Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 19 Şubat 2006

Ahmet Karaman

 

KIBRIS CUMHURİYETİ VE...

Bizi hala ahmak yerine koymaya çalışan birileri,allayıp pulladıkları,altında ayıplarının gizlenmeye çalışıldığı olayları neredeyse elleriyle zafer işareti yapa yaptıra bize satmaya çalışıyorlar!.

Galileo’nun o sözünü bu kez başka şekilde söyleyeceğim:

Ahmaklık bağışlanabilir de alçaklık bağışlanamaz!.

***

Konumuz Kıbrıs Cumhuriyeti’ne inanıp inanmama,buna bağlı tavırları eşelemedir.

Biz bir önceden bu Cumhuriyetteki haklarımıza geri dönmeyi savunurken,birileri inatla bunun dışındaki oluşumları savunup duruyorlar.

Ve hani bunu dürüstlükle inanarak yapsalar yüreğimiz yanmayacak da, öyle değil.

Olayı yığınla örneğinde yaşadık,yaşıyoruz:Birileri hala daha benzetmeyle gidersek “hem ağlarım hem giderim” diyen gelin gibi kıvırtıyorlar!.

Ve onlar bu ülkenin “anlı şanlı dürüst politikacıları/yurtseverleri ”vs , biz ise Rum uşakları Türkiye ve KKTC düşmanları daha bilmem ne!..

Suçsa eğer,suçumuz olsun varsın Kıbrıs Cumhuriyeti ve oradaki anlaşmalarla sağlanmış haklarımızı savunma.

Ortaklık bağımız olan Kıbrıslı Rumlarla bu bağ içinde barış içinde yaşama.

***

Adayı bölmeyi akıllarına ve tavırlarına koyan Türkiye derin devleti ve bizdeki uzantıları hak hukuk insan haklarını takmazken,piyasaya sürüp arkalarına sığındıkları “yeni savunucularını” kullanarak zamana oynamayı sürdürmeye çalışıyorlar.

Hem onlar,hem kukla misali oynatılanlar, açığa çıkan çıplaklıklarını gözlerinin kararmasında göremiyorlar.

“Be kardeşim,itirazımız Türklüğünüze değil,titreyip kendinize gelememenize” diyoruz,

anlayan kim?!.

Her yanlış düşünce ve hareket belki onlara zaman kazandırabiliyor ama,bu toplumun da kaybedilen zamanda anası belleniyor!.

***

Kıbrıs Cumhuriyetini tanıyıp tanımamaya örneklemeyle dönelim ki daha iyi anlaşılsın.

En son konumuz neydi birkaç gün önce?.

Arif Mustafa isimli Kıbrıslı Türk’e güneyde kalan malının iade edilmesi değil mi?.

Peki, KKTC “resmi makamları” tarafından da övünülen dava kime açılmıştı?.

Ya ayni şekilde övünülerek anlatılan KTÖS’ün güney Kıbrıs’ta mahkeme önünde yaptığı eylem kime karşı yapılmıştı?.

Ve eğer Arif Mustafa’ya evi iade edilmemiş olsaydı,gidilecek İnsan Hakları Mahkemelerinde dava edilecek olan kimdi?.

Biz bu soruya yanıt olarak Kıbrıs Cumhuriyeti diyoruz,birileri “Rum” veya “Güney Kıbrıs” Yönetimi diyorlar.

Burada bir soruyu daha sormak istiyoruz:

Güneydeki malı Arif Mustafa’ya veriliyor diye alınan karara alkış tutanlar.

Bu davalar çoğalabilir ve Güney Kıbrıs’taki malları Kıbrıslı Türklere iade edilebilir.

Ya siz Kuzey Kıbrıs’ta tapu vererek dağıttığınız,hala daha bunun doğru olduğunu savunduğunuz,satılıp el değiştirmelerine,üzerlerine inşaatlar yapılmalarına onay vermeyi sürdürdüğünüz Rum mallarını gün gele sahiplerine nasıl geri vereceksiniz?!

***

Hep anlatmaya çalışıyoruz: Kıbrıs Türklerinin dahi Türkiye’nin çıkarı,Kıbrıs Cumhuriyetindeki anlaşmalara kazandığımız haklarımıza geri dönmeyi savunmaktır.Ve bu birilerinin yansıtmaya çalıştığı gibi “yama olmak” olayı değildir.

“Rum ortaklarımızın bu haklarımızı vermek istememesi” bahanesi de sığınılacak liman olamaz!.

O vermemek isteyebilir de sen almayı pek mi istiyorsun yani?

Düşmüşsün 1974 sonrası kazanılan “zaferin”,kan hakkı” hukukunun peşine,bir yerlere varacağını zannediyorsun.

Haydi malum siyaseti bir önceden savunanları geçelim..

Ya “statükoya karşıyız,yıkacağız” diye diye gelenleri ne yapalım?.

Derin devletin taksimci anlayışlarına KKTC’yi valilik yapmada savunan, Kıbrıs Cumhuriyetindeki haklarımıza bu Cumhuriyetin ortağı olarak dönmemede direnenleri nerelere saklayalım ?!.

Buna bağlı yıllardır karşı olduklarını söyledikleri İngiliz ABD emperyalistlerinden medet umar hale gelmelerini nasıl değerlendirip sineye çekelim?!.

***

Olaya bakış açısı önemlidir:

Bir tarafta bir yere kadar olsa da hukuka dayalı haklarımızın olduğu Kıbrıs Cumhuriyeti,

diğer tarafta silahlara ve hukuksuzluklara dayalı KKTC.

Güneyin Yunanistan’a bağlanmayı bir yana koyarak bağımsızlığa yönelmesine rağmen, Taksim düşünce ve icraatında ısrar eden bizdekilere söyleyecek son sözümüz,yazımızın başında yazdıklarımızdır.

KKTC’ne sığınmak,Kıbrıs Cumhuriyeti’ni utangaç veya gizlenerek yaklaşmak,hamasete sığınıp statükoya yağ çekmekte olanlar için..

Galileo’nun söyledikleri yazımızın en başında yazdıklarımız gibi geçerlidir!..

Son olarak bir slogan atabilir miyim?:

-Yaşasın Kıbrıs Cumhuriyeti.

copyleft (c) 2001-05 hamamboculeri.org