Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 13 Temmuz 2005 Ahmet Karaman | ||
MESELENİN ÖZLERİ Şeytan’ın ayrıntılarında gizli olduğu Kıbrıs meselesinde, ayrıntılar ortadan kaldırılacağına şeytanlar çoğaltılıyor.“Bre aman” diyorsunuz,amana “zaman” da ekleniyor. Ve Yaman bey nasıl o küçük boyuyla dövebilmişse kapı gibi Kambur Salahi’yi,birileri de öyle dövebiliyor hala ülkedeki kapı gibi gerçekleri.. Sistem öyle kurulmuş yetişip bir kere. Gelen de bulduğunu bulduğu şekilde sürdürüyor “devletin mutlakiyetinde”. Her konu bir ayrıntıdır şeytanlıkta. Ve hani Denktaş beyin “gelen de Türk giden de Türk” deyimi vardı ya.. O boyutunun dış uygulamasını yoluna koyunlar,şimdi ayni işi “devlet-hükümet” içinde de yapıyorlar-yaptırıyorlar!.. Ayrıntıları itin bir kenara da,bakın bakalım ne değişti ağaçların tek tek temizlenmeye alınmasının ötesine geçilemeyen orman kanununda!. *** Alın ele “Maraş’ın verilip verilmeme” konusunu. Meselenin özü sanki oymuş gibi, konu getirilip orda düğümlenmeye çalışılıyor. Ve “bizimkiler” bir kaşık suda fırtına çıkarmakla bir yere varacaklarını zannediyorlar. Madem konu konuyu açtı, haydi bizde “sürüden ayrılmayıp” Şeytanlaşalım ki, Şeytanlaşanlar karşısında insan olarak kalmayalım!. Bunu yaptıktan sonra konuya uygun soralım: -Be ama nerde buldunuz Maraş’ı ki verip vermemeyi alınacaklara bağlıyorsunuz?.” Bir “evkaf malı” hikayesi vardı, o da İngiliz döneminde karşılığında alınan parayla satılanlarda ortadan kalktı.. O mallar ne kadar işgal altında tutulsa da sonunda gerçek sahiplerinin kullanımına açılacak. Buraya bir nokta koyup konuyu biraz daha açalım. *** Meselenin özü konunun genelindedir efendim. Konu da Kıbrıs sorunun genelidir. 1974 sonrasında yapılanlarla gelinen noktadır. Siz ayrıntılarda şeytanlaşarak “vermeyüz-yapmayuz” demeyi savunmada 1571 zihniyeti ile dolaşa durun, dünya size yaptıracak sonunda yapılaması gerekeni mutlaka. Silahlı kuvvetlerin koruduğu sistemler kolayına çökemez ama sonunda çöker! Gidişat o yönedir,yaşayanlarımız bunu görecek... *** Öz işgaldir. Her ne kadar “Türk tarihi” bunu böyle kabul etmezse de, dünya hukuk tarihi bunu böyle biliyor,sayfalarına da böyle geçiriyor.. Kıbrıs’ın kuzeyinde “devlet” denilen mekanizmanın tuttuğu topraklar işgal topraklarıdır. Ve dünya işgal altındaki topraklarda kurulan devleti tanıyamaz,burada yaşayanlara uygulanan izolasyonlar da kaldırılamaz.. Çünkü bilinir ki hırsızlığa çanak tutanlar da hırsız kadar suçlu duruma düşer. Ha,şimdi ayrıntılara dalınarak şeytanlaşanlar, “Kıbrıs Türk halkının haklarından” bahsederek ortaya bir ayrıntı daha atabilirler. Geçersizdir efendim,birbirimizi aldatmayalım: Ayrıntılarda gizlenmeye çalışılan Kıbrıslının değil, işgalcinin haklarıdır.. KKTC denilen devlet Türkiye için vardır. İddiamıza örnek istiyorsanız,Kıbrıs’ın kuzeyindeki yaşama bir bakın!.. *** Ve efendim,sonuçta söyleyebileceğimiz bu halka ihanet edilmesini tekrarlamaktır.. Kıbrıs Cumhuriyetinde Uluslararası tanınmış haklarımız dururken, silah zoruyla ele geçirilen topraklarda “ayrı devlet” diye diye zamana oynamaya çalışanların yaptıkları, meselenin özünün ihanet yanıdır. Türkiye ve Türkiye vatandaşı olarak buralarda bulunanlar, ihanetçiler olmazlar. Doğaldır,onlar her işgalcinin yaptıklarını savunup işgali ve getirdiklerini savunacaklardır. Çünkü esas devletlerinin ve kendi çıkarları oradadır. İhanet, kendi ülke topraklarının işgaline sessiz kalıp, ülke halkının baskılar altında yaşatılmasına çanak tutan, halkının yanında olmadan kopanların tavrındadır .. Dün söylediklerine bugün ters düşenlerinin yaptıklarıdır. Meselenin çok özleri vardır efendim. Bir önemli özü de budur. copyleft (c) 2001-05 hamamboculeri.org
| ||