Konuk Yazar|Ana Sayfa


Konuk Yazar, 12 Ekim 2001
Huseyin Gurcinar

Duvar

Cezar: Küçük, uzak, biçimsiz, içeriksiz, ahlaksız, kseromorf; işte öyle bir küçük öykücük. Tatlı öykücük. İyice salaklaşan, yavşaklaşan, "politik takıntılar"ından arınmış, estetik kaygısı yüzünden pat-pat hastalığına uğramış zavallı bir evrencik.

Fransız Kemal: Her öteki de parlak ışıklı şovlarda, Dostoyevsky ile kilisedeki buluşmasını anlatırken bulmaz mı kendini? Hey allahım hey!

Cezar: Gavurun malı hep böyle beyd-ül mal, bizim dürüm hep böyle bol soğanlı. Her ne kadar benim edebiyat minor desen, kullandığın dil majör mösyö; e tabi oluyor: bizim, bize, bizden.

Salih: Tamam. Ne yapmalı? Tam da burada sormak lazım ki ipler iyiden kopsun. Anlam yerini yurdunu kaybetsin.

Cezar: Söyledi idim. Öyle bir öykücük. Biçimini değiştirmek için içerik bileşenlerinin nicel olarak birikim göstermesini beklemeden, öyle sigara içer gibi, öyle çekirdek yer gibi, öyle yere tükürür gibi değiştiriyor. Bu, makine değil bu. Bu başka bir şey.

Tansın: Gara Hatice. Rex kabaresinde, Limasol'da. Çok para yedim. Baf'ta... Hade ver bir ikiyüz elli bin içelim bir gave. Hem gara tavucuğum var be Ahmet. Bağladım ip ile. Gara, kırmızı ibikli, hindi tavuğu, horoz. Ohh be ha?!.

Ahmet Kedi: Neredeydi, dur hatırlayayım bakalım. Ya Norveç, ya İngiltere. Ama öyle misafirperver insanlar, öyle misafirperver... Neredeydi? Norveç?.. Yok ama, oraya gittikten sonra... Evlerine davet ettiler idi, neredeydi yahu?

Salih: Nedir bu? Doğaya zararı var mı? E, tamam; ben şimdi bunu çöpe atacağım. Çöpü nereye atacaklar? Bak, benim eve gelirsen orada gitar da var sehpa da. Çalarız.

Ahmet Kedi: Neredeydi yahu? Norveç? Yok yahu...

Meyrem Kaptan: Be canım, be gülüm, onunla bununla alakası yoktur be canım. Yani mesela Galileo Galilei de zamanında söylemiştir veya etmiştir. Mesela benim kırk senelik arkadaşım da vardır, Hasan Musa. Fakat be canım, ooo lovely together be ha?!.

Şair Erostarte: Yineliyorum. Bizim yaşadığımız çağlarda büyük çılgınlıkların yerini psikolojik savaş manipulasyonlarının aldığı söylenirdi önde gelenlerce. Gel gelelim kimse hatta hiçbir metin uğrunda ölünecek denli sağlam karakterde değildi kanaatimizce. İçimizde ateşe verdiğimiz metinlerin alevi ise bizi öldürüyordu ve biz bunun farkındaydık. İşte böyle bir farkındalık hali yardımcı oldu rastladım Nina'ya. Ah Nina! Kime neyi nasıl ve neden izah edeyim? İnsan olmaktan vazgeçeli taklit yeteneğim hat safhada gelişme gösterdi. Kimse hiç olduğumu anlayamıyor. Salak sanıyorlar beni Nina. Bir numara benim işte. Tamamı ile diyalektik. Tamamı ile benliğime yansıyor bu izole ediliş, bu eşiktelik.

Fransız Kemal: Tansın, bir sigara verir misin? Bak kime söylüyorum. Sapık herif! Komşunun kümesindeki tavukla cinsel münasebette bulunmak isterken yakaladılar seni. Gizleme, öğrendim. Seni sapık seni! Ver dedim ulan bir sigara!

Şair Erostarte: Cezar Bey, bir istirhamım olacaktı efem. Minor edebiyattan konu açmıştınız. Pardon ama siz asi misiniz?

Cezar: Minor, artık bazı edebiyatları değil, büyük diye adlandırılan edebiyatın bağrındaki her türlü edebiyatın devrimci koşullarını niteler üstad. Büyük bir edebiyat ülkesinde dünyaya gelme bahtsızlığına sahip biri bile kendi dilinde yazmak zorundadır. Tıpkı bir Özbek'in Rusça yazmak zorunda olduğu gibi.* Türkiye büyük bir edebiyat ülkesi midir değil midir bilemem ama Kıbrıslıtürklerin nüfusu taş çatlasa yüzbin bu adanın kuzeyinde.

Şair Erostarte: Verilerden kavrama ulaşacağız şimdi. Duyumlar bizi gerçeğe götürecek kapılardan ilki değil mi? Onları toplayıp yoğunlaştırarak sıkı bir demet oluşturup, rüzgar da böyle pır-pır eserken, bir yandan da kolektif kullanıma açıp icat ettiğimiz dahiane, şairane imgelerimizi, biraz daha loş bir ortam, biraz alacakaranlık arzularken bir cehennem aydınlığına dönüşmeyecek mi maddi dünya daha sonra da bilinç? Ama Cezar Bey'in de dediği gibi: "Yoo, yo... Bu, makine değil bu. Bu başka birşey".

Tansın: İşte! Yine o büyük yanılsama. Mekanist materyalizmle çağdaş materyalizmi karıştırıp çarpıtıyorsun. Sen tam bir Marksizm kalpazanısın Erostarte!

Fransız Kemal: Arkadaşlar sakin olun. İsterseniz konuyu dağıtalım biraz. Şu "anlamın yertsizyurtsuzlaşması" fenomenini irdeleyelim isterseniz. Hem değişiklik olur, ha?

Meyrem Kaptan: Kahrolsun psikanaliz!

Tansın: Bravo Meyrem Kaptan! Gel seninle siyasi parti örgütlenmesine gidelim. Adını bulmuştum ben daha önce: Avrupa Akdeniz Adaları Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'ni oluşturmak nihai hedefi olan "Dünya Partisi".

Ahmet Kedi: Şeytan inse toplum içerisinde yaşayamazsınız. Salaklar! Siz delisiniz.

Cezar: Ahmet, sen anarşist misin kuzum?

Ahmet Kedi: Düşüncem insan merkezli değil desek daha iyi oturur.

Doktor Sadi: Kesin artık, zıbarıp uyuyun! Yoksa elektrik vereceğim hepinize, lanetolasıcalar!

Uyku zamanı... * : Kafka: Toward A Minor Literature - Gilles Deleuze&Felix Guattari.


Konuk Yazar|Ana Sayfa