Gancelli, 22 Subat 2001
Eser Keskiner
Nedir Gancelli? Neden Gancelli?
“Hamamböcüleri” sanal dergimiz için yazdığım ilk yazıda medyanın önemine değinmiş, günümüz popüler medyasının nasıl egemen güçlerin kendi gündem ve görüşlerini toplumlara empoze etme ve onları kendi hayatlarında önemli olan olaylardan soyutlama aracı olarak kullanıldıgını açıklamaya calışmıştım. Tüm bu olumsuzluklar karşısında halka ulaşabilmek icin kendi medyamızı oluşturmanın önemine değinmiş ve “Hamamböcüleri” sürecinin kısılmaya çalışılan sesimizin daha gür çıkması icin önemli bir adim olduğunu belirtmiştim. Bugünse “Gancelli” köşesinin çerçevesini çizmek, süreç içerisinde bu köşede nelere değinileceği hakkında bazı ipuçlari vermek istiyorum.
Öncelikle “Neden Gancelli?”. Süphesiz Zeki Erkut’un geen haftaki bir yazısında belirttiği gibi Kıbrıslılık kavramına ve Kıbrıs kültürüne yapılan saldırılar karşısında bizim olana sahip çıkma güdüsünün rolü büyük bu koşenin adının seçilmesinde. Fakat sadece “Gıbrızlıca bir kelime olsun da ne olursa” diye yola çıkılıp da ilk akla gelen “Gıbrızlıca” kelime bu köşenin adı olarak seçilmedi.
Gancellinin rolü “içerisi” ile “dısarısı” arasındaki iletişimi kontrol etmektir. Gancelliyi kaparsınız, ne içeri birşey girebilir ne de içerden dışarıya birşey çıkabilir. Gancellinin “koruduğu” içerisi, dışarının “tehlike”sinden uzak kendi haline yaşar. Ama bunun bir bedeli olarak da doğal gelişiminden uzak kalır.
Ülkemizde hem fiziksel olarak bizi belirli bir alana kısıtlayan Gancelliler var, hem de düşünce yapımızı etkileyen “zihinsel Gancelliler”. Bu köşede fiziksel Gancellilerden kurtulmanin yolunun ancak zihinsel Gancellileri ortadan kaldırmak oldugu inancı doğrultusunda yazılmış yazılar bulacaksiniz. Peki nedir bu zihinsel Gancelliler ve nasıl oluşurlar ya da olusturulurlar?
Su ya da bu şekilde kendi doğrularımızı oluşturduktan sonra ya da bu “doğrular” bizim için oluşturulduktan sonra beynimizi kapatıp artik herşeyi anladığımıza, bizim doğrularımız dışında her çeşit düşüncenin de zaralı ve yanlış olduguna kanaat getiririz. Olayları ve kavramları sorgulamaktan vazgeçer, kendi yarattığımız “doğrular dünyası”nı sorgulayan herşeyi de düşman belleriz.
Yaşam şartlarımız, her alanda oldugu gibi düşünce alanında da “fast food”vari bir yapılanmayi hem kolay hem de çekici kılar. Size bir paket içerisinde sunulan “doğrular”ı oldugu gibi kabul eder ve karşınıza çıkacak her türlü olayi bu paketin içerisindeki düşünce kalıplarıyla yargılarsınız. Bu tip bir yaklaşımı benimserseniz hayat sizin için kolaylaşır. Örneğin Kıbrıs konusunda karşınıza çıkacak her türlü soruyu “Türk’ün Türk’ten baska dostu yok”, “Rumlar bizi asti, kesti onlarla yaşayamayız”, “AB=Enosis” gibi slogan değerinin dışında pek bir anlamı olmayan laflarla “analiz edersiniz”. Size verilen bu “kurabiye kesici” o kadar güçlüdür ki yillar boyu hiçbir değişikliğe gitmeden farklı hamurları aynı şekilde kesmeye devam edersiniz. Hem yeni bilgiye ulaşma gereğini ortadan kaldırarak “zaman kazanmış”, hem de rejim için “cici cocuk” olup çocuklarınıza iş bulma şansınızı sürdürmüş olursunuz. Siz yeter ki “o Gancelliyi kapalı tutun”. Sakıncalı düşüncelerin o saf fikir bahçenizi kirletmesine izin vermeyin. Gerisi kolay.
Gancelliyi kapalı tutmanız icin bu kadar “çekici sebep” varken, bu köşeden ısrarla fikir bahçenize sakincalı düşünceler atılacak. Mümkün olduğunca günlük olayların dışında kalınıp tartışmalar sistem boyutunda ele alınmaya calışılacak. Elbette arada bir yaşadığımız absürd ortama ve koşullara da dokunduracağız, ancak bunu yaparken de amaç, bu koşulları doğuran düşünce yapısını ve sistemi sorgulamak ve anlamak olacak. “Nasıl bir devlet?” değil “Neden ille ki devlet?”, “Hangi ideoloji?” değil, “Neden ille ki ideoloji?” sorularını sorup “değişmez” olarak kabul edilen kavramları sorgulayacağız. Sorgulanacak kavram cok, önumüzdeki süreç uzun. Gelin Gancellileri hep birlikte açmaya calışalım.