Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 5 Kasım 2005

Ahmet Karaman

 

ESOP’TAN .....?

Kıbrıs’ın kuzeyinde Kıbrıslı Türk olarak giderek her geçen gün daha bir azınlığa düşmemizi göz ardı edenler,hala o teraneyi sürdürmeye çalışıyorlar:

-Kıbrıslı Türklerin haklarını arıyoruz,sonuna kadar da aracağız.

Eski Yunan düşünürlerinden ama köle de olan Esop’un bir hikayesini yeri geldiği için konumuz açısından yine anlatacağım.

Esop’un sahibi gayet varlıklı ama içkici birisidir. Bir akşam kafayı iyice çektiği sırada birlikte yiyip içtiği soylulara bütün denizleri içeceğini söyler.Mal varlığı üzerine de bahse tutuşur.Ertesi gün sabahleyin bunu yapacağını da söyler.

Sabah kendisine gelince Esop ona tutuştuğu bahsi anımsatır,adam dövünmeye başlar.

Esop adama acır ve ona akıl verir:

-Siz yalnız denizleri içmek için onlarla bahse tutuştunuz. Onlara denizlere akan ırmak nehir dere gibi şeyleri engellemelerini,ancak bundan sonra dediğinizi yapacağınızı söyleyin”

Köle akıl verir,efendi servetini kurtarır.

***

Şimdi bunun konumuzla ilgisi ne diyebilirsiniz..

Var efendim.

Bunu dilimiz döndüğünce açmaya çalışalım.

***

Kıbrıs Türkünün haklarını aramaya soyunanlar,önce bunu kimden neden nasıl yapabileceklerini düşünmek zorundadırlar..

Ülkede 1974 sonrası başlayan uygulama ile Kıbrıslı Türk kendi ülkesinde artık azınlığa düşmüştür.

Şimdi buna niye dayanarak söylüyorsun diyenler çıkacağını biliyorum.

Yaşama,yaşamda görülenlere dayanarak efendim.

Ha, “devletin araştırma ve bulgularına” yansımaz bu gerçek.

Yansırsa da kabul etmeme yönünde yansır.

***

Kıbrıslı Türk deyiminin hakkını vermek için,önce yaşamda bunun nasıl olması gerektiğine bir bakmak gerekir.

İnkar edenler çıkacak ama,Kıbrıs Türk’ü bugün doğup büyüdüğü veya yaşadığı topraklarda artık azınlıktır.

“Devletin” resmi rakamları bunu yukarda da söylediğimiz gibi kabul etmez ama,yaşam da devletin kabul etmediğini kabul eder..

Çıplak gözle bakılıp bir araştırılırsa görülecektir ki çoğunluk TC’den buraya getirilendedir.

Elde tutulan mal varlığına bakılırsa ben iddia ediyorum ki Rum malı dağıtılanlarda onlar çoğunlukta biz azınlıktayız..

Yerleşilen evlerde,dağıtılan tarla bağ bahçelerde vs. çoğunluk olanlar dışarıda değiller ki aksini düşünebilelim.

Ha birde Kıbrıslı Türklerin 1974 sonrasında “gelen Türk giden Türk” politikalarıyla adadan yaban ellere göçenleri var.

Bunları toparlarsak Kıbrıs’ın kuzeyinde nüfus çoğunluğu kendiliğinden ortaya çıkar..

***

Evet.. Kıbrıs’ın kuzeyinde “Kıbrıslı Türklerin haklarını sonuna kadar arayacak” iddiasında olanlar, öncelikle azınlığa düşen,ve günden güne bu düşüşü artan gidişatın önüne geçmek durumundadırlar.

Şimdiki halde savunulan Kıbrıslı Türklerin değil,burada yerleştirilip çoğunluğa geçen Türkiyeli insanların haklarıdır.

Daha genel Türkiye’nin burada yaratılan haklarıdır!.

***

Toparlayalım:

Kıbrıs’ın kuzeyinde korunmaya çalışılan Kıbrıslı Türklerin hakları değil,Türkiye’den gelenlerin ve Türkiye’nin çıkarlarıdır.

Burada kurulan “devlet” de bu tavır içindedir.

Türkiye dış politikasının uluslararası hukuka bakışı da bunun dışında değildir.

***

En büyük rezillik bunu görmek istemeyen “emekten-barıştan yana vs” olan partinin tavrındadır.

Kendi halkına ihanetindedir.

Esop denizlere akan suların varlığında efendisini kurtarmayı köleliğinde başarmıştı.

Birileri “sevgisinde oldukları” halkı kurtarmada bu adaya taşınanların varlığını görememede Esop kadar bile olamıyorlar!

Düne kadar Esop’un karşısına yapılmayanlarda “Denktaş” adını koyabilirdik mesela.

Bugün kimin/kimlerin adını koyalım acaba?!...

copyleft (c) 2001-05 hamamboculeri.org