Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 26 Aralık 2005

Ahmet Karaman

 

SORUN BAŞTAYDI

Bütünden ayrılmaya çalışılan sorunlar, karmaşık hale sokulan Kıbrıs sorununu daha bir karmaşıklaştırıyor..

Bunu bilerek yapanları yaptıranları geçin, hata olduğunu bilerek yapılanlara göz kapayanları geçmeyin!.

Hele açığa çıkmada bağıran gerçeklere rağmen bunda ısrarlı olanları hiç geçmeyin.

Kıbrıs olayları böyle gelişmelerle dolu olan gerçeklerle doludur. Doludur da bunu görebilmek isteyen de hem vardır hem yoktur!..

Konu üzerinde kitaplar yazılacak kadar geniş olaydır ama biz kısaca ve anlaşılır şekliyle üzerinde yerimiz elverdiğince durmaya çalışalım..

***

Bilinir ki adada Enosis ve ardından Taksim istenen olaylarla acılı kanlı günler yaşandı.Ama bunlar,yani iki toplum/halk ne derseniz deyin,arasında yaşanan olaylarda bile gözden kaçırılan veya bilerek kaçırılan bir başka olay daha vardı.

Olaya girmeden önce şunu koyalım ki daha iyi anlaşılabilelim:

Biz ada halkının birbirlerine düşürülmelerini adadaki iki toplumun bağlı olduğu ve “anavatan” denilen ülkelerin emperyalist ülkelere bağımlı olmalarına,onların dümen suyunda gitmeleriyle bugünkü hale getirildiğine bağlarız..

Birileri de bunu inkar ederek suçu adadaki iki toplumda arar.

Bir taraf Rumları,öteki taraf Türkleri suçlar..

Oysaki esas suç yukarda da anlatmaya çalıştığımız gibi başkalarındadır.

***

Bunu bir örneğine bakalım.

Kıbrıs Cumhuriyeti kurulma anlaşmalarının yapıldığı günlerinde, Türkiye Başbakanı Menderes ve Yunanistan Başbakanı Karamanlis arasında “gizli kalması” kararlaştırılan “centilmenler” (Gentlemen’s agreement) anlaşması vardır.

Yıllar sonra İngiliz gizli belgelerinin açıklanması ile ortaya çıkan anlaşma, 11 şubat 1959 tarihinde Zürih’te imzalanmıştır.

Anlaşma maddeleri şunlardır:

1- Yunanistan ve Türkiye,Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Kuzey Atlantik Anlaşması’na

(NATO’ya) katılmasını destekleyecektir.

Kıbrıs’ta NATO üslerinin nasıl oluşturulacağı ve bu üslerin niteliği,iki hükümetin anlaşmasını gerektirmektedir.

2- İki Başbakan,adada Komünist Partisinin ve hareketinin yasaklanabilmesi için Kıbrıs Cumhuriyetinin Cumhurbaşkanı ve Cumhurbaşkan Yardımcısı nezdinde girişimde bulunmayı kararlaştırmışlardır.

3- Kıbrıs Cumhuriyeti,Yunanistan ve Türkiye arasında imzalanan İttifak Anlaşmasının 3.maddesinde öngörülen Üçlü Karargahın ilk komutanını birlikte seçeceklerdir.

4- Kıbrıs’a empoze edilmiş tüm olağanüstü önlemlerin,Anlaşmaların imzalanmasından

sonra,derhal kaldırılması ve genel af ilan edilmesi üzerinde anlaşmaya varılmıştır.

5- Anayasa,Kıbrıs Rum Toplumu ve Kıbrıs Türk Toplumunun birer temsilcisi ile Türk ve

Yunan Hükümetlerinin atayacağı birer temsilcisinin oluşturacağı komite tarafından mümkün olan en kısa zamanda tamamlanacaktır. Türk ve Yunan Dışişleri Bakanlarının seçeceği bir danışmanın da yardımıyla bu komite, Zürih konferansı belgelerindeki esaslara dayalı saygı göstererek ve bunlara büyük bir dikkatle uyarak,saptanmış ilkeler çerçevesinde görevlerini yerine getireceklerdir.”

11 Şubat 1959.

Zürih.

***

Yukarıdaki gizli anlaşmadan da görüleceği gibi,daha işin başında Kıbrıs’ta yaşayan iki toplumun kuracağı Cumhuriyet, esas güçlerin güdümünde olan Türkiye ve Yunanistan kullanılarak ipotek altına alınmaya çalışılmış ve alınmıştır da.

Adada Komünist Patisinin kurulmaması o günlerde kime yarardı diye düşünecek olursak,

bunun en başta ABD’ye yaradığını görmek için alim olmak gerekmez.

Daha gerilere gidersek,Kıbrıs Cumhuriyeti kurulmasının öncesinde EOKA’nın ve TMT’nin iki halkın birarada yaşamasının savunan solculara karşı yaptıklarını bu gizli anlaşma ile daha iyi anlayabiliriz.

Kuşkunuz olmasın,bu iki “teşkilat” birbirlerine karşı olmadan öte,iki toplum arasında varolan sol hareketleri tertiplemek için vardılar..

***

O günlerden bugünlere geldik.

Ama hep bu iki “anavatan” denilen Türkiye ile Yunanistan’ın esas bağlı oldukları ülkelerin çıkarlarını koruyarak üzerimizde yaptıkları baskılar ve oyunlarla geldik/getirildik.

Kimse pek söylemez ama 1974 olaylarına giden yol da bundan geçti.

Eğer Makarios Yunanistan’a rağmen “bağımsızlar Gurubuna” katılmayı düşünüp çalışmasa,ne darbe olurdu Kıbrıs’ta,ne de Türkiye harekatı.

Oyun büyüktü,kuralında oynandı ve hala daha oynanıyor.

***

Evet,sorun baştaydı ve hala daha baştadır.

Kıbrıs’ta çatışan iki halkın ve genelde Kıbrıslıların değil, yabancıların çıkarlarıdır.

Türkiye ve Yunanistan bu olayın hizmetkarlarıdır..

Ve toparlayacak olursak,Yunanistan, haliyle Güney Kıbrıs bu oluşumdan bir yere kadar kendilerini kurtarabilmişlerdir.

Sorun gelinen noktada Türkiye ve işgali altında tutturulduğu Kuzey Kıbrıs’tadır.

Türk belgeleri açıklanmıyor ama İngiliz belgelerinin açıklanmasında olduğu gibi yıllar sonra başka ülke belgelerinin açıklanmasında,sorunun başa bağlı olduğu daha net ortaya çıkacak.

Bunu emperyalizme karşı olduğunu söyleyenlerimize bugünden bir anlatabilsek!

copyleft (c) 2001-05 hamamboculeri.org