Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 27 Ocak 2006 Ahmet Karaman | ||
YAP BİR TÜRK KAHVESİ Şu tansiyon yüzünden günlerdir,yok yok aylardır kahve içmiyorum efendim.Kahve içme umudumuz Kıbrıs’a getirilecek bir barış sonrasındaki “çözülecek” denilen sorunlar gibi kalmış ki,işimiz ondan daha zor. Daha önceleri barış gelince herşeyin çözüleceği umuduna yatan insan gibi arada bir kaçamak yapıp kahve içiyorduk,sağlık gerçeklerinin barışa dayatmalar gibi bedenimize dayatmasıyla ondan da vazgeçtik. Artık kırk yıllık hatırı saymak diye bir sorunumuz olmayacak kardeşim!. Bundan sonra daha önceki borçlarımızın “kırk yıla tamamlanmasının” geride kalanlarını ödemeye ömrümüz yetecek mi?.. Onu da bilemem! *** Neyse daha çok uzatmayalım: İşte dün ansızın canım asıldı,kendi kendime bir kırk yıl daha hatır hakkımı kullanayım dedim.. Kuytu bir yere oturup kahveciye kahvemi söyledim,adam bana soruverdi: -Türk kahvesi mi olacak ağabey?. Hay memleketim!. Yahu nasıl da unutmuşum!.. Artık buralarda Kıbrıslı kahveci bulmamada siparişi yeni oluşuma göre veriliyor!. Memleketin hali vaziyeti değişti kardeşim. “Kıbrıs kahvesi” desem adam anlamayabilir,veya çok milliyetçi ise beni tersleyebilir.. Başımı salladım gitti. Bu arada hemen iki gün önce gittiğim berberin söylediği aklıma geldi.. -Üşenmeyip araştırdım.Bu koca şehirde yaklaşık yüz yirmi beş civarında berber var. İçlerinde tek Kıbrıslı berber benim.” Hiç aklıma gelmezdi bunu düşünmek ama düşünen de varmış meğer.. E çok okuyan ve düşünen değil,büyük devlet görevlerine gelen de değil. Yaşayan,yaşamayı sürdüren bilir!.. *** -Hala bize karşı olmayı sürdürüyorsun be Karaman.Vazgeç artık yahu,hiç mi yaptığımız güzel şey yok yani?. Üstüne geldin “Kıbrıslım” ve eski yoldaşım.. Zamansız gelip sorunu da zamansız sordun!. Bıraksaydın da, şu meret kahveyi sade olsa bile ağız tadıyla olsun bir içseydik!. Neyse artık fark etmez. Yahu dostum, hala mı anlamıyorsunuz? Bizim “size karşı” olmamız yok. Biz bir önceden beri statükoya karşıydık,siz kendinizi onunla bütünleştirip karşımıza çıktıysanız bizim günahımız ne bu işte?.. Sorulara yanıt vermede görülmek istenirse,yaşam en gerçekçi yanıtı verendir be dost. Siz bu ülkede hala yerli halk olarak çoğunlukta olduğumuzu iddia ediyorsunuz değil mi?. Gel sayalım buradaki insanları bakalım ne kadar çoğunluktayız kahvede?. Olmazsa şehirdeki kahveleri kıraathaneleri sayalım kaçı yerli işletmeci,kaçı yerli müşteri. *** Ama sende haklısın!.. Bir kahvenin kırk yıl hatırı vardır ve daha biz “özgürlüğe kavuşalı” kırk yıl geçmedi ki hatır saymayalım!.. Biz daha 32’yi tamamlamadığımız için 31’deyiz!.. Ve herhalde kırk yılı tamamlayana kadar borcumuz tamamıyla ödenir,hatır da tamamlanır! Bak dostum geçenlerde hükümetimiz kaçak işçiyi önleme için kanun yapmıştı değil mi?. Bir söylermisin bana kime yaradı bu iş?. Soygunlar mı önlendi ülkede,yoksa devamı süren diğer suçlar mı?. (Tek cezaevimizin kapasitesi 221 kişiydi, bugün 322 kişiyi barındırıyor!.) Ve kaç tane Kıbrıs Türk işçisi güneye gitmekten kurtulup iş buldu kuzey’de?. Mezarlıklara gidip ölenlerin çoğunluğunu da sayalım diyeceğim ama bulamayacağız ki!. Soyadı kanunu gelenlerle aramızda farklılığı kaldırmak,yabancıların bu konudaki araştırmalarını engellemek için yapıldı gerçi de.. Artık bizde kalkamayız bunun altından!.. Ülkenin “sağları” çok akıllıklarında bu işleri yaptılar.Ve devlet görevleri yönetimler değişse de değişmez, değişemez efendim!.. Bakın sizde onu yapıyorsunuz,statüko da yaşıyor.. Eh,biz statükoya karşı olmayı sürdürmede nasıl karşınızda olmayalım?.. *** Anlamadın değil mi eski yoldaşım?. Neyse boşver, kolay değildir bunu “iktidarda” olmada anlayabilmek. Ben seni anlıyorum ya, yeter!.. Oğlum kahveci,yap arkadaşa da bir Türk kahvesi!... Acılı,pardon sade olmasın ha! copyleft (c) 2001-05 hamamboculeri.org
| ||