Konuk Yazar, 6 Haziran 2003 Ahmet An | ||
Nazım Hikmet'ten Kıbrıslılara Mesajlar Kıbrıs adasında yaşayan Türkler, uzaktan da olsa ünlü Türk şairi Nazım Hikmet’in şiirlerini okuyup takdir etmişler, onun siyasal mücadelesini izleyip desteklemişlerdi. Nazım Hikmet de, 1951 ile 1958 yılları arasında, eline geçen her olanakta, gerek Kıbrıslı Rumlar ile Türklere, gerekse sadece Kıbrıslı Türklere hitap eden çeşitli mesajlar iletmeye çalışmış ve adanın İngiliz sömürge yönetiminden kurtulması için Kıbrıslı Rumlarla Kıbrıslı Türklerin işbirliği yapmalarını önermiştir. Bu mesajlar, uluslararası toplantılar nedeniyle Nazım’ın temas ettiği ilerici Kıbrıslı Rumlar aracılığı ile iletildiğinden, önce Kıbrıs Rum basınında yer almış ve daha sonra Kıbrıs Türk basını bunları, o kaynaklardan tercüme ederek aktarmıştı. Bu haberlerin, daima anti-komünist bir içerikle Kıbrıs Türk halkına iletildiği dikkati çekmektedir. Örneğin Hürsöz gazetesi, 28 Ağustos 1951 tarihli nüshasında, Rumca, solcu Neos Demokratis gazetesinden aktardığı bir haberinde şöyle demekteydi:“Berlin Solcu Gençlik Festivali münasebetiyle Stalin uşağı komünist şair Nazım Hikmet, Kıbrıslılara şu mesajı göndermektedir: “Kıbrıslı Rum ve Türk kardeşlerim! Aynı güzel adanın insanlarısınız! Adanızı İngiliz boyunduruğundan uzak tutunuz. Türk, Rum, Kıbrıslı kardeşlerim- hepiniz el ele vererek Kıbrısın hürriyetini kazanmak için mücadele ediniz.” AKEL TÜRK KOLU’NUN BİLDİRİSİNDEN AKEL’in Türk Kolu, 1954 yılının Ekim ayı içinde Kıbrıslı Türklere hitaben yayımladığı ilk Türkçe bildirisinde, Nazım’ın Kıbrıs Türk halkına göndermiş olduğu bir selamlama mesajına “Kıbrıs Türkleri kardeşlerim “diye başladığını ve Türkiyeli kardeşlerinin o günkü şartlar altında nasıl yaşadıklarını belirttikten sonra şunları yazdığını belirtmekteydi: “...Türkiyeli kardeşlerinizin sizden recası, isteği şunlardır. Kıbrısta barış için, hürriyet için, Kıbrısınızın sömürge olmaktan, emperyalizme askeri üs vazifesi görmekten kurulması için dövüşen Yunanlı kardeşlerinizle el ele verin. Aynı safta yanyana dövüşün. Kıbrıs adası bugün, insanlık düşmanlarının elinde bir harp gemisi, bir uçak gemisi, ölüm yağdıracak bir gemi haline sokuldu. Yeşil Kıbrısınızın bir barış gemisi, bir hayat gemisi, halklar arasında dostluk gemisi haline gelmesi için, Yunanlı kardeşlerimizin yaptıkları savaşa canla başla katılın. Ancak bu suretle Türkiyeli kardeşlerinize yardım etmiş olursunuz, ancak bu suretle, bize, Türkiyenin milli bağımsızlığı, hürriyeti, Türkiye halkının bahtiyarlığı ve dünya barışı için dövüşen Türkiyeli vatanperverlere faydanız dokunur. Gözlerinizden öperim kardeşlerim.” (aktaran Halkın Sesi, 20 Ekim 1954) NAZIM KİKMET’İN KIBRIS TÜRK HALKINA MESAJI Hürsöz gazetesi, 21 Nisan 1955 tarihli nüshasında, Rumca Neos Demokratis gazetesinden şu haberi aktarmaktaydı: “Nazım Hikmet, Kıbrıs Türk halkına göndermiş olduğu bir mesajında Kıbrıs’ta çoğunluğun ezelden beri Rum olduğunu ve adada birçok Yunan an’ane, asarı atika ve sairenin bulunduğunu, binaenaleyh Kıbrıs’ta çoğunluğun “hükümranlık” (self-determinasyon-Hürsöz) taleplerinin yerine getirilmesi lâzım geldiğini beyan etmekte ve Kıbrıs Türklerini Rumlarla iyi geçinmiye ve Rumları bu milli davalarında desteklemiye davet etmektedir. Nazım Hikmet, bu demecinde Kıbrıs’ın Yunanistan’a verilmesi icap ettiğini de ayrıca belirtmektedir.” 29 Nisan 1955 tarihli Hürsöz, yine Neos Demokratis’te A.Baltas’ın bir yazısının Nazım Hikmet’in bir resmi eşliğinde yayımlandığını duyurmakta ve şu yorumu yapmaktaydı: “Baltas, Nazım Hikmet’in Türkiye’den kaçışını mazur göstermeğe çalışmakta ve şayet kaçmasaydı Sabahattin Ali gibi öldürüleceğini iddia ediyor. Baltas, Prag’tan geçerken Nazım Hikmet’le görüştüğünü ve onun Kıbrıslı Türkler ile pek ilgilendiğini beyan etmekte; Kıbrıs meselesinin ona göre ancak “hükümranlık” prensibi ile halledileceğini Baltasa söylemiş olduğunu sözlerine eklemektedir. “TÜRK VE RUMLARIN DAVALARI MÜŞTEREKTİR” 17 Kasım 1954 tarihli Hürsöz gazetesi şöyle yazmaktaydı: “(Dünkü)Neos Demokratis “Türk ve Rum Davaları Müşterektir” başlığı altında ve Alekko imzasını taşıyan bir makalede Sulh Konferansında hazır bulunmak için Avrupa’ya gittiği zaman Nazım Hikmet’le de görüşmüş olduğunu ve ondan Kıbrıs halkına selam ve mesaj getirdiğini yazmaktadır. Yazara göre, Nazım Hikmet Kıbrıs halkının kölelikten kurtulması leyhindedir. Nazım Hikmet, Türk halkını her sahada Rumlarla işbirliğine davet etmektedir. Yazar devamla, Adanın bir Amerikan harp üssü haline getirilmemesi için, Kıbrıs halkını mücadeleye davet etmektedir.” NAZIM HİKMET’İN KIBRISLI TÜRKLERE YENİ MESAJI Nazım Hikmet, EOKA’nın 1 Nisan 1955’de Kıbrıs’ın İngiliz sömürge yönetiminden kurtuluşu için tedhiş hareketini başlatmasından sonra, “Rum ve Türk kardeşlerim” diye başlayan şu mesajı göndermişti: “Kıbrıs mücadelesi doğru ve haklıdır. Haklı istekler, haklı mücadeleler daima kazanılır. Bu mücadelede Türklerin vazifeleri Kıbrıs’taki Rumlarla birleşip Kıbrıs’ı müstemlekecilerin elinden kurtarmaktır. Kıbrıs’ı İngilizlerin hava üssü olarak kullanmalarına engel olabilirlerse, bu, dünya sulhu için büyük bir muvaffakiyet olacaktır. Bu mücadelede muvaffak olunduğu takdirde, Kıbrıs’taki Amerikan üslerine de sed çekilmiş olacaktır...Bütün namuslu ve sulh sever insanlar, ki ben de bunların içindeyim, Kıbrıs’ın hürriyetine kavuşması için elimizden gelen her şeyi yapmamız lazımdır.” (Akşam gazetesi, İstanbul, 19 Nisan 1955) ÖZKER YAŞIN’IN YAZDIKLARI Özker Yaşın, “Nevzat ve Ben” adlı kitabında (İstanbul, 1997) yer alan ve İstanbul’daki Nevzat Karagil’e gönderdiği 7 Nisan 1955 tarihli bir mektubunda şöyle yazmaktadır: “Geçenlerde Ledra Caddesinde dolaşırken AKEL’e kayıtlı Türk solcuların lideri durumunda bulunan Derviş Kavazoğlu’na rastladım. Bedevi Pastahanesinde oturup birer baklava yedik ve konuştuk. (...) Şimdi Kitap konusunu da burada bitirip, Kavazoğlu ile konuşurken öğrendiğim, ilgini çekecek bir haber vereyim. Bu haber Türkiye’de bir bomba gibi patlayabilir, ama sen lütfen etrafa yayma. Sebebi, Nazım Hikmet ile ilgili olması. Bence Nazım Hikmet Türkçeyi en iyi kullanan büyük bir şairdir. Rusya’ya kaçmış olması büyüklüğünü azaltmaz. Kendisine Türkiye’de yaşama hakkı tanınmadığı için kaçmıştır. Meğerse bizim Kavazoğlu Nazım Hikmet’le mektuplaşıyormuş. Bedevi Pastahanesinde konuşurken çantasından Nazım Hikmet’in kendisine gönderdiği iki mektubu çıkarıp bana gösterdi. Mektupları okudum ve canım sıkıldı. Yazık ki Nazım, buradaki Türk emekçilerini Kıbrıs meselesinde Rumlar ile işbirliği yapmaya davet ediyordu. Kıbrıslı Türklerin Türkiye’deki faşist yönetime inanmamalarını, çünkü Adnan Menderes Hükümetinin vatanımızı Amerikalılara sattığını iddia ederek veryansın ediyor... Bunları içten mi, yoksa mecburiyetten mi yazdığını doğrusu pek anlıyamadım... Nazım Hikmet’in Derviş Kavazoğlu’na gönderdiği mektuplarda önemli bulduğum bölümleri not ettim. Bunları özetle sana aktarıyorum. Birinci mektubunda: “Türkiye’de çıkan gazetelerin büyük çoğunluğunun Amerikan emperyalizminin aleti olduğunu, Amerika’dan para alıp Amerikan propagandası yaptıklarını ve bu gazetelerde Kıbrıslı Rumlar için yazılanların doğru olmadığını açıklayarak şu önerilerde bulunuyor: 1- Siz de Kıbrıs’ın sömürge idaresinden kurtulması için çalışınız. Kıbrıs’ta yaşayan insanlara kendi kendilerini idare etmek hakkı tanınmalıdır. Kıbrıs’ı emperyalistlere üs olmaktan kurtarmak için çalışan Rum emekçileri ile çatışmayıp birleşiniz. Aynı amaç uğrunda ve aynı safta savaşınız. 2- Halen insanlık düşmanlarının elinde bulunan ve suçsuz insanların üzerine ölüm yağdıracak büyük bir savaş gemisi haline sokulmaya çalışılan Kıbrıs Adasının bir dostluk ve barış gemisi olmasına çalışınız. Bu, ancak Yunanlı emekçiler ile işbirliği yapmanızla mümkündür. Böyle hareket ederseniz Türkiye’deki faşistlerin ezmeye çalıştığı emekçi kardeşlerinize de yardımcı olabilirsiniz...” Gördüğün gibi Nazım Hikmet, Kavazoğlu’na yazdığı ilk mektubunda açıkça “Enosis’i destekleyin” diye yazmasa bile bunu dolaylı şekilde telkin ettiği görülüyor. Biz Kıbrıslı Türkler için Kıbrıs’ta yaşayanlara Self Determination hakkının verilmesi ile, Enosis arasında ne fark var? Rumlar sayıca çoğunlukta oldukları için “kendi kaderini tayin etme” oylamasının hemen ardından Kıbrısın Yunanistana ilhakı gerçekleşmeyecek mi? Nazım Hikmet’in Kavazoğlu’na ikinci mektubu ise, daha cüretkâr ve daha kötü. Kıbrıs’taki gerçek durumdan habersiz olan Nazım, bu kez açık açık “Enosis’i destekleyiniz” diyerek şöyle saçmalıyor: “...Kıbrıs’ın anası Yunanistan ile birleşmesini engellemeyiniz. Böylece Kıbrıs savaş kundakçılarının zırhlısı haline gelmekten kurtulacaktır. İşte o zaman Ada üzerinde yaşayan Türk ve Yunan Kıbrıslılar mutlu olacaklardır...” (s.794-795) NAZIM HİKMET’TEN KIBRIS TÜRKLERİNE MESAJ Halkın Sesi gazetesinin 1 Kasım 1955 tarihli nüshasında şöyle denmekteydi: “Solcu Aneksartitos gazetesi, Varşovada yapılan Beşinci Dünya Gençlik Festivalinde Nazım Hikmet ile buluşan Mihail Olimpos’un bu “büyük Türk şairi” ile yaptığı mülakatı anlatan makalesini neşretmektedir. Olimpos, Nazım Hikmet’e Kıbrıslı bir Türk muharriri tarafından yazılmış bir kitap verince, Nazım Hikmet çok sevinmiş ve demiştir ki: “Kıbrıs Türk aydınlarına söyle, daima yazsınlar. Yalnız yazarken halkı unutmasınlar.” Nazım Hikmet, Kıbrıs’taki Türk ve Rum cemaatları arasındaki bağları kuvvetlendirmeğe yardım için elinden gelen her şeyi yapmağa hazır olduğunu söylemiş ve Kıbrıs halkına şu mesajı göndermiştir: “Kıbrıs hürriyeti için Türk ve Rum cemaatının yaptığı mücadele Kıbrıs halkının saadeti ile dünya sulhu uğruna girilen müşterek bir mücadeledir.” NAZIM HİKMET’İN KIBRIS HALKINA MESAJI Halkın Sesi gazetesi, 11 Eylül 1958 tarihli nüshasında şu habere yer vermekteydi: “Dünkü solcu Haravgi gazetesi, Nazım Hikmet’in Kıbrıs halkına bir mesajını neşretmektedir! Bu mesajında Kıbrıs halkına “Rumlar, Türkler, Kıbrıslı kardeşlerim ve kızkardeşlerim” diye hitabeden Nazım Hikmet, Rumlarla Türkleri, “müstemlekeciliğin Kıbrıs’taki son izlerini de silmek için beraberce mücadele etmeğe” davet etmekte ve şöyle demektedir: “Adanızı bir cennet veya bir cehennem haline getirmek sizin elinizdedir. Ben, Yunanistan ve Türkiye’yi sevdiğim kadar sizin adanızı da seviyorum. Sizin adanız, Yunan ve Türk milletleri arasındaki dostluk bağlarını kuvvetlendiren bir halka olmalıdır.” (Ahmet An’ın “Kıbrıs Türkleri ve Nazım Hikmet” başlıklı araştırma yazısından özetlenmiştir.)
copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org
| ||