Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 6 Ekim 2005

Ahmet Karaman

 

TÜRKLÜK BUDUR...

Telkin vermek çok önemlidir efendim. Biz ana rahminden düştüğümüz andan değilse bile okul çağına gelişte telkin alıp-vermekle başlarız işe...

Bu konuyu işimize gelmediğinden göremeyiz ama ne Mussolini,ne Hitler çatar bize..

Kıbrıs’lı Alparslan Türkeş diyeceğim ya, o sonradan gelir bulaşır bu işte...

Devlet politikası Faşizme eş olması daha öncelere dayanır,biçare Türkeş taklitçi olmada yalnız başarabildiği kadar vardır ..

Ve hani o uluyanlar hep devletin yanındadırlar ya, doğrudur..

Bu köpekler..Pardon Kurtlar kendilerini buna adayanlardır,devleti geriye çekip kendileri ortaya çıkmada onu gerçekten koruyanlardır...

“Türkeş içerde ama fikirleri iktidardır” sözleri boşuna kullanılmamıştır!..

***

Evet. Önceleri ilkokul çağından başlardı resmi faşizm politikası,şimdi ana okulları yaşına kadar indirildi..

Sınıf girişi öncesi toplu halde hep o anttır içilen:

-Türküm,doğruyum çalışkanım.Yasam küçüklerimi korumak,büyüklerimi saymak ....

Sonu ise şöyle bitirilir o anttır:

-Varlığım Türk varlığına armağan olsun...

Yani en başından alıştırılırız Türk ve doğru olduğumuza,ve dayandırılırız varlığımızı millete adamamıza..

Eh, buna hazırlamada insanı,”fakirlikte bir zenginlik” yakalama kolay değil dünyada...

Atatürk gerçekten de boşuna söylememiş o tarihi lafı:

- Ne mutlu Türküm diyene...

Atatürkçülüğe karşı suç işleme mi dediniz bunun adına?..

Bırakın öyle olsun.O bilmem kaç okla tasvir edilen kurduğu partisinin “umdelerinden” gelip birisi de bizi vursun!..

Eskiden şeriatın kestiği kol acımazdı,şimdi yerine işe geldiği gibi kullanılmada yenisi konsun!.. (Hoş çoktan konmuş ya!)

***

Ha, atlamayalım:

Yukarda tarifini yaptığımız ant içmeden önce İstiklal Marşı gelir ki o daha önemli:

Okunan ilk mısralarda vermek istenilen düşürülür aklımıza:

-Çatma kurban olayım çehreni ey nazlı hilal

kahraman ırkıma bir gül,ne bu şiddet bu celal.

Olmaz sonra dökülen kanlarımız sana helal...”

Alın işte “ırkıma” diyerek aklımıza daha küçük yaşta ırkçılığın düşürülüşünü..

Ve o İstiklal Marşında çağdaş olmayan çok anlatımlar var ama buna dokunmak kimin haddine?..

Bırakın sağcıları vs.,dünyada “ırkçılığa karşı olan” Türk solcularının büyük kısmı bile sarılır süngüye ve imana da, bu konuda “tövbe Allah” söz söyletmezler size..

Önce Türk olmada öyle bir dikilirler ki önünüze,süt emen çocuk gibi kalır yanlarında tarihe mal olmuş Genç Osman bile!...

***

Ve işte böyle başlar Türklüğün öyküsü..

Eh.ağaç yaş iken eğildi mi doğrulmaz kolayına bir kere..Türk gelenekleri görenekleri derken,tarih içinde inilir esas kökene.. Anlı şanlı vede eli kanlı Osmanlı tarih içinden çıkar karşınıza bütün azameti ile..

İstanbul’un fethi,Kıbrıs’ın fethi yazılır da “Türk tarihine”, Pir Sultan ve benzerleri es geçilir,sade şarkılarda ve öykülerde yaşatılır..Tarihe işleneni ise devlete isyandır,bunu adı da “navbekarlıktır,padişaha baş kaldırmaktır hainliktir”.

Ve katli vaciptir..

-Padişahım çok yaşa..”

Tarih içinden gelen hala o sestir:

***

Türklüğün hikayesi telkinle başlar,telkinle sürdürülür ve telkinle noktalanır..

Uymayan uydurulur..

Asker milletiz ya önceden beri,arada bir telkinden dışarı çıkılacak gibi olunursa,Türklüğü koruyacak bir General bulunur ve bu iş sürdürülür!..

Türk dünyada budur...

copyleft (c) 2001-05 hamamboculeri.org