda hayır diyeceklerini açıkça beyan etmektedirler.Kıbrıs’ın tümünde en büyük toprak sahibi konumundaki kilise de yapılacak olan referandumda hayır denilmesi için çağrılar yapmaktadır.30 yıldır Kıbrıs'ın kuzeyinde sürdürülen GANİMET ve TALAN sisteminden yararlanan ve nemalanan Gasp’çı ve Ganimetçi kesimin hiçbir  çözümü  içlerine sindiremeyeceklerini her halükarda sergilemektedirler.Osmanlı döneminde Osmanlıya verilen hizmetlerden dolayı halkın mallarının kiliseye ödül olarak Osmanlı padişahı tarafından verildiği ortadadır.Vakıf malları da aynı doğrultuda bu kez İngiliz’e hizmetkar olan kesimin imtiyaz ve güç sahibi olması ve Kıbrıslı Türklere ekonomik ve siyasi olarak hükmedebilmesi bakımından İngilizler tarafından verilmiş bir ödüldür.Vakıf mallarına hükmeden ve hükmü altına alan kesim Kıbrıslı Türkleri beladan belaya sürükleyen kesimdir de aynı zamanda.Kıbrıs’ın Yunanistan'a bağlanmasını isteyen ve ENOSIS için öncü olan kilisenin de Kıbrıs sorununun bu sekle bürünmesindeki sorumluluğu ortadadır.Kıbrıs’ın bağımsızlığını isteyen ve KIBRIS KIBRISLILARINDIR ülküsü ile ortaya çıkan Kıbrıslı yurtseverlerin en büyük düşmanı  ise kilise ve bir avuç vurguncu idi.Sonradan Vakıf malları altında İngiliz'den ödül olarak alınan malların başına çöreklenen Kıbrıslı Türk işbirlikçilerde aynı rolü üstleneceklerdi.

                 1958 lere kadar olan dönemde Kıbrıslı Türk yada Kıbrıslı Rum olsun komünistlerin ve yurtseverlerin

başına gelenler ortadadır.Hem İngiliz'in hem kilisenin hem de vakıfların başına çöreklenip işgalden nemalananların ve de EOKA nın ve de o yıllarda ortaya çıkan TMT’nin, özgürlük ve bağımsızlık isteyen ve AKEL etrafında örgütlenen kesimlere karşı uyguladıkları vahşet unutulmuş değildir.1963 ve 1974 olaylarının müdavimleri  anavatanlar ve garantörler diye anılan üçlü ile işbirliği içerisinde bulunan TMT ve EOKA idi.1974’te Yunan cunta hükümetinin Kıbrıs da yaptığı darbeyi de Türk ordusu ile birlikte tezgahladığı hatta Türk subayların yunan ordusunu darbede başarı sağlamaları için eğittiği yolunda iddiaları kısa bir süre önce Amerikan ve Türkiye basınından öğrenmiş ama sürpriz olmamıştık...

                 Yıllarca söyleyip dururuz,ülkemiz Kıbrıs'ın ve Kıbrıslıların başına bela olanlar ve bizleri felakete sürükleyenler Amerika,İngiltere,Türkiye,Yunanistan ve yerli işbirlikçilerdir diye.1974 le birlikte mutlu yarınları yitiren Kıbrıslıların mutsuzlukları üzerine mutluluk inşa edenler işgalciler ve yerli işbirlikçiler oldu.Uluslararası antlaşmalardan tutun insan hak ve özgürlükleri ayaklar altına alındı.Kendi ülkelerinde özgürlüklerini yitiren Kıbrıslılar oldu.Mallarını mülklerini yitirmekten maada istikballeri korkunç bir şekilde olumsuzca etkilendi.Kıbrıslı Türkler siyasi ve toplumsal iradelerini kaybetti,demografik yapıları uluslararası antlaşmalar hiçe sayılarak, ihlal edilerek dinamitlendi.Kıbrıslı Rumlar tüm maddi ve manevi değerlerini yitirmelerine rağmen on yıl içerisinde iyi yönetimler sayesinde rehabilite edilerek çağdaş ülkeler arasında yerlerini aldılar ve Avrupa ülkelerini geride bırakan ekonomik bir güce ulaştılar.Yıllarca çadırlarda yaşam sürdüler.Devletin vermiş olduğu düşük faizli kredilerle arsa alıp kendi evlerini ve işyerlerini yeniden inşa ettiler.Hala daha da devletten aldıkları bu borcu ödemekle meşguldürler.

          Kıbrıs’ın kuzeyine yerleşen Kıbrıslı Türklerin durumu vahim.Kıbrıslı Rumların zoraki olarak anahtarlarını bile alamadan terk ettikleri evlerini,dolu dolu olarak terk ettikleri iş yerlerini,fabrikaları,ambarları mahsulünü bile toplayamadan terk ettikleri tarlaları yağmalayanların ve yandaşlarına peşkeş çekenlerin ve Türkiye'den taşınan nüfusa rüşvet olarak dağıtanların kötü yönetimleri sayesinde bugünlere geldik.Bizi yönetenler sayesinde yeşil alanlar çoraklaştı,pınarlar kurudu,fabrikalar battı ve kullanılamayacak hale getirildi.Maraş’ın, Ahna'nın ve daha bir çok yerleşim merkezinin askeri yönetimlerin altında kalan bölgeleri veran ve harap hale getirildi.Yıllardır bu yapılan insanlık dışı uygulamaları dile getirenler Kıbrıs da bir çözüm ve barış isteyenler aşağılandı,horlandı,ülkelerini terk etmek zorunda bıraktırıldı,kurşunlanarak katledildi ve faili meçhul saldırılara kurban gitti.

             Yıllardır “çözümsüzlük çözümdür” diyenler ve 45 yıldır Kıbrıs sorununun yaratılmasında sorumluluk sahibi olanlar kendilerini zemzem suyu ile yıkamakta olan Anan Planına dahi hayır demekteler.Kıbrıs sorununda sorumluluk sahibi olan yerli işbirlikçilerin yıllardır saltanat sürdürmelerine ve insanlık dışı uygulamalara katliamlara,işgallere,insan haklarının ihlallerine,uluslararası antlaşmaların ayaklar altına alınmasında sorumlu olanlara saltanat bahşeden BATILILAR bizlere her şeyi unutun alın size çözüm diyerek “ama yargıya da başvuramayacaksınız,hesap sormayacaksınız “demektedirler.Tüm Kıbrıslıların bunu onaylamasını beklemektedirler.

               Bekledikleri olacaktır biz Kıbrıslılar bu plana gene da evet deyceyik.Benim ve benim gibi bir çok Kıbrıslıda GENEDA EVET DEYCEK.Ama bilesiniz ki bu Evet’ler İTİRAZLI EVETLERDİR....Kısacası elimiz ZORBALARIN yakasında olacaktır....... Kıbrıslılara hayatı cehennem edenler yargılanmadıkça bizlere rahat uyuku yoktur bilesiniz.....

                                                                                                                                 Hamza Irkad

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org