Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 22 Ocak 2006 Ahmet Karaman | ||
ANKARA VERİR EMRİ.. Dünya yaşamında bazı şeylere ayak uydurabilmek en başta bir kişilik meselesidir efendim..Bunu ardından “sezinlemek” ve “uyumlu olmak” için hazır olmak duyuları gelir ki,bu iş beceremeyenler için zor zanaat!. Her iş gibi bu işler de erbabını ister. Dünü geride bırakmayı bilmeli insan.. Düne kapı kapayanlara kapı açmayı da bilmeli.. İnançmış,ilke vs. vs.’miş, boşverin gitsin!.. Dünyalık yaşamı bir yerden sonra her şeyden önce gelir kardeşim. Yaşamda maddiyat,yaşamın bir parçası olan politikada yandaş lazım. Dünya gerçeğini bu gözle görenlere artık ayıp diye birşey yoktur. Tencere tekerlenir ve kapağını bulur!... *** Statüko bu topraklarda değiştirmeye çalıştığımız baş belamızdı değil mi?.. Bunun için yollara sokaklara döküldük,kolları sıvayıp gerekeni bir yere kadar yapmaya çalıştık.. Ve sonunda birşeyleri değiştirdik. Daha doğrusu değiştirdiğimizi zannettik. Gelinen noktada bir de baktık ki değişmesi gerekenler değişmezken,değişmemesi gerekenler değişiyor. Hani masalda “az gittik uz gittik” diye başlayan tekerlemenin sonuna uygun,ancak bir karış yol gidebildik. *** Derdimiz yine statüko. Ve bilirsiniz bu ülkedeki statüko Türkiye’den kaynaklıdır. Burada olanlar emir erleridir,kahyalarıdır,sadık bendeleridir.. Denktaş bey bunu yıllarca önce “burada Türkiye’nin istemediği seçilemez” demişti de “gülmüştük” adama.. Gülmemiz bunun hep böyle gitmeyeceğini zannetmemizden kaynaklanıyordu. Statüko değişikliğinde bunun olmayacağını,en azından kolayına yapılamayacağını düşünüyorduk. Parayı verenin düdüğü çalacağını,koltuğu verenin işine geldiği gibi oraya oturttuğunu “sallayacağını” göz ardı ettik.. Kısacası öyle düşündüğümüz siyasetlerin,saydıklarımızı yapmayacaklarını umduğumuzda aldandığımızı anladık... Statüko kendini değiştirecek olanları değiştirdi ki ne değiştirme... Boynuz kulağı geçti memlekette.. *** Geçmiş statüko koruyucuları,sisteme baş kaldıranları etkisiz hale getirmek için elinden geleni yaparlardı.. Ayni şeyler şimdi daha derinden gelenlerce ve aleni yapılıyor. Utanıp sıkılma bir yere kadardır. Eski çamlar bardak oldu,geçmişteki hurmalar,hurma davasında hak aramayı daha güzel yapar!. Statükoyu sallamaya başlayanlar, yollardan sokaklardan çekilmeye başladılar... Sendikalar,sivil toplum kuruluşları binalarına kapanıp,”gelecek barışa” kadar susmaya durdular. Sendikacıların çoğu vekil,kimileri “çalışanlara hakkını verecek makama” Bakan oldular.. Ve eyleme giden sendikalara gidenlerin yapamadıklarını yapmaya soyundular.. Sendikaların işi zor!. Önceleri karşılarında “sermaye partileri” vardı,şimdi “emekten yana” olanlar duruyor. Bir duayı etsek yeridir: -Allah’ım ben düşmanlarımı bilirim,sen beni dostlarımdan koru. *** Böyle gelmiş gidecek efendim!. Sarı sendikacılık yapanlarda ne kadar “milliyetçi” olsalar da sorun yoktu!. Sorun muhalifliğe alışmış sendikalardaydı.. Uzaklardan istenen kalıba ya girilecek ya girdirileceklerdi. Sendikaların tekke olanları sustu,sivil toplum örgütlerinin de öyle. Terbiye olmayanlarından ilk haddi bildirilen Ticaret Odası’nda Ali Erel ve benzeri muhaliflerdi. Onlar biz güzel halledildi!.. Şimdi sıra KTOEÖS’na geldi. İlk denemelerde başarılı olunamadı ama dert değil!.. Acele yok,zaman ve mekan emir verenlerle alıp uygulayanlardan yana!... Bu ülkede bunu artık herkes anlamalıdır kardeşim!.. Ankara emir verir,ardından uygulaması gelir. Atlık her zaman doğumla olmaz,bazen de öylesine gerçekleşir!. ............................................................... Dere geçilinceye kadar itaatsizliğe geçit yok!. copyleft (c) 2001-05 hamamboculeri.org
| ||