Konuk Yazar|Ana Sayfa


Konuk Yazar, 3 Nisan 2002
Hüseyin Gürçınar

GİDİŞİN SIRTI DÖNÜK HER YÖNE

Noktalamayı kaldırdım sonra tekrardan yerine bıraktım; ruh sandığında dağarcığın genişliği ise zenginliği ozanın, Mayakovsky’nin de annesiyle yattım.
Yef be!
Su istiyorum.
Su taştı diyor ozan, uzak kıtalardan gelmiş gıpta ile bakılan. Hayat bir şekilde akıyor diyor…
Gel bakalım, ne bulacaksın. Gel!
Daha da küçültüyorum müziği, derinleşmek bağlamında.
Su içiyorum.
Civilisation ısırıyor kulak mememi, bir türlü yakalayamıyorum estetiği, düz cümleler baskın tırnaklarımın yapısal unsurlarında, su içiyorum.
Yazıyorum işte:
Ancak Antoine Requentin cevaplıyor sorularımı, o da yarım ağızla.
Sadece ben varım ve evren tuhaf bir mevki.

* * *

Dede Pendaya’da şeker ölçtürmüş, yaya dönecek kahveye o tanıdık ateşte. Aslen Leymosun ve Hüseyinçavuş’u tanımıyor.
Nihai kurtuluş endişesi yok.

* * *

Düşüş yaşıyor eğri bu kez,
T-tübülleri Sodyum dolu.
İşte kendi yarattığım tanrılardan biri: Tetanus!

* * *

Ngang-ngaaav ünlemi ve bunun linguistik kökeni üzerine akademik kariyer düşünüyorum efem. Kas ve sinirlerimi vereceğim Akdeniz’e ayrıca.
Bağlantısız olsun diye tümcelerim.
Deli diyeceğim kendime.
Arap asıllıyım ben, özgürlük asıllı, kötü kokan taksici asıllı, Nikaragua doğumlu, kütüğü ağaçtan, suyu gölden.
Fütüristim, Kıtırist ve Çakırdez.
Dilediğim gibi esip yağıyorum: ister virgüllüyor, ister noktalıyor, ister büyütüyorum.
İsteristemez ucunu kovalıyorum ipin.

* * *

Değişik bir portre satıyordu Nilgün, daha doğrusu millipiyangocu idi, millipiyango idi sattığı, Raif Denktaş dedi; Beyoğlu’nda.
Hababam sınıfı dedim ben, biribizigözetliyorevi ve 07 Maykılcaksın.
Gorki’den bir eleştiri, Camus Amerika gemisinde vereme yakalanmakta, Lefkoşa’da tavan alçak, Beckett dördüncü kattan aşağıya komşunun camına gecenin bir yarısı kusmakta.

* * *

Hababam sınıfı: anlaşıldığı üzere birtakım gavuroğlu gavurlardan oluşuyor.
Suç aletlerini mum, dikenlitel ve zemin teşkil ediyor.
Nilgün’ün gözleri parlıyor bu esnada ne güzel.
Süperegom yerlerde, psikanalizle şevişiyoruz.

* * *

Daha büyüyüp adamlar olmalı. Bununla yetinmeyip metni bütünlüğe kavuşturup ayaküstü, eve su çağırmalı ve kalemleri kırıp atmalı; kırık dizelerle anlaşıp, gidiyorum artık ben diye kesip atmalı.
Devamlı suretle ve süratle koşmalı. Kas ve sinir yok. Gitmeli.


Konuk Yazar|Ana Sayfa