Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 21 Eylül 2005 Ahmet Karaman | ||
ŞAHİDİN DAMGASI Aklınıza bir şeyi kabul etmemeyi koydunuz mu,imkanı yok karşınıza ne kadar doğrularla çıkılırsa çıkılsın, mutlaka çıkılanlara karşı bir kulp bulursunuz..Her sözünüze söz, arşınınıza bez getirenlerle mümkün değil uzlaşmanız kardeşim. Ve öyle bir an gelir ki hani bir deyimle “öldür beni ver cerememi” denir ya, sanal olarak o duruma da gelebilirsiniz. Artık bundan öte görev sinirlerinize ve sabrınıza, bunlara bağlı olarak mantığınıza düşer. Tartıştığınız ya Demirel gibi alıp şapkasını giderse elinden kurtulursunuz , veya da “ bana sağcılar cinayet işliyor dedirtemezseniz” yollu karşınızda duranla anlaşılamayacağını bile bile cebelleşip durursunuz.. *** Bakın bizde de birileri akıllarını bazı şeylere takmışlar ki,ne söylerseniz söyleyiniz imkanı yok altında kalmamak için ellerinden gelenin de ötesinde anlamamakta direniyorlar. Şu karşımdaki adam da onlardan birisi.. Piyangonun amortileri de hep bize rastlıyor be kardeşim!. Sanki ben mecburum en çok bilet paramı kurtaracağım bilete para yatırayım ve bekleyeyim!.. Efendim,bunun içinde biz gerçekleri göremiyormuşuz da! Tartıştığımız konu da 1974 sonrası buralara askerinden siviline taşınanlar. Ne hakla ve neye güvenerek “gidecekler” diyormuşuz?. Ve bunu sesli olarak söylüyor ki başkalarının da dikkatini üzerine çekerek kendisine avantaj sağlayabilsin. Malum ya memlekette her yerde olduğu gibi burada da çoğunlukta olanlar olaya dahil olabilir. Biz kaç kişi kaldık ki ülkenin yaratılan demokrasisinde konuşabilelim!.. Gelip de kurtarmada söz hakkı onların!... Sol ağırlıklı hükümetimiz ve Cumhurbaşkanımız bile onların yanında yer aldıktan sonra, biz hangi güce güvenelim ülke demokrasisinde?!.. Ve nasıl konuşabilelim?.. *** Adam soruyor ben sadece düşünüyorum: Buralara gelenler veya getirilenler,karşımızda olanlarla yazılı anlaşma olmadan nasıl geriye götürülebilirlermiş? Ellerinden üzerlerinde yıllardır oturdukları mallar nasıl geri alınabilirmiş?. Adam “yazılılara” takmış gidiyor.. E insaf be kardeşim: Yani getirilenler karşımızda olanlarla yazılı anlaşma yapılarak mı buralara getirildiler?. O ellere verilen taşınmaz malları karşımızda olanlarla anlaşarak mı verdik getirilenlere?.. Haydi karşımızda olanları geçin.. Ayni şeyler bize sorularak mı yapıldı yani?. Var mı birilerinin elinde böyle geçerli yazılı bir anlaşma metni ki, ben durup buna uymak zorunda hissedeyim kendimi?. Efendim?... *** Adama bunlara anlatıyorum,yanıtı cebinde çoktan “yazılıymış” meğer: -Talat bile savunmuyor senin söylediklerini,sen neler söylüyorsun?. Haklı adam, ne diyebilirim?. Demokrasi bir çoğunluk sistemidir Ve artık bu ülkenin çoğalan yabancısında olduğu gibi demokrasisi de yabancıdır bize. Demokratik haklarımızı kullanarak seçtik,seçilenler de karşımızda yeni seçmenlere dayanmada!. Bir ihanet var ortada da kimde acaba?. Yazılı anlaşma yapmayı düşünmemiştik ki vaktiyle söylenenlerde. Gerçi söylenenler vardı ama bunlar karşılıklı yazılı olmamıştı ki?!. *** Neyse,yazılı olmayanlarda yapılanlarda aksi düşüncemiz için yazılı anlaşma arıyor birileri. Yaşananlar geçerli değil,veya işe gelende geçerlidir. Eh,bizim bu durumda bir sıkıntımız yok. Nasılsa sorunu uluslararası anlaşmalar çözecek ve bizim savunduklarımızın aksini savunanlar,orada çıkıp kendi savunduklarına tanıklık yapabilecek. Tek bir şey söyleyip bitirelim: -Şahidin kıçı damgalıdır. Ve açıldığında bu damganın menşei görülebilir!. Unutulmasın!.. copyleft (c) 2001-05 hamamboculeri.org
| ||