Konuk Yazar, 30 Mayıs 2003 Ahmet An | ||
Katledilen Bir İlerici: Fazıl Önder; Kapatılan Bir Gazete: İnkılapçı Bugün kendisini ve mücadelesini saygı ile andığımız Fazıl Önder, 45 yıl önce Kıbrıs Türk yeraltı örgütü tarafından vahşi bir şekilde öldürüldüğü zaman, daha 32 yaşında gencecik bir delikanlı idi.1950 yılı ortasında Necati Özkan’ın İstiklâl gazetesinde öykü ve yazılar yayımlamaya başlamış, yıl sonunda da Memleket gazetesindeki “Fıkra”lar köşesine geçmişti. İstiklâl’in 27 Mart 1951 tarihli nüshasında “Arkadaşımız Fazıl Önder ile bayan Zehra Ali geçen Pazar nikahlandılar” haberi yer almaktaydı. 1 Eylül 1954 tarihli Hürsöz’den ise, onun Lefkoşa Türk Eğitim-Spor Kulübü (T.E.K.) Sekreteri olduğunu öğreniyoruz. Haberde TEK’in, Kıbrıs Türk Lisesi “College” bölümü için bir fakir talebeye KEO’dan 1 meccanilik projesi aldığı duyurulmaktaydı. Saraç olarak çalışan ve gazetecilik mesleğine ilgi duyan Fazıl Önder, 12 Aralık 1955 günü son 14. sayısı çıktıktan sonra İngiliz sömürge yönetimi tarafından kapatılan “İnkılâpçı” gazetesinin sahipliği ve yazı işleri müdürlüğünü de yapmaktaydı. İNKILÂPÇI’NIN YAYIMLANMASI 125 gün süren meşhur 1948 Maden Grevi’ne katılan işçileri desteklemek amacıyla 19 Mayıs 1948’de günlük olarak yayımlanmaya başlayan ilk Kıbrıs Türk işçi gazetesi “Emekçi”, 1949 yılı sonuna doğru yayımını durdurduktan sonra, 1955 yılına kadar işçi davasına destek olan bir gazete yayımlama olanağı elde edilememişti. PEO sendikasına üye olan Kıbrıslı Türk işçiler için Kasım 1952’de bir merkez bürosu kurulması kararı alan Tüm Kıbrıs İşçi Federasyonu (PEO), Mart 1954’de Emekçi gazetesinin sahip ve yazı işleri müdürlüğünü yapmış olan PEO Konsey üyesi Ahmet Sadi’yi, bu büronun maaşlı sekreterliğine atamıştı. Ahmet Sadi ve sendikacı arkadaşlarının çabaları sonucu, PEO’nun Türk İşçi Şubesi’ne bağlı üyelerin sayısı 1954’de 1,500’e yükseldi. PEO artık Lefkoşa, Leymosun ve Mağusa’da kaza büroları oluşturarak, başlarına Türk işçi temsilcileri atamış, İskele’de de bir Türk sendikacı ile işbirliğine gitmişti. Türk üyeler için sık sık Türkçe bildiriler ve aylık Türkçe haberler ile işçi sorunlarına değinen yazıları içeren bir İşçi Bülteni çıkarmaya başlamış, önemli konuların görüşüldüğü sendika toplantılarında yapılan Türkçe ve Rumca konuşmaların, her iki dile de çevrilmesine ilişkin bir ilke kararı kabul edilmişti. PEO’nun 11. Kongre’sine sunulan ve 1956-1959 yıllarına ilişkin faaliyetleri anlatan rapora göre, alınan bir karar da, “İşçinin Sesi” adında haftalık bir sendika gazetesi çıkarılması ve bu görevin Kıbrıs Türk işçi liderlerinden Fazıl Önder’e verilmesi şeklindeydi. Ama daha sonra “İnkılâpçı” gazetesinin haftalık olarak yayımlanmaya başlaması ile ayrı bir sendika gazetesine gerek kalmamıştı. İLK SAYI İlk sayısı 13 Eylül 1955 tarihinde yayımlanan “İnkılâpçı” gazetesinin sahibi, “İnkılâpçı Basın Şirketi Ltd”, Müdürü de Fazıl Önder idi. Gazetenin basıldığı yer, İnkılâpçı Basımevi, Skufarides Sokağı No.10 olarak verilmekte ve gazetenin “İnkılâpçı Yazı Kurulu” tarafından çıkarılmakta olduğu belirtilmekteydi. Haftalık olarak Salı günleri 10 mil fiyatla “Halkın bağrından doğan İNKILÂPÇI halkın malıdır” başlığı ile çıkan ilk sayıda, “İnkılâpçı” imzalı başyazıda özetle şöyle denmekteydi: “Gazetemizin adı İnkılâpçı. Biz de İnkılâpçıyız, ilhamımızı 1918-1922’de içten zararlı kuvvetlere, dıştan saldırganlara, sömürgecilere karşı şahlanan Türkiye halkından ve bu harekete kılavuzluk ve öncülük eden Atatürk’lerden almaktayız... Sayın Okuyucu: Elinde tuttuğun “İnkılâpçı” gazetesi, bir buçuk yıl uğraşıldıktan sonra, büyük emek neticesi ve senin paranla, halkın parasıyla yayın alanına atılmıştır... Gazeteyi çıkarmak için, fedakâr halk çocukları köy köy, kasaba kasaba dolaşırken, köy ve şehirli halk tarafından büyük ilgi ile karşılanmakta idiler. Buna rağmen “zırıltıcılar” diye isimlendireceğimiz bazı kişiler, “İnkılâpçı” etrafında dedikodu yaratmaktan (şahsi menfaat icabı olarak) geri kalmadılar. Biz gene yolumuza devam ettik ve şerefle, en fazla güvendiğimiz halkın huzuruna çıktık. Daha önce broşürlerde bildirdik. Siyasetimiz açıktır, siyasetimizi, temasa geldiğimiz halkın fikirlerini de kullanarak çizdik: Nereden gelirse gelsin, halkımızın zararına olan her şeyle savaşacağız. İşçilerimizin, çiftçilerimizin, dar gelirli zanaatkâr dükkân sahiplerimizin, memurlarımızın haklarını savunacağız. Askıda kalan cemaat davalarımızın yılmadan ele alacağız. Sömürge hükümetinin, halkımızın aleyhine tatbik etmeye yelteneceği anti-demokratik ve anti-liberal kanunlara karşı kalemlerimizle mücadele edeceğiz, bütün dünya halkı tarafından lânetle anılan harp kundakçılığına, harp propagandasına karşı durarak, barışı savunacağız. Adada yaşayan iki vatandaş cemaatın arasını açmak için yapılan tedhişçiliklerle, yanlış, yalan, parçalayıcı ve gurur kırıcı propagandaları nereden ve hangi taraftan gelirse gelsin takbih ve tel’in edeceğiz. Başkalarının hayat haklarına, düşüncelerine hürmet ederek, halkımıza eşit hayat hakkı tanınması ve varlığımızın adada idamesi için bütün kuvvetimizle faaliyet göstereceğiz. Bu çetin yoldan başarı sağlayabilecek miyiz? Uğraşacağız. Halkın yararına çalışacağımız için halka güveniyoruz. “İnkılâpçı” İşlediği sosyal, ekonomik ve siyasal sorunlara getirdiği sağlıklı yorum ve çözümler nedeniyle okuyucu sayısı gittikçe artan “İnkılâpçı” gazetesi, 21 Kasım 1955 tarihli 11. sayısından başlayarak, Salı yerine, Pazartesi günleri yayımlanır ve aynı sayısında şu duyuruya yer verir: “Şimdiki hedefimiz pek yakında haftada iki defa çıkmaktır. Halkımıza güveniyoruz.” Gazete, bu sayısından başlayarak adresi “İsaakin Komninu Sokak No.24” olarak verilen bir basımevinde basılmaya başlar. (“İnkılâpçı” gazetesinin işlediği konuların geniş bir özeti için Bkz. “İnkılâpçı’nın Sonu”, Söz dergisi, 21 Kasım 1986, Sayı:58 veya A.An, Kıbrıs’ta Fırtınalı Yıllar (1942-1962) “İNKILÂPÇI” TEHDİT EDİLİYOR Üç ay süreyle yayımlanabilen “İnkılâpçı”nın son 14.sayısı, 12 Aralık 1955 tarihini taşımaktadır. Bu sayıda yer alan “İnkılâpçı” imzalı başyazıda “İnsan Hakları Beyannamesinin 7. yıldönümü münasebetiyle müstemleke idarecilerini, insan haklarına hürmet etmeye davet ederiz” denmekteydi. İngiliz sömürge yönetimine karşı Kıbrıs Türk toplumunun çıkarlarını cesurca savunan ve Rum-Türk dostluğundan yana olan “İnkılâpçı” gazetesinin halkı uyarıcı ve bilgilendirici yayınları, hem sömürgecileri, hem de onlarla işbirliği içinde olan Kıbrıs Türk liderliğini tedirgin etmekteydi. “İnkılâpçı” gazetesine yönelik tehditlerle ilgili olarak, gazetenin bu son sayısında yer alan “Tehdit” başlıklı bir yazıda şöyle denmekteydi: “Son günlerde oraya, buraya gelişigüzel tehdit mektuplarının gönderildiğini müşahade etmekteyiz. İki hafta evvel, tanınmış sporculardan Leymosunlu Bay Sevim’e böyle bir mektup gittiğini haber alarak yayınlamıştık. Aynı ayarda bir mektup, geçen gün yazıhanemize de gelmiştir. Muhtevası: “İnkılâpçı gazetesini durdurunuz”, “öldürüleceksiniz”, “kafanız kesilecektir” vs. Maşallah! Tavuk kafası mı ezeceksiniz be birader. Bu hareketi yapanların saf ve masum olduklarını biliriz. Fakat yaptıranlar ve idare edenlerin nedir maksatları? Kime ve hangi emellere hizmet ediyorlar? Medeni ve akıllı adam işi mi bu? Bizim bildiğimiz ganstervari tedhiş ve tehditler, siyaset vasıtası olamaz; ölüm tehditleriyle fikirler susturulamaz. Bu gibi hareketler halkın nefretini kazanacak ve failleri er geç meydana çıkararak halkın gazabına uğrayacaktır. Tehdit mektupları! Ganstervari hareketler! Bu mu idi eksiğimiz?” GAZETE KAPATILIYOR Nitekim iki gün sonra, İngiliz sömürge yönetimi, enti-emperyalist mücadelede Rum-Türk işbirliğini destekleyen “İnkılâpçı” gazetesi ile birlikte, AKEL’in günlük yayın organı Neos Demokratis’i ve solcu Embros ile Aneksartitos gazetelerini kapatacaktı. Zaten 14 Kasım 1955’de, başta AKEL olmak üzere solcu köylü, gençlik ve kadın örgütleri de yasadışı ilan edilmişti. AKEL Genel Sekreteri ile Leymosun ve Larnaka Belediye başkanlarının da aralarında bulunduğu 135 AKEL üyesi, bir gece içinde tutuklandı. Böylece, İngiliz sömürgecilere karşı yürütülen tedhiş eylemlerine grevlerle destek olan ve İngiliz üslerine karşı kampanya yürüten Kıbrıs’taki sol hareketin susturulması amaçlanmıştı. Ama AKEL’in yeni gazetesi, 18 Ocak 1956 günü Haravgi (Şafak) adıyla yeniden yayımlanmaya başlayacaktı. “İnkılâpçı” gazetesinin kapatılması, Kıbrıs’ta toplumlararası ilk çatışmaları planlayıp kışkırtan İngiliz sömürgeciler ve onların yerli işbirlikçileri ile birlikte, Kıbrıslı Türk demokrat ve solculara karşı uygulanacak olan saldırı ve cinayet dizisinin ilk habercisi olmuştu. Rum ve Türk işçilerin birlikte kutladıkları 1 Mayıs 1958’den sonra başlatılan öldürme ve yaralama olaylarında, yaşamını kaybedenlerden biri de “İnkılâpçı”nın yazı işleri müdürü Fazıl Önder olacaktı. İlk öldürme teşebbüsü 22 Mayıs 1958 tarihinde PEO Türk Şubesi Başkanı Ahmet Sadi’ye karşı düzenlenecek, ama Sadi ile eşi, olayda yaralanarak, canlarını ada dışına kaçarak kurtaracaklardı. “SOLCU BİR TÜRK VURULARAK ÖLDÜRÜLDÜ” İkinci öldürme girişimi ise, bu olaydan iki gün sonra, 24 Mayıs’ta meydana geldi. Bozkurt gazetesi, 25 Mayıs 1958 tarihli nüshasında yer alan haberde şöyle yazmaktaydı: “Solcu bir Türk vurularak öldürüldü. Diğer bir solcunun da Londra’ya kaçırıldığı bildiriliyor. Dün sabah saat 10.45 raddelerinde Lefkoşa’da Selimiye Camii civarında meçhul bir şahıs tarafından vurulmak suretiyle öldürülen 32 yaşındaki Fazıl Önder, şehrimizde solculuğu ile tanınmıştı. Bundan bir hafta evvel cemaat aleyhine olan hareketlerinden vazgeçmesi için kendisine ihtar yapılmış ve bir açıklamada bulunması istenmiştir. Fazıl Önder böyle bir açıklamada bulunmıyacağını ve idealinden fedakârlık yapmıyacağını söylemiştir. Hadise şöyle cereyan etmiştir: Fazıl Önder, dün sabah Küçük Kaymaklı’daki evinden kalkarak Lefkoşa’ya gelmiş ve dükkanında ortağı ile birlikte çalışmaya başlamıştı. Saat 10.45’de meçhul bir şahıs, makine başında çalışmakta olan Fazıl Önder’e üç el ateş açmış ve isabet kaydetmiştir. Fazıl Önder kurşunları yediği halde mukabele etmeğe davranmış ve bu sırada arkasına bir de kama işlenmiştir. Bu kama, Fazıl Önder’in ölümünden sonra hastahanede zorlukla çıkarılmıştır. Yaralandıktan sonra hastahaneye kaldırılan Fazıl Önder orada ölmüştür. Yayınlanan resmi bir tebliğde 38’lik bir tabanca kullanıldığı ve tahkikatın devam ettiği bildirilmektedir. 25 Mayıs 1958 tarihli Halkın Sesi gazetesi de, olayı “Lefkoşa’da vurma hadisesi” başlığı altında vermekte ve 32 yaşındaki Fazıl Önder’in öldüğü olayı şöyle aktarmaktaydı: “Bazı meçhul şahıslar ellerinde 38’lik bir tabanca olduğu halde, dört el ateş açmışlar, fakat isabet kaydedememişlerdir. Tam bu sırada başka bir meçhul şahıs, onu bıçakla yaralamış ve ölümüne sebeb olmuştur. Hadise Müftü Asım Efendi ile Ayasofya sokakları kavuşağında olmuştur. Küçük Kaymaklılı olan Fazıl Önder, bir komünist uşağı olmakla tanınmıştı. Haber verildiğine göre, polis mesele etrafında soruşturmalar yapmaktadır.” Türk yeraltı örgütü, geride dul bir eş ve öksüz bir çocuk bırakan Fazıl Önder’in korkunç bir şekilde öldürülmesinden üç gün sonra bir bildiri yayımlayarak, cinayetin kendileri tarafından işlendiğini açıklamış ve Kıbrıs Rumları ile aynı örgütlerde yer alan bütün Türklerin de aynı şekilde temizleneceği tehdidinde bulunmuştu. Nitekim TEK Yönetim Kurulu üyelerinden berber Ahmet Yahya 29 Mayıs’ta Lefkoşa’da, yine berber olan Ahmet İbrahim de 30 Haziran’da Leymosun’da öldürülmüştü. İnşaat İşçileri Sendikası Yönetim Kurulu üyesi Hasan Ali, 5 Haziran’da, Arif Hulusi Barudi de 3 Temmuz’da uğradıkları saldırılardan yara alarak kurtulmuşlardı. Yıllar sonra, 15 Ekim 1965 tarihli Zafer gazetesi, bu tedhiş olaylarını “1958’de solcu Türklerin temizlenmesi harekatı” diye nitelendirecekti. Açıklama: Bu yazı daha önce Yeni Çağ Gazetesi’nde yayınlanmıştır.
| ||