Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 28 Temmuz 2005

Ahmet Karaman

 

OLMUYOR ARTIK MARİYA..

Çok uyarmaya çalıştık ama,görüyoruz ki sendeki birilerinin bizdekilerden bir farkı yok be Mariya..

Ayni şovenizm vatanımızın kuzey yarısında, ayni şovenizm güney yarısında..

Ve bir elmanın iki yarısı kurtulamıyor kurtluluktan!..

Kusura bakma, kızgınlık işte..

Her zaman yaptığım gibi hal hatır sorarak başlayamadım bu defa yazıma.

Ama asabiyette ölü gibi olmak,hele de kuzey Kıbrıs’ta yaşarken olabilmek,ve hele de bunu yaşadığı her günün olaylarında içinde duyarak yaşayabilmek,mümkün değil insana..

Ekonomi ve siyasinin birleşen ayıp ve günahları,dahası ihanetleri,delirtmeye yeter insanı.

***

Biliyorsun işte.Kalkıp yıllarca ezilmenin getirdiği öfkede,yollar sokaklar oldu mekanımız.

Bizden bildiğimiz parti ve örgütlerle bir yerlere varacağımızı, statükoyu yıkacağımızı düşünüp düştük yollara büyük bir heyecan ve coşkuyla..

Uzatmayalım,sonunda statükoyu devirdik iktidardan..

Daha doğrusu öyle zannettik..

Meğer ne büyük yanılmış/yanıltımışız Mariya..

Statüko şimdi kendi elimizle ve dününü aratırcasına başımızda.

Hani derler ya gözleri değil, elleri de hem ekmeğimizde hem de barışımızda...

Bizim şu “kurtarılma” meselemiz var ya bitmeyen..

“Gelip de kurtardık” işi,bilirsin..

İşte hikaye benzeriyle ayni hikaye!.

İşgalci ayni işgalci,sözcüsü ve kollayıcısı değişti..

Bir ihanetler zinciridir yeni dönemde yaşatılmaya başladığımız,artık bunun ölçüsü de yok!.

Türk askerine karşı gelemiyorduk Türklüğünde...

Başta sendikalar olmak üzere, el atılan sivil toplum örgütleri karşı gelemiyorlar gidişata düşürüldükleri tekkecilikte.

Ve göz göre göre eriyip gidiyoruz ihanetlerde...

***

Sizdekiler de bu gidişata (istisnalar kaideyi bozmaz) ne yazık ki çanak tutuyorlar Mariya..

Hani bizdeki işgalcilerce yamakları, kurdukları işgal altındaki topraklarımızda devletleriyle bize Kıbrıslı olarak yok edici siyasetlerini uygulamayı sürdürüyorlar ya,sizdekiler de benzeri uygulamalarıyla bal sürüyorlar ekmeklerine..

Güney Kıbrıs’ta başını alıp giden şovenizme yeterince karşı çıkan yok...

Olan ortak vatanımız dediğimiz toprakların işgal altında yaşayan bizlere oluyor..

Bir tokat işgalcimizden yerken,bir tokat da sizinkilerden yiyoruz..

En azından özgür kalan bölgede yaşamamamız gerekenler yaşanıyor,yaşatılıyor..

Bunların acıları,çileleri ve öfkeleri de bize düşüyor..

***

Bizdeki şovenler “artık Kıbrıs Cumhuriyeti yok” demeyi sürdürürken,sizdekiler de bunu adeta kanıtlamak isterlercesine işleri bir o kadar daha yokuşa sürüyorlar..

Biz bazı zorlukları anlamaya çalışıyoruz da,bazılarını da anlamada zorlanıyoruz!!.

Mesela ortak vatanımız olması gereken özgür topraklarda bakıyoruz hala daha Kıbrıs Cumhuriyeti bayrakları yanında Yunan bayrakları da dalgalanıyor..

Türkçe olması gereken bazı elzem yapılandırmalar devlet dairelerinde hala yok..ve her Kıbrıslı da takdir edersiniz ki Rumca bilmiyor..

Bazı dairelerde Türk Rum ayırımcılığı maalesef hala sürdürülüyor..

Ve güneye geçen Kıbrıslılar, bu uygulamalara takılmada,bunları görmede ne kadar iyi niyetli olsalar da,bir yerden sonra iyi yönde düşünmüyorlar..

***

Evet, biz Kıbrıs’ın kuzeyinde işgal altında yaşıyoruz..

Ve yapabildiğimiz kadar,tüm ihanetlere karşın da işgale direnmeye çalışıyoruz.

Direklere çekilen iki Türk bayrağına da, kurulan işgal rejimine de karşıyız.

Ama güneyde ayni şekilde Yunan Bayrağının Kıbrıs Cumhuriyeti bayrağına eşlik ettirilmesi, Kıbrıs Cumhuriyeti adına çıkılan maçta Yunan bayraklarının tribünleri doldurması

Şovenizm olayında durup düşündürür bizleri..

Uygulamalardaki ayırımcılıklar gibi.

Evet,bazı zorluklarınız anlıyoruz..

Ama kolayca yapılacakların yapılmayanlarında yaşadığımız acılara de öfke duyuyoruz.

Kuzeydeki süngü dürtmesine güneyden tokat yemek...

Olmuyor artık Mariya!.

copyleft (c) 2001-05 hamamboculeri.org