Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 22 Temmuz 2005 Ahmet Karaman | ||
DÜNDEN BUGÜNE. ASKERDEN SİVİLE.. Nabza göre şerbet vere vere ne hallere düştük,birilerimiz ve en yapmaması gerekenlerimiz bu tavırlarını en olmaması gereken yerlerde sürdürüyorlar..“Yahu ayıptır,günahtır”,hatta daha ileri giderek “bu yaptığınız halka ihanettir” diyoruz,duyan kim?.. “Demokrasinin” seçim çarkları işlemiş,sandıktan beş yıllığına çıkılmış ya,belli ki gözlere perde çekildiği gibi pamuk da tıkanmış kulaklara... Mecliste vekil çoğunluğu olduk sonra hükümet etme tamamdır, dönem sona ermeyince sarayda oturmak da evladır. Bu ülkede aksi olamaz,”bulunanların” devamları vardır ve yasaldır.. “Statüko” olması bile farketmez.. Halk oyunu beş yıl için vermiştir ya, daha önce geri alma hakkına sahip değildir.. Kendine başka söylenip başka yapılmasına tanık olması halinde bile bu şansı yoktur.. Kıbrıs’ın kuzeyinde işte öylesi günleri yaşıyoruz.. *** 20 Temmuz harekatının başladığı otuz yıl öncesinde uçaklardan özellikle Kıbrıslı Rumlara atılan bildiride aynen şöyle deniliyordu: “Kıbrıs Rumları. Biz kan dökmek istemiyoruz. Sizleri dost bildik,yine de dost bileceğiz. Bu adayı sizi kandıranlardan ve kana bulayanlardan temizlemeye geldik..Güzel adanda yine asırlarca kardeş bildiğin Kıbrıs Türkü ile huzur içinde yaşayacaksın.. Biz bunu sağladıktan sonra Türkiye’ye döneceğiz.Biz toprak değil,sulh,adalet ve kardeşlik istiyoruz. Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı.” O günlerde Rumca yazılıp Rum halkına atılan bildirilere bir bakınız,birde sonrasında yapılanlara, bugüne gelişte hala sürdürülenlere kafa yorunuz.. *** Cumhurbaşkanı Talat,o dağıtılan bildiriden yıllar sonra,o bildiriye yıllardır ters düşen günle ilgili söylenenleri günümüzde tekrar ediyor. Ve ifade etmek gerekirse halka ve dünyaya,eskilerden gelinen doğru olmayanı da söylüyor: -Kıbrıs Türk Halkının kaderinde bir dönüm noktası olan 20 Temmuz’un anlam ve önemini hepiniz çok iyi biliyorsunuz.1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’nin anayasal düzenini tümüyle ortadan kaldırıp,Kıbrıslı Türkleri adadan silmeyi amaçlayan,Yunan Cuntası desteğindeki faşist Sampson darbesi,bundan 31 yıl önce,15 Temmuz’da gerçekleştirilmişti.Ve hemen bunun akabinde,Kıbrıs’ta bir kez daha bozulan anayasal düzeni tesisi etmek için,hem Kıbrıslı Türklere,hemde Kıbrıslı Rumlara barış,özgürlük ve can güvenliği içinde bir yaşam sağlamak amacıyla Türk Silahlı Kuvvetleri duruma müdahale etmişti.” *** Şimdi 1974 harekatında bir askerin Rum halkına Rumca attığı bildiriye,birde sayın Talat’ın yıldönümü ilgili verdiği demece bakın. Varmı öz olarak aralarında bir fark? Söylenenler neydi,ne yapılmıştı ve ne yapılıyor? Dikkatli yorumlarsanız görecekseniz ki, 1974’de uçakların Kıbrıslı Rumlara atılan Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı bildirisiyle, sayın Talat’ın “Barış-Özgürlük” bayramı nedeniyle iki gün önce yayınladığı bildiri arasında öz bakımından bir fark vardır.. Asker sivil uzlaşmasının çok güzel ve işbirliğini ortaya sergilemenin daha güzel bir örneği herhalde olamazdı.. Zaten bizim Cumhurbaşkanının Anayasamıza göre buradaki ordunun Başkomutanı olduğu yazılı olmasının da hakkını vermek lazım kardeşim. Devlet işinin devamında Denktaş Bey neyseydi, Talat bey de öyle olmakta haklıdır!.. *** Neyse, sayın Talat başka şeyler de söylüyor bizi yine düşündüren.Mesela diyor ki “Papadolus’a uzattığımız elimiz boşta kalıyor”.. Asker ağırlıklı,haydi öyle demeyelim de uyuşmalı, dünden bugüne yansıyan gelişmelerde sayın Talat o uzattığını söylediği elinde neler,ne adaletsizlikler hukuksuzluklar,hatta ucu insan hakları ihlallerine kadar dayanan şeyler olduğuna bir kafa yoracak kadar kendine gelebilse!... Zannedersem o elin boşta kalmasını,daha da kalmaya mahkum olduğunu anlayabilir. İş asker kafasıyla yönetilmesi süren ülkede, sivillerin de otomatik askerliği uygulamasında oluşunu anlayabilmede de .. O anlayışa kavuşmak kolay olamıyor işte!!.. copyleft (c) 2001-05 hamamboculeri.org
| ||