Konuk Yazar|Ana Sayfa


Konuk Yazar, 18 Mayis 2002
Yelda

Yükselen Uluslararasi Antisemitizm
Simdi Hepimiz Filistinli miyiz yoksa antisemit mi?

Imam osurursa cemaat sicarmis.
Milli Gazete’de, Israilli askerlerin ecellerine
susadiklarindan baslayarak „milyonlarca Israillinin
hepsi kasap“ diye devam eden bir yazinin basligi
„Eceli Gelen“ idi...  „Eceli gelen köpek cami duvarina
isermis“ lafini cagristirmak icin bu basligi secen
Mahmut Toptas bu antisemit yazisinda, özlemle o
topraklardaki zamanin Osmanli iktidarini aniyor ve
devam ediyordu:

„(Yahudiler) haleti ruhiyeleri sebebiyle tarih boyunca
hicbir zaman devlet olamamislar. 400 yil, 20 kisinin
adaletle yönettigi yerde milyonlarca Israillinin hepsi
kasap olmus, ama hala düzeni saglayamamis. Titus'un,
Hitler'in Yahudilere karsi eksik biraktigi kötülükleri
bu cocuk kasabi Saron ve aveneleri tamamlayacaklar.
Allah, insanlik ailesini bunlarin serrinden korusun.
Amin“

Kendimizi ve insanlik ailesini korumak icin „düsman
icindeki Filistinli dostlarimizi“ desteklememiz
önerilen bu yazi 4 Nisanda yayinlandiginda
benzerlerini solcu gecinenler coktan söylemis, hatta
eyleme gecmisti bile.

Ayni gün „dünyanin gözü önünde soykirim yapiliyor“
diyen Türkiye basbakaninin yaptigi ise sadece tüy
dikmekti. Soykirim deyince ilk akla gelen ülkenin
basbakanina; en azindan yurtdisindaki Ermenilerin,
Yunanlarin, Süryanilerin, Yezidilerin ‘kesmek’ fili
ile birlikte andiklari Türklerin basbakanina bu
sözleri sarfetme rahatligi saglayan, söz konusu olanin
Yahudi devleti olmasiydi; ülke icindeki ve dünyadaki
antisemitizmdi. Yillardir sinirötesi harekatlari,
operasyonlari siradan askeri uygulamalar haline
getirmis olan Türkiye Cumhuriyeti basbakani yazik ki
yalniz degil. Onun bu sacmalamasiyla hislerine
tercümanlik ettigi sadece neo-naziler, bilumum
irkcilar, sagcilar da degil üstelik.

Daha 1 Nisandaki basin aciklamasinda „Devletsiz
Filistin; Filistinsiz baris olmaz... lanetliyoruz!“
diyen ÖDP acikca Filistinli dostlarini söyle
destekliyordu: „Dost Filistinlilere sesleniyoruz:
Filistin'in hakli davasi için sivil halki hedef alan
intihar komandolarini durdurun. israil Halkina Baris
hareketine sesleniyoruz: Filistin, hakli taleplerine
sahip olmadikça, bölgede baris gerçeklesmeyecektir.
ABD'ye Sesleniyoruz:Kasap Saron'un saldirganligini
desteklemekten vazgeçin.“

Terörle Israil devleti ve basbakanini suclayan,
halkini ise tehdit eden bu aciklama metninde intihar
saldirilari düzenleme sucundan gözaltina alinanlar
„terörist“ degil, „Filistinliler“ olarak ifade
ediliyor, Filistin halkinin tartismasiz baskani kabul
edilen Yaser Arafat’a kosulsuz-sonsuz destek
sunuluyordu. (Karsisindaki Yahudi devleti degil de
baska bir devlet olsaydi, Arafat yolsuzluk, insan
haklari ihlalleri, silah kacakciligi gibi suclari
tespit edildigi halde hala mazlum bir halkin ulusal
kurtulus savasinin önderi olarak görülebilir miydi?..)
Akan kandan tek basina sorumlu tutulan Israil,
uluslararasi hukuku tanimamakla, saldirganlikla,
isgalle, terörle hatta Filistin halkina karsi insanlik
disi uygulamalarda bulunmakla suclaniyordu. Saadet
Partisi lideri Recai Kutan gibi ÖDP de Türkiye
hükümetinin Israil ile yapilmis olan anlasmalari
bozmasini talep etti.

„- Akiliniz hangisi?
- Önde giden zincirli“ 
Insan Haklari Dernegi’nin Israil aleyhtari
etkinlikleri bana babaannemin her hatirladigimda
güldügüm bu sözünü hatirlatti, ki simdi artik hic
komik degil: IHD "Bütün Dünya Filistin, Hepimiz
Filistinliyiz" basligi altinda mesaleli yürüyüs
düzenledi, ardindan Filistin halkina soykirim yapan
Ariel Saron ve Israil ordusunun generalleri savas
suclusu ilan edilmelidir, dedi, daha sonra da 1 Mayis
mitingine Filistin yandasi-Israil karsiti taleple
katilacaklarini acikladilar.
IHD'nin hangi kampanyasi, özellikle de Türkiye'deki
insan haklari ihlallerine iliskin hangi kampanyasi bu
kadar hizli, bu kadar yaygin taraftar toplamisti diye
düsündüm, baska örnegini bulamadim.
Susurluk’u aydinlatamayanlar bu kez Baris
Girisimcileri adi altinda Simdi Hepimiz Filistinliyiz
diyerek bir dakika karanlik eylemi baslatti:
„Karanliga karsi aydinligi, Zorbaliga karsi adaleti,
Savasa ve siddete karsi barisi, Ölüme karsi hayati
savundugumuz için. Filistin'i kusatan karanligi
dagitmak için her gece saat 21.00'de isiklarimizi bir
dakika söndürüyoruz.“
Kötülüge karsi iyilik, kötüye karsi iyiler, Israilliye
karsi Filistinli, Yahudilere karsi Araplar...

Ingilizce, Almanca ve Fransizca da yapilan bu cagrinin
Turkcesi ne üzücüdür ki bir Ermeni sitesinde de,
HyeTert’te de (www.Hyetert.com) yer aldi; bütün
barisçilarin bu çagriyi yakin çevrelerine
yayginlastirmak üzere yogun çaba göstermeleri
dilegiyle birlikte: „Barisi savunma, Filistin halkiyla
ve Israilli barisçilarla dayanismak üzere bu eylemin
üstesinden gelecegimiz umuduyla.“

israil'de canli bombalarla birlikte yasamak nasil bir
sey sorusu akla bile gelmiyor, cünkü empati ‘bize’
yakin olan tarafla kuruluyor. Israili kinayan olmak
hep kolay oluyor ama bu arada antisemitizmden ve
tehlikeli yükselisinden söz edilmiyor. Sorulmuyor,
neden Israil halki Saron’u secti diye. 1982 Sabra ve
Satila katliamindan Saron sorumlu tutuluyor da, bu
katliami gerceklestiren Lübnanli Christian Militia’yi
kimse sormuyor.

Israil, kendisine acilan sürekli savasa ragmen
demokrasinin hic askiya alinmadigi; „Filistin
devletine evet“, „isgale hayir“ denebilen demokratik
bir ülke. Dahasi, „olayin diger acidan nasil
görüldügünü anlamak icin, 4 ay boyunca Filistinlilerle
birlikte yasamis birinin su anda disisleri bakani
yardimcisi olabildigi bir ülke, devlet. Ordudan
onlarca askerin gazetelere ilan vererek -bunlar
basiliyor orada yani!- bundan sonra Bati Seria ve
Gazze'de görev yapmayacaklarini aciklayabildikleri bir
ülke. Intihar bombacisinin saldirisiyla ölen oglunun
ardindan „oglumu öldürenler terörist degil, Filistinli
özgürlük savascilari“ diyen babanin bulunabildigi,
böyle bir ahlakin sasirtici olmadigi bir ülke Israil.
(Benim gibi „Ezen ulusun kendisi de özgür olamaz“ diye
ögrenenlerin daha cok hayret edip sormasi gerekmez mi:
nasil oluyor da isgalci oldugu söylenen bir ülke bu
denli demokratik olabiliyor?)

Böyle bir Israil’de, gerekirse Saron’u Israilliler
yargilar. Öte yanda nefretle büyütülen, cocukluklari
propaganda malzemesi olarak cok kullanisli diye ölüme
sürülen sabiler, Yahudilere karsi kin ve nefret
tohumlari eken, bunun üzerine intifadayi oturtan
Arafat’in „kücük generalleri“... Filistinli
teröristlerin saldirilariyla okullarda, diskolarda,
kafelerde ölen cocugum yasindaki masumlar... Radikal
gazetesinin spota tasidigi gibi, Yahudiler „vahseti
icsellestirerek Filistinlilerle birlikte kendi
kültürünü de katleden ve gelecek nesillere utanctan
baska bir sey birakmayan cilgin bir ulus“ olmadigi
gibi, asker millet olmakla övünen bizim Türklerin bu
bariscilari,Yahudiler icindeki azinlik olarak görmeye
hic mi hic haklari yok. Antisemitler firsattan
istifade holokostu banallestirmeye calisirken, onlarin
klasik inkar konularindan olan Anne Frank’i yazisina
malzeme edenin, Filistinlilerin yasadiklarinin
holokost sirasinda yasananlardan beter oldugunu,
Sofi’nin hic olmazsa secme sansi oldugunu,
Filistinlilerde bunun bile olmadigini yazanin Izrail
soyadli biri olmasi (21.4.02, Viki Izrail) ,
Türkiye’deki antisemitizm hakkinda yeterince bilgi
verici oluyor. Ahlaksizligin tavandan tabana, sagdan
sola emildigi o ülkede, inaniyorum ki Yahudi’nin
böylesi bile sevilmeyecektir.

Uluslararasi antisemitizm kendini artik anti-Israil ve
anti-ABD söylemle ifade ettigi icin bir Yahudi
düsmanligi unsuru olabilecegini düsünerek bugün savas
karsiti elestirileri bile dikkatli okumak gerektigini
düsünüyorum. Bugün sevgili bir arkadasim
Filistinlileri kastederek sadece „bir halkin yasadigi
aci“dan söz ediyorsa, özellikle de Yahudi
olmayanlarin, ben ne diyorum diye kendisine sormasi
gerektigini de.

Israillinin ancak bariscilariyla dayanisilirken,
Filistinliler her zamanki gibi, bir bütün olarak,
hicbir kriter konmadan dayanisilacak bir halk olarak
seciliyor. Hicbir soru  yok, onlara göre kesin:
„ortada bir katliam var“...

Sadece tek tarafla, Filistinlilerle özdeslesen,
onlarla biz olan yurt icinden ve disindan Türkiyeli
müslümanlarin e-mail yagmuruna tutulmayan var mi
bilmem. Ramallah’tan gelen, Israil’e karsi destek
isteyen Filistinlilerin mailini „SiradanFasizm“
basligiyla gönderen mi isteriniz, muhtemelen Mohammed
Al-Dura’nin ölümünü anlatan "Filistinli Çocuk ve
Kursun" diye siir mi, dunya karikaturculer gününü
kutlama bahanesiyle „isgal altinda yasamak zorunda
kalan Filistin ve diger halklara“ iyi dileklerini
sunan mi, bir de tabii cesit cesit ölü cocuk
fotograflari... Türkiye’deki Yahudileri Israil’i
kinayan ilan vermeye cagiran,  Saron’un dünya
Yahudileri icin tehlike unsuru oldugunu iddia eden
cesitli dillerden e-mailler.
„Türkiyeli devrimci ve demokratlar“ Cenevre' de
düzenlenen bir mitinge „Emperyalizme ve siyonizme
karsi mücadelede Hepimiz Filistinli Olacagiz!“ yazan
pankartlarla katilmislar, aldigim üc dilli e-mailden
ögrendigime göre.

Engin Akin'in hazirlayip sundugu 'Tad Muhabbetleri'
programinda Hamursuz bayrami kutlandi diye Acik
Radyo’yu suclayan bir dinleyici gönderdigi e-mailde
Durban’ya yapildigi gibi pervasizca Israil ile Nazi
Almanyasi arasinda benzerlik kurup, antidemokratiklik
örnegi vermek icin de, kendi gibilerinin cokca
bulundugu cehenneme bakmadan, uzaklardan örnekler
vermis, Yahudilere olan düsmanligini ise en
yakindakilere kusmus:

„Israil tanklarinin nazi Almanyasini aratmayacak
yöntemlerle Filistin'i isgal ettigi bir günün
ertesinde.. hiç olmazsa Filistin'de sehit olan
ozgurluk savasçilarinin anisina bu programi
kaldirmaliydiniz. Filistinliler evlerinden alinip
belki de Arjantin'deki, Sili'deki gibi mechul yerlere
goturuluyor ve siz utanmazca hamursuz bayrami
kutluyorsunuz. Oyleyse ‘Bayraminiz’ kutlu olsun...“

Yahudilikle suclanan Açik Radyo’yu savunmak icin Genel
Yayin Yönetmeni Ömer Madra kamuya da acilan cevabinda
buradaki antisemitizme hic itiraz etmedigi gibi,
sahibini ‘yerden göge kadar hakli’ buluyor, özür
diliyor, (Biz Türkler ancak ve ancak kendi kendimizden
özür dileyebiliyoruz galiba.) dahasi, ‘söyledikleriniz
az bile’ anlaminda bu hakli tepkisini sokaga tasimasi
aklini veriyor. Ki o tepki, Türkiye’de Yahudi
bayraminin kutlanmasina karsi gösterilmis bir tepki.
Halki irk temelinde birbirine karsi kiskirtmak sucu
daha nasil islenir bilmiyorum.

Pesah Yahudilerin Misir'dan cikisini; kölelikten
özgürlüge kacisini hatirlatan bir bayram. Israil
bayragi yakmanin kinanmadigi, Elrom kacirmanin
övüldügü böyle bir gelenekten bu kadari beklenemez
elbette ama, solcu gecinenler tarafindan bile
kutlanmayi fazlasiyla hak eden bir gün aslinda.
Gelgelelim bu bayrami kutlamis olmakla suclanan Açik
Radyo’yu savunmak icin Genel Yayin Yönetmeni Ömer
Madra kamuya da acilan cevabinda, ‘bayraminiz' kutlu
olsun, gibi bir asagilanmayi hak etmediklerini
söyleyip, yayinlarinin nasil da çesitli kültürler
arasindaki iliskilere özenle egildigini göstermek icin
Ramazanlarda ve Kurban bayraminda yaptiklari
programlari örnek olarak gösterdi.
Madra’nin Israillileri (Israilli Yahudileri) neo-nazi
olarak niteleyen fanatik mektup sahibine hicbir
itirazi yok. Yahudiligin asagilanmasina degil,
Yahudilikle suclanmaya itirazi var, bunu hak
etmediklerini söylüyor: „Gösterdiginiz tepkide yerden
göge haklisiniz. tüm dinleyenlere bir özür borçluyum.
Radyomuz, gelecegini haftalar, hatta biraz abartma
pahasina aylar, önce bas bas bagirarak ilan ettigi bu
korkunç isgal ve infaz saldirisi üzerine, hafta
sonunda ‘olmayan’ haber bültenleri yaratarak hiç
olmazsa ciliz bir çiglik atmak için çilginca bir tempo
içinde kosturmaktadir. Bu kosullarda, sözkonusu
ettiginiz basiretsizligimi(zi) Açik Radyo'nun genel
yayin çizgisi içinde degerlendirirseniz, belki,
‘neo-nazi Israillilerle birlikte oldugumuzu
hissettirdi’gimiz ve ‘utanmazca bayram kutladigimiz
yolundaki degerlendirmenizin biraz acimasiz ve o
andaki hakli öfkenizin rüzgari içinde yazilmis haksiz
sözler oldugunu düsünmenizi bütün kalbimle dilerim.
bütün dünyada sokagin adalet isteyen sesini gittikçe
daha gürlesen bir sesle duyurmaya basladigi bir çagda,
sizin de bu vahsice isgal ve infaz hareketine karsi,
bir programindaki bir zamanlama hatasi yüzünden sadece
Açik Radyo'yu mahkum etmekle ve küçük radyomuzu
dinleyen tüm dostlariniza ‘ihbar etmek’ tehdidiyle
yetinmemenizi dilerdim. Filistin'de ‘sehit olan
özgürlük savasçilarinin anisina’ saygi göstermek için
Açik Radyo'yu dinlememek yeterli olacak midir? Bu
görülmemis vahset ve dehset gösterisine oldugu gibi,
onun arkasindaki bas kuvvet olan ABD ve Avrupa
yönetimlerinin ‘sessizlik kumpasi’na karsi dünyanin
dört bir yaninda yükselen protesto gösterileri içinde
yer alacaginizi -medyasi ve sokagi ile hiç ses
çikartmayan Türkiye'ye de önayak olacaginizi -
umuyorum...“

Türkiye cogunlugunun sokaga döküldügünde neler
yaptigini 6/7 Eylül 1955, Trakya Olaylarini yasamis
olanlar iyi bilir. Kaldi ki artik günümüzde bir olayi
dogrudan yasamayanin da bilmesi icin cok imkan var,
cehalet özür sayilmamali artik. Ki, Madra’nin bunlari
zaten bildigi, yazdigi genclik ani-romaninda
görülüyordu. Bütün bu Israil karsitligi Ecevit’e
sacmalama, sokaktaki adama "Hitler'i Simdi Daha Iyi
Anliyoruz" dövizi tasima firsati verdi.

IU Antropoloji Bölümü Ogrencisi Bahadir Ersik’in Ömer
Madra’ya ikinci maili, Türkiye’de enazindan medyanin
nasil kiskirtici oldugunu gösteriyor aslinda: „Aksama
kadar dinledigim haberler ve izledigim görüntüler beni
oldukça doldurmustu. Sanirim patlamam da size karsi
oldu. Dediginiz gibi Filistin davasi konusunda
yaptiginiz yayinlari takip ediyorum. Ve acikladiginiz
konularda hakli oldugunuzu belirtiyorum.“

Benim sanal evrende sahidi oldugum ilk tepki Christoph
K. Neumann'inkiydi: „Bence tam tersi, harika bir
zamanlamanin örnegiydi. Hamursuz bayramini anlatan bir
programi yayimlayarak Açik Radyo, Filistin'de ve
israil'de sürüp gidenlerin, daha dogrusu orada
yapilanlarin bir medeniyetler çatismasi degil modern
milliyetçilik ile postmodern emperiyalizm karisiminin
bir tezahürü olduguna dair tavrini (terimi fazla net
bulursaniz: egilimini) yasatmistir. Yoksa oradaki
katliam ve isgal Yahudilige mi maledelim? Bunu
yaparken Usama bin Ladin'i veya Saddam Husayn'i
islâmin temsilcisi olarak görenleri hakli çikaralim
mi? Bir de: Filistinli'lere yapilan zulmü kinamamin,
Filistinli liderlerin siyasetlerini tasvip etmemi,
milliyetçi bagimsizlik ile özgürlügü bir saymami
gerektirdigini aslâ düsünmüyorum.“

Açik Radyoculara tepkisini „Halklarla
(ulus)devletlerin arasindaki iliskinin (neyse ki)
zaten zayiflamakta oldugu dünya tarihsel bir evrede,
bir devletin yapip ettiklerinden ötürü binlerce yillik
bir gelenegi kutlamaktan imtina etmek bize yakismaz
diye düsünüyorum“ diyerek dile getiren Iskender
Savasir’a sormak isterdim: Bize yakismazmis, biz kim,
onlar kim? Neden yakismaz? Hosgörülü Osmanlinin
torunlarina mi yakismaz bu, solculuga mi sigmaz, ne?

Yahudi bayraminin kutlandirilmamasi, Israilli
futbolcunun Fenerbahce’den atilmasinin istenmesi,
emekli bir generalin Yahudi pici demesi, hicbir sey
imza kampanyasi actirtmadi da, Filistin Halkina destek
baslikli imza kampanyasina katilim ragbet gördü.
„Israilin kasap lakapli basbakani Saron'un Belcika
Insan Haklari Mahkemesi'nde yargilanmasi icin“ calisan
arkadaslara karsilik olarak, „Kasap bizim
sülalemizdir, nasil unutursunuz?“ diye sormadan
edemedim. Kesmek' deyince ilk akla gelen milletin
aydinlarinin Sharon'u yargilamasi tek kelimeyle onun
antisemitligindendir! [1915 Ermeni soykirimi
Ermenicede ‘cart“ (kesim) diye anilir. Süryaniler de
1914 veya 15 demezler „Seyfo“ (Kilic) derler kisaca.]

Bir insan Israilliyse „kasap“ olamaz, demiyorum ama
sunu diyorum: aleyhinde imza toplanip uluslarasi
yargilamaya götürülebilecek bircok suclu varken Yahudi
olanin secilmesi antisemitizmdir. Maras kasaplarini,
Sivas kundakcilarini, cuntaci Kenan Evren’i
yargilamamis Türkiye cogunluk aydinlarinin Ecevit’ten
farksiz davranmalari antisemitizmden baska neyle
aciklanabilir bilmiyorum.

Yahudi devletine tahammülsüzlükte birlestigi
uluslararasi antisemit cevrelerin, genis kamuoyunun
destegiyle baris icin sunulan teklifleri elinin
tersiyle iten Arafat’in Saron’u suclamaya hic hakki
yok, cunku kendisini Ehud Barak zamaninda da gördük.

Gecen haftasonu (12-14 Nisan) neler yasadim, tahmin
bile edemez Türkiye’de yasayan biri. Arap kadinlarin
nihayet sokaga cikabildikleri o gün Filistin’le
dayanisma adi altinda nazinin, solcunun, Alman’in,
göcmenin biraraya geldigi bir miting düzenlenmisti.
Filistin bayraklariyla donanmis mitingde Heil Hitler!
diye nazi selami veren kisinin fotografi internette
görülebilir. Gözümle gördügüm, miting sonrasi metroya
binen 6 Arap gencin bir kadina -Rus’a benziyordu-
saldirmalariydi. Hitler war ein netter Mensch (Hitler
iyi bir insandi) cümlesini bagira bagira tekrarlayarak
kadina cinsel tacizde bulundular.

Bu mitingi protesto eden toplantilarda yer aldim.
Antisemit terör ve onun sempatizanlarina karsi
'Israil'le dayanisma!' basligi altinda, 'Israil cok
yasasin!' diyerek hem de, hatta Israil bayraklari
arasinda ve bundan utanmayarak. Kendimi en
soldakilerle birlikte, en olmasi gereken yerde buldum:
Antisemitizme karsi solcularla birlikte. Anti-Alman
solcularin etkinliklerindeyim. Türkiyeye siginmis
birinin Anti-Türk solcular diye bir grubun
eylemlerinde oldugunu hayal edebilir misiniz? Boyle
bir Almanya cok guzel. Almanya'yi cok seviyorum! 11
bine karsi 2 bin kisi olsak da. Yenilmisleri seviyorum!


Konuk Yazar|Ana Sayfa